Mobil Ödemeler Neden Beklendiği Hızla Yaygınlaşmıyor?

Pazar, 17 Nisan 2016 12:30

ERGİ ŞENER 

“FinTech” (financial technology) bu aralar oldukça sık kullanılan bir terim olmaya başladı. Pek çok “trend”te görüldüğü gibi, FinTech kapsamında da derinliğe inmeden, sağlam bir iş planı ya da net bir amaç olmadan, sadece terimi sahiplenmek, yatırımcıları etkilemek için en kolay yol olarak kullanılıyor. FinTech’in cazibesi, uygulamaların ve teknolojinin oldukça yeni ve sıcak olması, doğası gereği finans sektörünün para odaklı statüsü, odağı sürekli artan bir ilgiyle hep ön planda tutmakta…

Bu kadar ilgi ve çalışmanın yanında, bugüne kadar FinTech odaklı başarılı şirket ve uygulama sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bunun nedenlerini araştırdığımızda pek çok sorunun yanıtına odaklanılmadan geçiştirildiğini ve servislerin eksik tasarlandığını gözlemlemekteyiz. “Müşterin kim ve müşteriye ne sunuyorsun”, “çözümün şu anda çalışan sistemlerden ya da rakiplerinden hangi alanlarda farkları var?”, “pazara giriş ve yayılım stratejisi nedir”, “neden şimdi (pazar buna hazır mı?)” ve “neden müşteri bu çözümü kullanmalı” gibi soruların yanıtlarını verebilmek diğer yeni teknoloji trendlerinde ya da yeni teknoloji yatırımlarında olduğu gibi, FinTech uygulamaları açısından da hayati önem taşıyor.

Özellikle Apple, Samsung, Google ve diğer pek çok teknoloji devinin gözünü mobil ödeme alanına dikmesinin ardından, bu alanda çok büyük bir “hype” yaratıldı. “X Pay” (X= Apple/Samsung/Android) olarak adlandırılabilecek mobil ödeme sistemleri ile bu firmalar, müşterilerinin fiziksel cüzdanları ya da kartları olmadan ödeme yapmalarını sağlayacak teknolojik mobil ödeme çözümleri sunmaya başladılar. Temel olarak yapı fiziksel dünyada, cep telefonlarının temassız POS’a dokundurularak işlemlerin tamamlanmasına ya da bir uygulama üzerinden, daha önce paylaşılmış bir kart ile “tek tuşla ödeme” yapılmasına olanak sağlıyor. Ancak, tüm tanıtım gücüne ve müşteri iletişimine ragmen, bu çözümler ölçeklenebilir bir şekilde geniş kitlelere yayılmış değil.

Apple Pay: https://www.youtube.com/watch?v=ez-2M3C_4wU

Beklenenden Yavaş Büyüme

Bütün tantana bir yana, bugüne kadar yapılan anketler gerçeği çarpıcı bir biçimde gözler önüne sermekte. PYMNTS ve Infoscout tarafından, Ekim 2015’de gerçekleştirilen ankete göre, iPhone 6 ve iPhone 6+ kullanıcılarının sadece %16.6’lık bölümü Apple Pay’ı denemiş ve deneyenler arasında da %35’i sürekli kullandıklarını belirtmekteler (6 ay önce yapılan benzer bir araştırmaya göre bu oranın neredeyse %50 düştüğü görülmekte). Mobil araştırma şirketi Crone Consulting tarafından gerçekleştirilen farklı bir anket de Android Pay ve Samsung Pay çözümleri için oldukça benzer ve hayal kırıklığı yaratan sonuçlar ortaya koymakta. 5 milyon Android Pay kullanıcıları arasında yalnızca %1’i ayda en az 2 işlem gerçekleştirmekte, aynı oranda ki Samsung Pay kullanıcılarının da yalnız %4’ü benzer biçimde kullanım göstermekte. Bu sonuçlar tekrarlı ve süreklilik gösteren kullanımın henüz gerçekleşmediğini net bir şekilde işaret ediyor, yani hala bu servisler son kullanıcılar açısından oldukça yeni ve kartların yerini alabilmiş değil.

