Mısır: Gösteriler Savaşı! Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut yazdı

Pazartesi, 8 Temmuz 2013 10:29

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Olan oldu, Mısır’da ordu yönetime el koydu ve ‘şimdilik’ ülkeyi bir iç savaştan kurtarmış görünüyor. Peki herşey bu kadar basit mi?

Mısır’da neler oluyor? Öncelikle, olayların bilinmeyen bazı ayrıntılarını yazalım.

Mısır’ın başkenti Kahire ile dört büyük şehirde isyan halindeki halk, iktidardaki Müslüman Kardeşler (Ihvan) örgütünün İskenderiye’deki bina ve karargahlarını işgal edip yaktılar. Başkentin sanayi ve işçi merkezi Mahallet-ul Kübra’da binlerce insan, grev çadırlarında oturma eylemi yaptı. Başkent halkı başkanlık sarayını kuşatıp, duvarlarına “Defol Git Mursi!” afişleri astılar. Cuma namazından çıkan on binler, Mursi aleyhinde yürüyüşe geçtiler. Mursi, köşkü bırakıp ailesiyle birlikte Saray Muhafızları’nın konağına sığındı. Tahrir Meydanı’nda havai fişekler, uçurulan güvercinler ve milli marşlar eşliğinde coşkulu kalabalık toplandı. Grev çadırları kuruldu. Meydanda doğum yapan bir kadın, içinde bulunduğu “İsyan Hareketi”ne atfen bebeğinin adını “isyan” koydu. Kıpti Kilisesi önderleri, binlerce dindaşıyla birlikte eylemcileri karşılamakla kalmadı; aynı zamanda bin yıllık İslam İlahiyatı kurumu olan “El Ezher ile Kilise’nin el ele olduğunu, bunlara müdahalenin kırmızı çizgi anlamına geldiğini” açıkladılar.

İsyana çok sayıda sanatçı katılarak, “Mursi’nin bize çektirdiği 365 günlük azap, eziyet yeter!” diye bağırdı. Binlerce basın mensubu gösteri niyetiyle meydana yürüdü. On binlerce insanın haykırdığı “Uyan, Uyan Mursi Efendi! Aklının Başına Toplamanın Son Günüdür” sloganlarına, başkaları eklendi: “İmam ve Mürşit Yönetimine Son!” “Ey Mursi, Ey Korkak, Ey Amerikan Uşağı!”

Yönetimdeki Hürriyet ve Adalet ve El Vasat partisinin bazı yöneticileri, aileleriyle birlikte Londra’ya gitmek zorunda kaldılar. Emniyet Kulübü, Kahire’de “Halkın Himayesi” adıyla yeni kuvvetleri sokağa gönderdiğini açıkladı.

Askeri uçaklar başkanlık köşkü üzerinde uçarken, göstericiler havai fişek atıp tezahüratta bulundular. Ordu, halkın taleplerini desteklediğine ilişkin bir açıklama yaptı.
Arap ülkelerindeki İslami nitelikli isyanları teşvik anlamında büyük rol oynayan Şeyh Yusuf El Kardawi, “Mursi’ye fırsat tanınmasını ve Başkan’ın da ülkedeki her çevreyle diyalog kurmasını” açıkladı.

İslamcı iktidarın beş bakanı istifa etti.
Mursi yandaşları ise Rabia Adeviyye Cami Alanında toplandılar. “Şeriat Kırmızı Çizgimizdir. Şiddeti Reddedin! Ya Biz, Ya Siz Ey Şerrirler! Ey Mursi, Senin Askerleriniz. Canımız Sana Feda Olsun! İkrah Etsekte Kaderimize Vuruşma Yazılmış!” İktidar yanlısı gençler ve milisler muhaliflere ateş açtılar. Çatışmalar sonucunda çok sayıda ölü ve yaralı var.

İsrail basını olayı şöyle değerlendiriyor: ‘Mursi kutlama beklerken, iktidar yıldönümü kâbusa döndü.’

