MÜSİAD raporu: “Bankacılık bir miktar risk taşımalı”

Salı, 25 Haziran 2013 14:29

musiad-genel-baskani-nail-olpak-aciklamasi-4156827_614_300“2013 Türkiye Ekonomisi Raporu”nu kamuoyuna açıklayan MÜSİAD Genel Başkan Nail Olpak, “Bankacılık sadece teminata kredi vermekten çıkmalı, bir miktar risk taşımalı” dedi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak, 2013 Türkiye Ekonomisi Raporunu düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.

Olpak, Türkiye ekonomisinin rakamsal olarak büyümesini önemsediklerini belirterek, asıl olarak gelirin ve refahın adil dağılımını sağlayacak makro ve mikro politikaların iktisadi, sosyal ve siyasi sahalarda da verimli uygulanmasıyla yapılacak kalkınmayı amaçladıklarını kaydetti.

MÜSİAD olarak böyle bir kalkınma için zorunlu gördükleri politikaları, hedefledikleri müreffeh bir Türkiye resminin parçaları oldukları için önemsediklerini ifade eden Olpak, şunları söyledi:

“2012, ülkemiz için makroekonomik göstergelerde dengelenme yılı olarak kayıtlara geçti. 2010 ve 2011 yıllarında rekor büyümelere imza atan ülkemiz, yapısal sorunlarından ötürü kronikleşen, büyüyen bir cari açık problemiyle karşı karşıya geldi. Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde negatif büyüme oranları, mali dengelerde istikrarsızlık, artan işsizlik gibi iktisadi, sosyal, siyasi yansımaları olan pek çok sorun henüz çözüme kavuşturulamadı. Türkiye’nin 4 derecelendirme kuruluşundan tekrar yatırım yapılabilir kredi notunu alması, ülkemizin son 10 yıllık süreçte göstermiş olduğu başarının, uluslararası arenada da takdir gördüğünün ispatı olmuştur. Biz bunu, Güven Ekonomisi olarak adlandırıyoruz.”

“Demokrasi ve özgürlüklerden yanayız”

Olpak, Taksim Gezi Parkı’ndaki olaylara işaret ederek, şunları anlattı:

“Çevre hassasiyeti ile başlatılan eylemlerin, amacından saptırılarak başka amaçlar uğruna provoke edildiğine şahit olduk. MÜSİAD olarak, farklı düşüncelerin, şiddet içermeden ve şiddetle karşılaşmadan ifade edilebilmesini savunduk. Demokrasi ve özgürlüklerden yanayız. Ancak talepleri ifade etme özgürlüğünün, ülkenin Başbakanına hakaret etme, kamu ve vatandaşa ait mallara, sosyal hayata, iş hayatının sürmesine zarar verme aşamasına getirilmesine ve gösteri terörüne de karşıyız.”

Olpak, bu olaylarda, Türkiye’nin gücünün test edildiğini belirterek, “Türkiye’nin bankacılık sistemi, finans kurumları, borsası, piyasaları, kamu maliyesi, kamu idaresi, sinirleri, vatandaşın farklı görüşlere tahammülü test edildi. Bir tartışmayla gecelik faizin yüzde 7 bin 200′lere çıktığı Türkiye’den, gösteriler sebebiyle piyasalarının beklendiği oranda etkilenmediği bir Türkiye’ye geldik” dedi.

Bunda, barış ve demokrasi atılımlarıyla daha güvenli hale gelen Türkiye’nin, huzur arayışının büyük payı bulunduğunu ifade eden Olpak, “Güven Ekonomisinde Büyümenin Finansmanı” raporunda finansman sorununu gündeme taşıdıklarını belirtti.

Nail Olpak, Türkiye’nin ihracatının ithalata bağımlılığının yüksek olması ve tasarruf oranlarının düşüklüğü sebebiyle ülkenin finansman konusunda dışa bağımlılığını sürdürdüğünü anımsatarak, “Bu Türkiye’nin uzun soluklu koşusunda dış kaynaklı risklere karşı kırılganlığını artırabiliyor. Etkin ve verimli bir finansman politikasının, güven ekonomisi için ne kadar önemli olduğu takdir edilecektir” diye konuştu.

“Bankacılığın projeye de kredi veren sisteme geçmesi lazım”

Olpak, raporda MÜSİAD olarak finansman kaynağı oluşturulması konusunda önerileri ile işletmelerin ve geleceği şekillendirecek girişim faaliyetlerinin, oluşan finansal kaynaklara ulaşımındaki problemlerine değinildiğini aktararak, şu çözüm önerilerinde bulundu:

“Bankacılığın teminata kredi veren sistemden projeye de kredi veren sisteme geçmesi lazım. Kamu bankalarının, mevduat bankacılığı kadar yatırım bankacılığı faaliyetlerinin de ağırlık kazanması gerekiyor. Bankacılık sisteminin proje finansmanı için teşvik edilmesi lazım. Kamu projelerinin finanse edilebilir ölçeklere bölünmesi ve projelerin gerçekleştirilmesinde tabanın genişletilmesi, enerji yatırımlarında, orta büyüklükteki işletmelerin de önünün açılması gerekiyor. Büyük ölçekli portföy özelleştirmelerinde, bildiğiniz üzere kamunun elindeki hisselerin tamamı blok yöntemle elden çıkarılmaktadır. Bunun yerine, kademeli bir hisse devri opsiyonu da göz önünde bulundurulabilir. Kamu-özel sektör işbirliklerinin daha fazla etkin olması lazım.”

