Mülakat Öncesi ve Sonrası! Bu mülakat tavsiyelerine dikkat!

Çarşamba, 17 Nisan 2013 17:30

01906785_525224 yaşına gelmiş biri olarak şunu farkettim ki baya bi mülakata girmişim bugüne kadar. Staj için, part-time ya da full-time iş için, kısa dönemli bazı projeler için… Bunların hepsi ayrı bi tecrübe oldu aslında benim için. Hiçbir zaman mülakatlar konusunda bi uzman olmadım, eminim öğrenecek çok şeyim var fakat arkadaşlarımla bu konu üzerine pek bir konuşur olduk son zamanlarda. Herkesin enteresan bi mülakat tecrübesi oluyor ve herkes bu tecrübelerden bi şeyler öğrenmeye bakıyor. Bu haftaki yazımda mülakatlarda dikkat edilmesi gereken şeyleri bi uzman gözüyle değil de sürekli işin içinde olup yeni şeyler öğrenen birinin gözüyle anlatmak istedim.

Mülakat Öncesi

Gireceğiniz mülakat belki de hiç istemediğiniz bir şirkette, hiç ilginizi çekmeyen bir pozisyon için. E o zaman niye oradasınız? Bunun birkaç sebebi olabilir; aileniz sizi o pozisyonda, o mevkide görmek istiyor olabilir, sizin orada mutlu olmayacağınızı şimdiden anlamanın mümkün olmadığını düşünüyor olabilir. Ya da şöyle: Seçeneklerinizi arttırmak istiyorsunuzdur, asıl istediğiniz yerler olmazsa elinizde yedek bir kartınız olmuş olur. O kartı hiç kullanmayacağınızı da düşünseniz, şunu bilmekte fayda var: Bu tarz bir mülakatta daha az stresli olursunuz umursayın ya da umursamayın, olumlu geçen ve güzel geri dönüşler aldığınız bir mülakat size her zaman moral olur, güveninizi tazeler, o yüzden iyi değerlendirmek lazım. Peki ne yapmak lazım? Tabi ki bi Google’ ı açmak lazım. Şirketin adını bir yazıp, sitesine, hakkında çıkan haberlere bakmak lazım. Bu şirket ne yapıyor? Ne kadar büyük? Pazarda payı ne kadar? Medyada hakkında nasıl haberler var? Güncel gelişmeler neler? Bu soruların cevaplarını biliyor olmak sizi çoğu adaydan öne geçirecektir çünkü mülakatta bakılan en önemli şeylerden biri sizin bu işi ne kadar istediğinizi görmektir. Kuru kuruya “Ben bu şirketin bir parçası olmayı çok istiyorum/ Burada çalışmak benim hayalim/ Bu şirketin değerlerine saygım var” gibi cümleler maalesef para etmiyor. Bunu bu kadar isteyen insan neden istiyor?” Direk gelecek sorulardan bir tanesi bu mesela. O yüzden o işi ilk tercihiniz olarak istemiyorsanız bile, o an oradaysanız, önceden yapılmış küçük bir araştırma ile çoğu kişinin önüne geçebileceğinizi unutmayın. Ayrıca şunu da eklemekte yarar görüyorum; Facebook, Twitter gibi sosyal medya profillerinizi gözden geçirin, derli toplu olduğundan emin olun çünkü bilmenizi isterim ki sizinle mülakatı yapacak olan kişi ya da ekibin ilk bakacağı yerlerden bazıları buralardır.

Dış Görünümünüz

Bir arkadaşım hep bana şunu derdi, “Önemli olan iç güzellik, dış görünüşe takılmamak lazım”. Keşke her şey bu kadar basit olsa iş hayatında ama ne yazık ki böyle değil… O gün güzelce saçlar düzeltilmiş, kıyafetiniz özenle seçilmiş olmalı. Kızlarda makyajın fazla abartılmamış olması, erkeklerde de yaka düğmesinin kapanmış ve kravatın muntazam bir şekilde bağlanmış olması önemli. Tabi şirketten şirkete değişir, bazı şirketler gerçekten bunlara o kadar önem vermez ama şöyle bir gerçek var: ”İlk intiba son intibadır.” Ayrıca yapılan araştırmalara göre de dış görünüşümüz, karşımızdaki insanın bizim hakkımızdaki izlenimlerinin yarısını oluşturuyor.. Yani biraz daha samimi şekilde konuşacak olursak eğer; sevgili erkek arkadaşlar; mavi ya da gri tonlarda gömleklerden kaçınalım, beyaz renk tercih edip içine bir de V-yakalı bir t-shirt giymek riski en aza indirgemek olacaktır. O an stresten, gerilimden o mavi gömlekler laciverte, gri gömlekler ise kurşuniye dönüşebiliyor, tecrübeyle sabittir… Sonra mülakattan çıkınca bir aynada kendinize baktığınızda halısahada maçtan çıkmış gibi görürseniz kendinizi, şaşırmayın.

