Murat Sarı:”Kadınların malesef ki bu ülkede kendilerini korumayı öğrenmeye ihtiyaçları var.”

Pazartesi, 26 Haziran 2017 16:23

HAZIRLAYAN: HAZAL GAYGUSUZ

Kadına şiddet olayları ülkenin kanayan yarası… Türkiye, şort giydiği için hiç tanımadığı bir adamdan dayak yiyen, gece geç vakitte tek başına yürüdüğü için tacize ya da tecavüze uğrayan, eşinden ya da sevgilisinden ayrılmak istediği için canından olan, sosyal medyada fotoğraf paylaştığı için öz babasının kurşunu ile hayatı son bulan kadınların ülkesi oldu şu sıralar…Peki günümüzde kadınlar bu saldırgan, bu peşin hükümlü, bu yargılayan ve hüküm veren zihniyetlerle nasıl başa çıkacak? İçimizi belki biraz olsun soğutacak adalet kadınlar için ne zaman gerçek manada tecelli edecek? Ya da bu haberleri duydukça, okudukça ve hatta şahit oldukça öfkelenen ve bir şeylerin değişmesi gerektiğine inanan bizler, neler yapmalıyız? İşte Murat Sarı bu haberleri okuyup yakınmakla, üzülmekle kalmamış. Çare düşünmüş, çözüm üretmiş ve hayata geçirmiş. Kadınlar için umut ışığı olacak çok faydalı bir projeye imzasını atmış. Önce Murat Sarı’yı tanıyalım, sonra Hazal Gaygusuz’un soruları ile projeye daha yakından bakalım.

Murat Sarı ,1989 İstanbul doğumlu.. 12 yaşında Wushu ve Kick Box yapmaya başlayarak dövüş sporlarıyla tanışmış. Bu branşta kendi yaş grubunda yerel müsabakalar`da dereceler elde etmiş. Judo branşında kahverengi kuşak sahibi ve
Traditional Shotokan Karete-Do branşında siyah kuşak 2. Dan. Bu alanda Avrupa 3’üncülüğü ve Dünya Şampiyonluğu dereceleri var. Aktif olarak bu branşların tümünde çalışmalarına devam ediyor…
2014 yılı itibariyle Wingchun ve Escrima çalışmaya başlamış..

2

Öncelikle projenizden ve sizi bu projeye teşvik eden sebeplerden bahseder misiniz?

Kadıköy’deki okulu (Ebmas Moda) Kasım’da açtım, ilk istediğim gerekli olan bir şey üzerine fark yaratmaktı. Zaten bu proje benim yaklaşık bir senedir aklımda olan bir şeydi. Türkiye’de bu konuda büyük bir eksiklik gördüm çünkü bu tarz seminerler hiç verilmiyor. Kasım’da okulu açtım , ilk seminerimi Aralık ayında verdim. Maalesef Türkiye’de bir çok şiddet, taciz, tecavüz vakası oluyor. Amacım kadınlar için sosyal sorumluluk adı altında bir farkındalık yaratmaktı, güven vermekti .Gerektiği zaman yumruklarını sıkabileceklerini gösterebilmekti ve bunu başardık.

İlk seminerden sonra nasıl hissettiniz?

İlk seminerde açıkcası farklı bir heyecan vardı, kadınlara bu farkındalığı aşılayabilecek miyim diye merak ediyordum. Sandığımdan daha kalabalık geçti. Kesinlikle devamı gelmeli diye düşündüm.

Seminere katılan kadınlarda özgüven artışı oldu mu?

Bunu gözlemlememin yanı sıra kendilerine de tek tek “Bu seminere katılarak ne kaybettiniz ve ne kazandınız?” diye sordum, bir tanesi “Kadın dayak yemek zorunda değilmiş bunu anladım” dedi. En çok hoşuma giden cevap küçük bir kızdan geldi “Hocam siz bize kız gibi vurun dediniz” dedi “vurabildin mi peki?” diye sorduğumda özgüvenli bi şekilde “Vurdum.” demişti.

Birşeyi “KIZ GİBİ” yapmak malesef dilimizde kötü anlamlı bir tanım, ve siz bu tabuyu o küçük kızda yıkmışsınız. Bu paha biçilemez bir duygu olmalı.

