Moro’da 40 yıl sonra gelen barış

Salı, 25 Kasım 2014 16:29

Filipinler’de Moro Müslümanlarına uygulanan baskılar nedeniyle 1972 yılında başlayan, 40 yıldır devam eden ve 150 bine yakın kişinin ölümüne neden olan iç savaş imzalanan barış anlaşması ile son buldu. Malezya’nın moderatörlüğünde yürütülen sürece aralarında Türkiye’nin de olduğu sekiz ülke destek verdi. Biz de yaşananları, süreci ve anlaşmayı, 2012 yılından itibaren süreci aktif olarak takip eden, Bağımsız Gözlem ve Denetim Heyeti içerisinde yer alan İHH Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Oruç ile Dipnot Tablet için konuştuk.

Hazırlayan: Rabia Çelik

Hüseyin Bey, içinde bulunduğunuz heyet tam olarak ne yapıyor? Sizin buradaki göreviniz nedir?

Bizim de içinde bulunduğumuz Bağımsız Gözlem ve Denetim Heyeti 4 unsurdan biri. Üç tanesi bu görüşmeleri yapan Filipinler Devleti, Malezyalı arabulucu, Moro İslami Kurtuluş Cephesi. Bunlar görüşmeleri yürütüyorlar. Bizim dahil olduğumuz yapı bu iskeletteki ana komisyon. Biz üçüncü göz görevini gören ve ötesini yapan bir yapıyız. Sadece olanları gözlemlemek dışında tüm dünyaya raporlama görevimiz var. Anlaşmadaki maddelerin yerine getirilip getirilmediğini ilk önce her iki tarafa bildiriyoruz. Sonrasında ise tüm dünyaya söyleme hukukumuz var.

Bağımsız Gözlem ve Denetim Heyeti 5 kişiden oluşan bir heyet. Beş kişinin tamamı sivil toplum kuruluşlarından. Siyasi kaygıları olmayan, dengeler içerisine başka şeyleri koymayacak olan isimlerden oluşmuşlar. Ve aralarında benimde olduğum bu 5 kişi, 1.5 yıldır bölgeye gidiyor. Herkesle görüşüyoruz. Barışı yürüten panellerle görüşmeler yürütüyoruz. Devlet başkanı, bakanlar ve müsteşar ile de görüşüyoruz. Mutfağıyla da görüşüyoruz, karar mekanizması ile de. Öte tarafta, İslami Cephe’nin kamplarını ziyaret ediyoruz. Hem liderleriyle hem komutanları ile görüşüyoruz. Onlara muhalif olan diğer gruplarla da görüşmeler yapıyoruz. Hepsiyle görüştükten sonra bu ziyaretler sonucunda bir rapor hazırlayan ve bu raporu her iki panele veren bir yapımız var. Diyoruz ki; geldiğimiz noktada söz verilen maddelerden şunları yerine getirmişsiniz, şunları yerine getirmemişsiniz. Bizim görevimiz bundan sonrasında da bunları söylemek.

Hiç bilmeyenler için Moro Müslümanları ile Filipinler devleti arasında ne yaşandı?

Güneydoğu Asya’da Filipinler’in güneyinde Müslümanların ağırlıklı olarak yaşadığı bir bölge. Orası en kadim İslam topluluklarının olduğu bir yer. Ve 400 yıldır mücadelenin yaşandığı bir bölge.  İlk önce İspanyollar bölgeyi gelip işgal etmişlerdir. İşgalle beraber bölgede bulunan Müslümanlar uzun süre mücadele etmişlerdir. Amerika daha sonra bölgeyi İspanyollardan satın alıyor. O dönem daha sıkıntılı geçiyor. Ciddi bir göç dalgası başlamış. Bölgeye Hristiyanlar yerleştirilmiş. Ve bir sürü katliamlar yaşanmış.

moro (1)1946 yılına gelindiğinde yeni dünya düzeninde Birleşmiş Milletler oluşturulurken de bir kural konulmuş. ‘Eski topluluklar referanduma gitsinler ve bu referandumlarda eğer ayrı bir devlet olmak istiyorlarsa hepsi ayrı devlet olsunlar’ denilmiş. Aslında şu anda yaşadığımız birçok problemin altında bu kararın uygulanmamış olması var. O dönem Filipinlerin güneyinde yaşayan Müslümanlar ayrı bir devlet olarak çıkmak isterlerken Amerika bunu yapmamış. Bir Filipinler devletinin bağımsızlığını vermiş ve oradaki Müslümanlar bu sefer Filipinler ile karşı karşıya kalmışlar. Aslında Filipinler devleti oluşturulurken ayrılması gereken, bağımsızlığını alması gereken bir yapı varken Amerikalılar tarafından Filipinler’e bağlanmış. 70’li yılların başına kadar barışçıl yollardan bunu çözmek için oldukça uzun bir mücadele devam ettirilmiş. 70’li yıllarda bölgede yine ciddi bir göç hareketi başlamış. Binlerce insanları bir seferde öldüğü katliamlar yaşanmış. Bunun üzerine 1900’lü yılların başında olduğu gibi Müslümanlar silahlı bir mücadeleye başlamış. Bu mücadele halk arasında ciddi bir karşılık bulmuş ve bir milli mücadeleye dönüşmüş.