Giriş: El Sıkma Faslı

Mülakat zamanı geldi, içeri girmeden önce telefonunuzun en azından sesinin ve titreşiminin kapalı olduğundan emin olun, sosyal dünyadan yaklaşık bir saat uzak olmak size pek bir şey kaybettirmeyecektir ama çok şey kazandırabilir. İçeri girdiniz, el sıkışacaksınız. Bunu özellikle erkek arkadaşlar için söylemek istiyorum, “Yok artık kimse yapmaz” demeyin, yapanlar var: El sıkışacağınız zaman bunu bir erkeklik meselesi haline getirmeyin. Karşınızdakinin elini kuvvetle, düşmanınızın elini sıkarmışçasına sıkmayın; kimse kalkıp da “Kuvvetli adammış, alalım bunu” demez, yani eğer bir gece kulübünün güvenlik görevlisi olmak için değilse mülakatınız. Çok çekingen de davranmayın, kendinize güvendiğinizi gösteren bir şekilde sıkın o eli. Unutmayın, belki de kontratınızdaki iki imzadan biri o elle gelecek oraya.

Mülakat Esnasında

Mülakat anı geldi, çattı. El sıkıştınız, oturdunuz. Kendinizi güzelce tanıtın, daha önceki iş tecrübelerinizden, okuduğunuz okullardan, varsa eğer rol aldığınız projelerden bahsedin. “Ne anlatcam kendimi? Zaten CV’mi gördüler, okumasalar çağırmazlar” gibi düşüncelere kapılmayın, sakın. CV’yle insan tanınsaydı, mülakat olmazdı zaten, kontratı direk CV’ nize cevap olarak e-mail’ le atarlardı size. O pozisyon için gelen 10 adaydan en başarılısı bile olsanız, kendinizi pazarlayamadıktan sonra bunun hiçbir anlamı kalmaz. O 10 kişinin içindeki en zayıf CV’ nin sahibi bile biraz kendini pazarlayabiliyorsa, önünüze geçebilir.

Kendinizi tanıttıktan sonra karşınızdaki insan işle alakası olmayan, havadan sudan bir konu açtığında “Bir an önce sadede gelse de şu işi bitirip kalkıp gitsem şurdan” diye düşünüyor olsanız da sakın bunu belli etmeyin, hatta o düşünceyi kafanızdan silin. Karşınızdaki insanın yapacağı “small talk” diye de adlandırdığımız konuşma aslında sizin de rahatlamanız için yapılıyor, yoksa havanın o gün ne kadar sıcak olduğunu ya da İstanbul trafiğinin ne kadar berbat olduğunu zaten karşınızdaki insan biliyor, bunları 100. defa sizinle paylaşmaya ihtiyacı olduğunu zannetmiyorum. Bu yüzden güzel bir muhabbet çevirmeye bakın orada ama dikkat edin, o muhabbet sizin tarafınızdan futbol ya da siyaset gibi riskli konulara taşınmasın. Karşı taraf oraya getirirse ve sizin doğrularınızla çok örtüşmeyen yorumlar yaparsa da güler yüzle, saygılı bir şekilde konuşun, agresif bir şekilde içinizden geçen her şeyi söylemeyin. O insan o mülakatta o şirketi temsil ediyor olabilir fakat bu durum şirketteki herkesin bu şekilde düşündüğünü göstermez.