“Bankacılıkla bir sürtüşme içinde değiliz”

Toplantı sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Olpak, bankacılık sektörüne ilişkin önerilerinin detaylarına ilişkin soru üzerine şunları anlattı:

“Ana başlıklar altında şunu söyleyebilirim ki, zaten sistem düzgün çalışsaydı biz yeni önerilerde bulunmazdık. Biz de sistemin çalışmadığını, ama büyüme yolundaki Türkiye’nin de önündeki engel olduğunu söylüyoruz. Bankacılık sektörünün de bizim gibi ticari işletmeler olduğunun bilincindeyiz ve bankacılıkla da bir sürtüşme içinde değiliz. Ama bizler nasıl kar ve zararı kendi bünyemizde bulundurabiliyorsak, bankacılık da sadece teminata kredi vermekten çıkmalı, bir miktar risk de taşımalı diyoruz. Ticari hayatın doğasında risk taşımak vardır. Teşvik etmek için iki unsur saydık, bunlardan birisi kamunun elinde üç tane büyük banka var, bu bankalar yine görev zararı yazma hastalığına girmeden ama kar optimizasyonu yapsınlar ki yol açsınlar. İkincisi bankacılık sistemi de mecvuta göre daha riskli bir alana girerken teşvik edilsin. Kendi içinde onlara da riske girildiği takdirde birtakım ilave şartlar verilebilir.”

Olpak, raporda sundukları, kamu projelerinin finanse edilebilir ölçeklere bölünmesi ve projelerin gerçekleştirilmesinde tabanın genişletilmesi önerisi hakkındaki bir soru üzerine, çok büyük projelerin Türkiye’nin yüz akı olduğunu, gerçekleştiren firmaların da Türk firmaları olduğunu ve bundan herhangi bir şikayetleri olmadığını söyledi. Dikkat edilmesi gereken noktanın refahın yayılması olduğuna vurgu yapan Olpak, “Rakamsal büyüme değil de refahın tabana yayılmasından bahsettik. Elbette çok büyük projelerde küçük şirketlerin yer almasından bahsedemeyiz ama orta büyüklükteki işletmelerin projelerde yer almasının sağlanması, refahın tabana yayılmasını getirir” dedi.

Kastedilen uygulamanın Türk Telekom’da uygulandığına işaret eden Olpak, devletin Türk Telekom’dan tamamen çıkmadan kademeli süreç işlediğini dile getiren Olpak, kendilerinin de bunu kast ettiklerini, 1930′ların sistemine gitmek gibi bir sistem arayışı içinde olmadıklarını söyledi.

“Büyümenin 2013′te yüzde 4 civarında olacağını düşünüyoruz”

Nail Olpak, raporun hazırlanmasında Gezi Parkı olayları ve Fed açıklamasının yankılarının göz önüne alınıp alınmadığı yönündeki soruya şöyle yanıt verdi:

“Araştırma raporlarımız günlük basın bülteni şeklinde sadece günün fotoğrafını çeken raporlar değildir. Haziran ayı içerisinde gerçekleşen son verileri de dikkate almadan buraya gelmemiz söz konusu olamazdı ama son olaylara baktığımızda Türkiye bu olaylardan etkilendi fakat orta vadede ve uzun vadede rapor 2012′nin değerlendirmesinden başlayıp, 2013′ün sonuna ve hatta 2014 yılına bir yaklaşım gösteriyor. Bu noktada bir dengeye geleceğini düşünerek o tahminlerimizi ortaya koyduk. Tahminler belirli yanılmayı da içinde tutar.”

Olpak, ekonomideki kırılganlık ve tasarruf oranlarına ilişkin soruya karşılık, görevlerinin güzel olan şeyleri alkışlamak, eksik gördüklerini dile getirmek olduğunu söyledi. Cari açığın geçen sene getirildiği seviyenin pozitif olduğunu belirten Olpak, “Ama hala önümüzde bir sorun olarak duruyorsa buna da değinmek zorundayız” dedi.

Olpak büyümenin yayılması gerektiğinin altını çizerek, tabana doğru yayılma içinde bordrolu çalışanların da bundan en iyi şekilde nasibini alması gerektiğini ifade etti.

Tasarrufun artırılması konusunda, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) iyi bir teşvik olduğunu belirten OIpak, “Belki orada bir unsurun bir miktar geride kaldığını düşünüyorum. BES’in mevcut uygulaması içinde yer alan 18 yaşından küçük gençlerin BES’e dahil olmalarının ancak ebeveynleri üzerinde mümkün olduğu sistemin bu noktada rehabilite edilerek çocukların da kendileri üzerinden sisteme dahil edilmesinin, sistemi çok daha teşvik edeceği kanaatindeyim” değerlendirmesini yaptı.

Olpak, MÜSİAD’ın 2013 yılı tahminlerini ise şöyle açıkladı:

“Büyümenin bütün bu olaylara rağmen yüzde 4 civarında olacağını düşünüyoruz. İşsizlikte ise bugün AB’nin yüzde 12′ler civarında ortalamaya sahip olduğu ortamda biz işsizliğin bir miktar tırmanmayla beraber hala tek haneli rakamda kalacağını düşünüyoruz, onun için yüzde 9-9,5 bandını kendimize tahmin olarak koyduk. Bütçe açığı orta vadeli programda da yüzde 2 olarak öngörülmüştü, onun da yüzde 2 civarında gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Cari açığın, son olaylar olmasaydı 60 milyar doların altında gerçekleşeceğini öngörmüştük, ama bir miktar revize ederek 60-65 milyar dolar aralığında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Yüzde 4′lük büyüme ile bunu revize ettiğimizde ise karşısınıza yüzde 7,3 ile yüzde 7,9 arasında bir oran çıkacaktır. Enflasyonun da yüzde 6-6,5 aralığında kalacağını öngörüyoruz.”

Tags