Muhsin Kızılkaya’dan Akil İnsanlar Heyeti’ne dair bir kitap: Barışa Katlanmak

Çarşamba, 11 Haziran 2014 12:20

Muhsin Kızılkaya Âkil İnsanlar Heyeti’nde yaşadığı 83 günü kitaba dönüştürdü. Barışa Katlanmak adını verdiği kitapta, Erdoğan Hükümeti tarafından PKK’nın silah bırakmasını sağlamaya yönelik çözüm sürecinde toplumsal iradeyi siyaset alanına taşımak için bu sürece ilişkin birikime sahip ve toplumun çeşitli kesimlerinin itibarını kazanmış yazar, sanatçı, akademisyen ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden oluşan bir heyeti “Âkil İnsanlar Heyeti’nde yaşadıklarını kaleme aldı.

659382Bu süreci destekleyenler tarafından “kahraman”, şiddetle karşı çıkanlar tarafından “hain” ilan edilmişlerdi. Haklarında çok şey söylendi, çok şey yazıldı. ”Âkil İnsanlar Heyeti” üyelerinden gazeteci-yazar Muhsin Kızılkaya tarafından 83 gün boyunca yaşanılanların “içeriden” anlatıldığı bu günlük, belki bize bir nebze de olsa onların gözünden bu süreçte yaşananları ve kendilerini anlatmaya yardımcı olur..

NEDEN BARIŞA KATLANMAK?

Cüneyt Özdemir, 5N1K programına konuk olan Muhsin Kızılkaya ile son kitabı Barışa Katlanmak üzerine konuştu. Özdemir, Kızılkaya’nın kitabını, “Muhsin Kızılkaya’yı bilmem tanıyor musunuz? Hakkarili bir yazar. Aynı zamanda bir akil insan. Yeni bir kitap çıkardı Muhsin. Barışa Katlanmak. Bir akilin 83 günü. Ben hızla okudum. Günlüğünü tutmuş, akil adam günlüğünü. Bence tarihe kalacak bir kitap.” diye tanıttı.

Muhsin Kızılkaya da kitaba neden “Barışa Katlanmak” ismini verdiğini şu cümlelerle anlattı:

“Savaş olduğu zaman bizim için problem yoktu. İki güce yetki vermiştik. Askerlere… Çocuklar gidiyor, bizim adımıza dağlarda ölüyorlardı. Biz de onların cenaze törenlerine ya katılıyorduk ya katılmıyorduk. Bunun dışında savaş o kadar çok kanıksanmıştı ki, barış zamanında ortaya çıkacak, bu tür hadiselere biz kendimizi hazırlamadık. Şimdi yavaş yavaş, 1,5 sene içinde bu acı ilacı hep beraber içeceğiz. Ben onun için “Barışa Katlanmak” diyorum. Barış katlanılabilir birşey noktasına geldi. Yoksa davul zurnalarla gelmesi gerekiyordu. Ama biz barışı katlanabilecek bir şey haline getirdik. Savaş değil… Bakın savaşa katlanalım demiyoruz. Çünkü savaşa hazır bir sürü güç var ortada. Savaşmak isteyen o kadar çok insan var ki… Daha doğrusu birilerini savaşa gönderecek o kadar çok insan var ki. Kimse kendi gitmek istemiyor. Ama birileri gitsin orada ölsün. Onu umursamıyor. Nasıl olsa Anadolu toprakları Köylü çocuklarının kanıyla sulanmıştır bu güne kadar, bin sene daha sulanır. Siz de evinizde televizyonunuzun önünde oturur bilmem ne yaparsınız. Milliyetçilik yaparsınız, Türkseniz ırkçılık, Kürtseniz yurtseverlik yaparsınız. Arada olan gariban çocuklara olacak. 30 senedir olan bu.”