Asıl sorular başladıkça, karşıdaki sizi tanıyıp anlamak için size sorular sorduğunda güler yüzünüzü eksik etmeyin. Sevgili kız arkadaşlar, o gün erkek arkadaşınızla kavga mı ettiniz? O an onu unutun. Her şey güzel gidiyormuş gibi düşünün, mülakattan sonra ilişkinizin birinci yılını kutlayacakmışsınız diye farz edin. Erkek arkadaşlar, hiç sevmediğiniz, aranızın kötü olduğu birinden tahrik edici bir mesaj mı geldi? Adam resmen canına mı susamış? Susar abi. Koca sene hiçbir şey demez size, bekler, bekler ve o günü bulur, evet bulur ama siz mülakatta bunu unutun. Sanki mülakattan çıktığınızda sizin yanınıza gelecek ve “Abi büyüksün, ver elini öpeyim” diyecekmiş gibi düşünün gerekirse. Sinirinizi, stresinizi azaltabilecek, yüzünüzü o anlık güldürebilecek ne varsa düşünün, çok da kapılıp dalıp gitmeyin de tabi. Dediğim gibi, güler yüzünüzü eksik etmeyin ve konuşurken göz kontağını bozmayın, karşınızdakinin gözlerinden ayırmayın gözlerinizi. Bu diyeceğim ne kadar kulağa hoş gelmese de, sevgili erkek arkadaşlar, karşınızdaki bir kadınsa ve hafif bir dekoltesi varsa, o an bir erkek olduğunuzu unutun. Sakın ha gözünüz kaymasın, zor olacaksa da gözlerinizi kaçırın. Bunu özellikle test etmek isteyen, enteresan insanlar olabiliyor, tuzağa düşmeyin. Bu bir Amerikan filmi değildir, burası Türkiye, görmezden gelinmeyebilir, o insan bir anda tüm dünyanızı başınıza yıkabilir, aman diyeyim, siz bir profesyonelsiniz.

Konuşma sırasında stres yapabilirsiniz, çok normal. “Niye böyle oluyor?” diye düşünmeyin içinizden, yıllardır iş hayatında olan fakat topluluk karşısında konuşma yapacakken stres yapıp ne diyeceğini bilemeyen CEO’ lar bile mevcut, o yüzden gerilmek her türlü hakkınız, unutmayın, siz bir insansınız, robot değilsiniz. Fakat stres yaptığınızda vücut dilinize dikkat edin, ellerinize mukayyet olmaya çalışın. O eller saçınıza gidip o güzelim saçlarınızı yolmasın, onlar şu an size lazım, yıllar geçtikçe saçlarınızı dökmek için çok fırsatınız olacak zaten. Ellerinizle sürekli yüzünüzün değişik noktalarını kaşıyıp yara yapmayın, “mülakatta kötü görünmesin” diye sıkmadığınız sivilcelerinizi mülakat esnasında koparmayın. Bu seferde mülakattan çıktığınızda hem halı saha maçından çıkmış, hem de maçta epey bir darbe almış gibi görürsünüz kendinizi.

Ve Mülakat Biter

Evet, sonunda o büyük stres bitti, iyi veya kötü bir şekilde, ayağa kalktınız, yine mülakatın başında yapmış olduğunuz gibi el sıkışın, gülümseyin ve teşekkür edin. Araştırmalar gösteriyor ki adaylar mülakat sırasında karşısındakini etkilemiş olsalar da bu adayların çok azı durumu takip ediyor. Takibinizi yapın, kötü de geçmiş olsa cevabınızı alana kadar kadar peşinde olun işin , gerçekten istediğinizi göstermenin bir yolu da bu. Fakat bu takipleri yaparken çok ısrarcı bir tutum izlemeyin, ters tepebilir. Ayrıca bu takipleri Facebook, Twitter gibi sosyal ortamlardan değil de telefonla yapın.

Şöyle bir toparlamak gerekirse, bunlar samimi şekilde verilmiş tavsiyeler, yaşanmış olaylardan derlenip toplanmıştır. Hepsi, her şirket için yüzde yüz doğru olmayabilir fakat eminim ki genel bir profil çizmiştir size. Tabi, çoğu zaman işler planlandığı şekilde gitmeyebilir. Siz yine de hazırlığınızı yapın, elinizden gelenin en iyisini yapmaya bakın, hiç belli olmaz. Biri olmaz, diğeri olmaz, sonra bir bakarsınız, çalışmaya başlamışsınız, iş hayatından bıkmışsınız, okulu özlemişsiniz….

Oğuzcan Dilmener