Esasında dünyanın neresine gidersek gidelim , düzenlerin ataerkil bir yapı üzerine kurulu olduğunu görürüz. Malesef kadın ve erkek eşit değil ve kadınlar daha küçük yaştan kendilerini aciz olarak kodluyorlar. Buna sebep olan ilk olarak ebeveynleri, ilerdeki yaşlarda da kız arkadaşları, erkek arkadaşları, eşleri, iş ortamları… Kadınların üzerinde öyle çok baskı var ki… Kendini koruma konusunda “kız gibi” yapmaya gelirsek; kadınlar kendilerini korumayı, tepki göstermeyi çoğu zaman akıllarından bile geçirmiyolar çünkü bunu yapamayacaklarını düşünüyorlar. Ben bunu aşmalarına yardım etmeye yönelik çalışıyorum.

Seminerde ilk olarak konuya nasıl giriş yapıp nelerden bahsediyorsun?

Herhangi “şöyle vurursa siz de böyle karşılık verin” gibi klişe ve pata küte kalıplar değil de öncelikle kendilerini savunmak gibi bir hakları olduğunu anlatıyorum. Kendilerine zarar vermek isteyen birisine dozajında olmak suretiyle karşılık verdiklerinde haklı olduklarını anlatıyorum. Bunu açıklama sebebim de zaten şiddet gösteren insan tüm kötü niyetiyle canını acıtmaya, psikolojini sarsmaya geliyor ve herşeyi göze almış, bu durumda bir kadın olarak kendinden emin olup bu hakkını bilirsen daha güçlü durabilirsin. Çünkü bunu yapacak ya da yapmış olan erkeklerin bakış açısı her zaman “karşımdaki zaten bana göre güçsüz ve bana asla karşılık veremez” şeklinde. Bu durumda yumruk atabilmeyi bilen bir kadın yumruk atabilmeyi bilen bir erkekten daha avantajlı çünkü bir erkek başka bir erkekten yumruk bekler ama bir kadından yumruk yemeyi beklemez. Derler ya “İnsanı beklemediği yumruk yıkar” diye.

7

Peki seminerlerden sonra aldığınız geri dönüşler nasıl oldu?

Mesela iki öğrencim gece bir yerde kız kıza eğlenirken bir adam gelip temasta bulunup üstüne de sözlü bir tacizde bulunuyor, bunun üzerine öğrencim, adamın beklemediği bir anda, benim öğrettiğim tekniklerden birini kullanarak adama karşılık veriyor. Adam da bir kaç adım sendeledikten sonra yere düşüyor. Mekandaki herkes hem şaşırıyor hem de bir şekilde bu çıtkırıldım kızdan böyle bir teknikle bu tepkiyi görünce mutlu oluyorlar. Kız da adam kadar şaşırıyor aslında bunu başarabildiğine. Tabi ki erkek-kadın arasında güç anlamında erkek daha avantajlı ama teknik olayı değiştirir. Seminerlerde işlediğimiz konu da bu, teknikleri en yalın en gerçekçi halleriyle göstermeye çalışıyoruz. En hızlı ve zararsız şekilde nasıl karşılık verilebilir bunu öğretmeye çalışıyoruz.

Türkiye’de kadınlar dövüş sporlarına ilgi gösteriyorlar mı?

Malesef hayır, çok çok az ilgi var. Çünkü bu da o “kız gibi yapmak” tabusundan geliyor, erkek işi diye bakılıyor bu sporlara ama alakası yok. Gelen kadınlardan başabildiğini görüp, bu sporlara ısınıp o kadar çok düzenli olarak kursa gelmeye başlayan oldu ki şuan kadın katılımcı sayımız erkek katılımcı sayımızdan fazla. Bu beni çok mutlu etti.

Peki bu projeyi hayata geçirme aşamanızda aldığınız iyi/kötü tepkiler nelerdi?

Dürüst olmak gerekirse sektördeki çoğu kişi gereksiz buldu çünkü ilk bir kaç ay etkinliğe katılım onlara göre çok az oldu. Bir ara acaba ücretsiz bir etkinlik diye mi bu kadar az katılım oldu diye bile düşündüm. Sosyal medya aracılığıyla daha büyük kitlelere ulaşmaya çalıştım. Her seferinde kemikleşen bir kadro oluştu, onlar tanıdıklarını getirmeye başladılar, bir şekilde artışı yakaladık. Beni en çok mutlu eden biz 5-6 ay boyunca istikrarlı bir şekilde bu projeye inananarak devam edince başka okullardan başka hocalar da bu şekilde seminer vermeye başladılar. Gurur duydum.