Güvenlik Endişeleri ve İşyeri Adaptasyonundaki Sorunlar Büyümeyi Engellemekte

Mobil ödemeler gündeme geldiğinde, kullanım kolaylığı ve basitlik gibi avantajlar bir yana ilk akla gelen şüpheyi güvenlik oluşturmakta. Akıllı telefon uygulamaları üzerinden sağlanan güvenlik mekanizmaları ve gerçek kart datasının işlem sırasında paylaşılmaması gibi detaylar müşteri tarafında neredeyse tamamen görünmez bir durumda. InfoScount/PYMNTS datasına göre pek çok kullanıcının kafası bu konuda karışmış vaziyette. Ankete göre Apple Pay kullanıcılarının %18.7’sinin güvenlik konusunda ciddi şüpheleri bulunuyor.

 

Bununla birlikte, pek çok işyeri de mobil ödeme çözümlerini destekleme ve kabul etme konusunda temkinli davranmaktalar. Amerika’da CVS ve birkaç farklı zincir NFC bazlı X Pay çözümlerini mağazalarında desteklemezken, rakip olarak CurrentC olarak adlaındırılan QR bazlı ortak perakende mobil ödeme çözümünü öne çıkarmaya çalışıyor. Öte yandan, sahadaki POS’ların yanında, mobil ödemeleri destekleyen temassız POS’ların sayısının oldukça az olması ve müşterilerin mobil ödeme çözümlerini kullanabilecekleri işyerlerini sıklıkla bulamamaları, çözümlerin yaygınlaşmasının önünde önemli bir bariyeri oluşturuyor.

Samsung Pay: https://www.youtube.com/watch?v=hmT0WGVjT4M

Adaptasyon Sağlanacak, Ancak Zaman Alacak…

Bu verilerden yola çıkarak, mobil ödeme çözümlerinden umudu kesmek için hala çok erken. Mobil ödeme, mobil bankacılığa kıyasla 10 kat daha hızlı büyümekte. Diğer tüm teknolojik gelişmelerde olduğu gibi, mobil ödemenin de geniş kitlerere yayılımı zaman alacak. Amerika’daki chip&pin geçişi, ülkemizdeki OKC (Ödeme kaydedici cihaz) zorunluluğu nedeniyle, bu alanda önemli bir fırsat da gündeme gelmiş durumda. Perakende firmalarının POS’larını değiştirirken, NFC özellikli olanları seçerek ilerlemeleri, mobil ödemeleri kabul etmeleri adına da büyük önem taşıyor.

Ayrıca, farklı mobil cüzdan uygulamaları ile müşterilere lokasyon bazlı, kişiye özel fırsat ve promosyonların önerilmesi, mobil ödemeleri destekleyici süreçlerden biri olarak kullanımı artıracaktır. Öte yandan, bugüne kadar en başarılı mobil ödeme uygulamalarından biri olarak öne çıkan Starbucks uygulamasının kullanımı, Amerika’da %30’lara ulaşmış durumda. Starbucks uygulamasının, kapalı bir sistem olması ve kart datalarının saklanmasında bir takım güvenlik açıkları olduğu bilinse de, kullanıcı gözünde, basit ve kullanımı kolay olduğu için oldukça yaygın bir hale gelmiş durumda. Bu nedenle Starbucks, literature “convenience over security” (rahatlık güvenlikten önce geliyor) kavramını da getirmiş oldu. Yeni nesil ödeme sistemlerinde, adaptasyonu engelleyen en temel ön yargı olan güvenlik boyutunu aşmak için kullanıcı dostu, basit ve kullanışlı servisleri hayata geçirmek daha da önem kazanıyor.