1976 yılında ilk barış anlaşması yapılmış. Masaya oturulmuş. Bundan sonra ise anlaşmalar ve anlaşmaların bozulması tarihi başlamış. 2001, 2008’de tekrar anlaşmalar yapılmış fakat Filipin devleti verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmediği için olaylar hiç bitmemiş.

Moro Müslümanları bağımsızlık mı talep ediyorlar?

Moro Müslümanlarının başlangıçtaki talebi elbette bağımsızlık. Fakat 150 bine yakın insan hayatını kaybetmiş, 2 milyondan fazla insan muhacir olmuş. Bu topraklar oldukça geri kalmışlar. Eğitim, sağlık, ekonomi, tarım alanında da Filipinler’in en yoksul yeri haline gelmiş. Herkes ormanda yaşıyor. Mücadele toplum olarak yürütülmüş. Fakat en önemli yaptıkları şey; hukukun hiç dışına çıkmadan, sivilleri hedef almadan, hiç kimseye zarar vermeden bu mücadelelerini devam ettirmişler. Mücadelenin karşılığı sadece asker ve polis olmuş. Yani kendilerine saldıran kimse onlarla mücadele etmişler. Ki bölgede yüzde 20’ye yakın Hristiyan bir nüfus var.

Şu anda barış görüşmeleri ne aşamada?

Görüşmeler Malezya moderatörlüğünde bitti. Malezya, Filipinler devleti ve Moro İslami Kurtuluş Cephesi bu üçüydü görüşmeleri yapan. İçinde Türkiye’nin de olduğu 8 tane contact ülke vardı. Bu ülkeler kolaylaştırıcı olarak görüşmelerin bir kısmına katıldılar.  2012 yılında bu barış anlaşmasının çerçevesi imzalandı.  2014’ün Mart ayında ise kapsamlı anlaşma imzalandı. Bu son anlaşmada bizim de içerisinde olduğumuz üçüncü göz olan gözlem ve denetim heyeti oluşturuldu. Bu anlaşmanın içerisinde İHH’nın da ismi geçer bir şekilde oluşturuldu. Şimdi süreç meclis aşamasında. Taraflar anlaştılar fakat bunun Meclis’ten bir kanun olarak geçmesi gerekiyor.

moro4 (1)Nasıl anlaşmaya varıldı? 

Ülkenin bir kısmında otonom bir bölge  oluşturuyorsunuz. Müslümanlar bağımsızlık istiyorlardı. Onlar bir adım geriye çekildiler. Bağımsızlık olmasın ama otonom bölge olsun. Filipinler devleti de bu şekilde bir adım attı. Bir üniter devlet olmasına rağmen kendi toprakları içerisinde özerk bir devlet oluşturulması izin veriyor.

Süreçte çok tavizler verildi mi?

Bana göre taviz olarak nitelendirmemek lazım. İki taraf da şunu gördü: Bizim ortak yaşamamız gerekiyor. Ne kadar birbirimizle mücadele edersek edelim bir sonuç olmayacak. Ne kadar insan ölürse ölsün bir sonuç çıkmayacak. Bu mücadelenin hiç bitmesi mümkün değil. Devletin gördüğü bu. Devlet diyor ki; ‘burada eski kadim bir kültür var. Ben bunu kabul ediyorum.’ Bölgenin kendi bayrağı var. Temel bir yasası var. Bundan sonra bir meclisi olacak. Bir hükümeti olacak. İç işlerinde bütün güvenliği, ekonomisi, kültürü kendi elinde olacak. İçeride Filipinler askeri olmayacak. Sadece sınır bölgelerinde genel güvenlikle ilgili olacaklar.  Yurtdışı işe ilgili diplomatik ilişkiler kurmayacaklar ama ekonomik ilişkiler kurabilecekler. Bunlar önemli kazanımlar. Bu bir devlet değil, bir özerk yapı. Filipinler’in bir parçası.

Bu süreç çok önemli bir kazanımdır. Sadece Filipinler’de yaşayan Müslümanların kazanımları olarak görmüyorum. Bütün dünyadaki problem için çok önemli bir kazanım. Filipinler ve Moro’da yaşayan Müslümanlar çok ciddi manada birlikte yaşanabileceği ile ilgili örneklilik ortaya koyuyor. Diyor ki, biz bir bütün olarak da hakkımızı, hukukumuzu muhafaza ederek  yaşayabiliriz. Bu söylem benzer problemin çözümü için örneklilik ortaya koymuş oluyor.

Söyleşinin devamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play