Dersin içeriğini, savunma sanatlarını biraz açıklayabilir misin?

Benim bağlı olduğum Ebmas organizasyonu Wingchun ve Escrima temelli. Wingchun Kung Fu’nun bir türü ve bir kadın rahibe tarafından bulunuyor. Bir kadın icadı; olabildiğince az güçle olabildiğince etkili karşılık vermek üzerine kurulu. Bir kadın rahibenin bulduğu bu spor bu kadar güçlü ve etkiliyken ve erkekler bundan faydalanıyorken neden bir kadın bundan faydalanmasın?

Seminerlere rağbet gösteren kadınların yaş aralıkları nedir?

Özellikle 15-30 yaş arasından büyük bir ilgi var ama yaşça büyük hanımefendiler de katılım gösteriyorlar. Mesela sonra bu insanlar ablalarını, annelerini, kuzenlerini de getiriyorlar. Demek ki bir güven duyuyorlar eğitmene geldikleri zaman.

3

“Ben bu hareketleri asla yapamam!” dedikleri gözleri korktukları anlar oluyordur illaki, katılımcıları nasıl teşvik ediyorsunuz bu gibi durumlarda?

Mesela bir keresinde yapamayacağını düşünen birine ” hiç vals yaptınız mı biliyor musunuz?” diye sordum, ve beraber bir dakika kadar vals yaptık, o sırada öğretmeye çalıştığım hareket de şuydu; diyelim bir kişi senin boynunu tutuyor ve boynunla beraber tüm vücudunu geri çekmen gerekiyor= valsteki geri adım. Bu şekilde güzelce yapabileceğine inandı. Bir de belkide bu iddaalı bir laf olabilir ama karşıdaki katılımcıların bazılarının oğlu, erkek arkadaşı, kuzeni, abisi yaşındayım ve ilk defa bir erkek karşılarına çıkıyor beklentisiz bir şekilde sadece güçlü olmalarını istiyor.

Evet bu konuda çok haklısın! Erkekler kadınların onlara “ihtiyacı olması” durumunu seviyor ve bir şekilde güçlü bir kadın istemiyorlar karşılarında.

Erkeklerin büyük bir kısmı karşısındaki kadının güzel olmasını, anaç olmasını, iyi yemek yapmasını, zeki olmasını, iyi konuşabilmesi, iyi dans edebilmesini vs istiyor ama asla karşısındaki kadının güçlü olmasını istemiyor. Çünkü o zaman kendilerine ihtiyaç duyulmadığını hissediyorlar. Kadın-Erkek eşit değildir cümlesinin en doğru açıklaması bu. Söz konusu güç olduğu zaman erkek, kadına bu eşitliği sağlamak istemiyor.

Son olarak neler söylemek istersin?

Kadınlar çok güçlüler, kendi ayakları üzerinde durmayı erkeklerden daha bile önce öğreniyorlar ve başarıyorlar. Bizim kadınlara her zaman kapımız açık. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum bu benim bireysel olarak üstlendiğim bir şey ve çok da memnunum. Temmuz- Ağustos ayında kursumuz faal olmayacağı için Eylül ayında kaldığımız yerden devam edeceğiz. Onun dışında gelecekteki dönem için Mor Çatı, Çocuk Esirgeme gibi kurumlarla da işbirliği yaparak faydalı işler ortaya çıkarmak istiyorum. Olabildiğince elimizin değebildiği yere kadar gitmeliyiz. Yegane istediğim tek şey karşımdaki kadının güçlü olması Başarmak istediğim şey ise allah korusun başlarına bir şey gelirse öğrettiğimiz tekniklerle kendilerini o durumdan kurtarabilmeleri. Ve biz bu projeyi başlattıktan sonra çevre okullar ve kurslar da bu şekilde dersler vermeye başladılar. Kadınların malesef ki bu ülkede kendilerini korumayı öğrenmeye ihtiyaçları var ve insanın ihtiyacının ne olduğunu bilmesi çok önemli. Kendileri için bir iyilik yapsınlar ayda 1-2 saat ayırmak çok büyük birşey değil. Erkeklere söylemek istediğim tek şey ise karşılarındaki kadına saygı duysunlar ve karşılarındaki kadının güçlü olmasından korkmasınlar o zaman kendilerini daha da güçlü hissedecekler emin olsunlar.


Web sitesi; http://www.muratsari.info/
Facebook; @EbmasModa