Başkan, ülkeyi sağlıklı bir siyasetle yönetemedi. Anayasa Mahkemesi ve Danışma Meclisi üzerinde tahakküm kurdu. Yargı ve yasama kurumu birbiriyle cebelleşir hale geldi. Ekonomi çöktü; turizm gelirleri düştü. Yabancı yatırımlar azaldı. Vaat edilen yapısal reformları gerçekleşmediği için IMF, ülkeye kredi vermiyor. Halk yoksul ve işsiz. Enflasyon yükseldi. Körfez ülkelerinden istenen petro-dolarlar, Arap dünyasının merkezi sayılan bu ülkenin onurunu zedeliyor. Emniyet güç kaybetti; sokağa hakim olamıyor. Selefi (köktendinci-radikal ) İslamcılar, Ihvan ile rekabet halinde. Krizi istismar ederek halkın daha fazla radikal İslam saflarına kazanılması yönünde gayret gösteriyorlar.

Hal böyle olunca da ABD’nin tereddütüne rağmen ordu yönmetime el koydu. Bunu tam anlamıyla bir darbe olarak nitelemektense müdahale ya da el koyma olarak nitelemek daha doğru olabilir.

Filistin kökenli başyazar Abdulbari Atwan’a göre; Mısırlı siyasi seçkinler; intikam naraları, kışkırtma, Arap ve yabancı kışkırtmaların tuzağına düşmüş. Halkın uğruna ayağa kalktığı demokrasi bu olmasa gerek. Sokağa dökülmenin, isyana çağırmanın meşruluğu olamaz. Bu, birbirini yiyip bitirme çağrısıdır. Medya bu işi körükleyip duruyor. İktidar ve muhalif seçkinleri, mitingler savaşında Mısır devletinin hepten çökeceğinin idrakinde olmalılar. Bu durumda Mursi’yi destekleyen milyonlar ne yapacak?

Mursi, fahiş ve onulmaz hatalar işledi, bir yıllık yönetimin notu çok kötü. En yakın danışmanları ve bakanları, kendisini terk ettiler. Daha kötüsü, Devlet Başkanı, tüm Mısır halkının değil; içinden çıktığı İslami hareketin (Ihvan) koruyup kollayıcısı olmayı yeğledi. Mısır’ın borçları dağ gibi. 25 milyar dolar borcu var. Şu bir gerçek ki; Mısır’da dirayetli ve nitelikli siyasi yönetici kalmamış. Siyasi seçkinlerin, önder olamayacakları da açığa çıktı. (El Quds El Arabi, 28 Haziran ve 1 Temmuz 2013)

Mursi, asker ve polis yetkilileriyle görüştükten sonra, ordunun diyalog/uzlaşma uyarısını reddedip çatışma yolunu seçti. Darbe yapılıyor söylemiyle çevresine ne kadar İslamcı güç varsa toplamayı planlıyordu. Gözlemcilere göre; ordunun muhtırası ile halk isyanı, Mursi ve Ihvan’ın moralini bozmuş, itibarını zedelemiştir. Siyasal İslam’ın ülkedeki geleceği hakkında ciddi kuşkular yaratmıştır. Yepyeni bir siyasi haritanın ana hatlarını çizmiştir.

Ordunun işaret ettiği yol haritasına göre; Anayasa Mahkemesi başkanı, geçici devlet başkanlığını yürütür. Mutabakat yoluyla oluşturulacak bir teknokrat hükümet kurulur. Yeni anayasa için Kurucu Meclis oluşturulur. Mursi’nin onayladığı Şura (Danışma) Meclisi ve mevcut anayasa iptal edilir. Bu aşama daha iyi fakat bir o kadar da tehlikeli. Çünkü üçüncü aşamanın uygulanabilmesi için, Mübarek sonrasında haksız yere iktidarı ele geçiren Ihvan’ın eski hacmine ve seviyesine geriletilmesi elzemdir. Diğer deyimle, Mısır halkını, hayallerindeki hilafet düzeninin uyruğuna dönüştürüp öteden beri bir aşiret gibi hareket eden Ihvan hareketinin “izcileri/milisleri” konumuna sokma planına son verilmelidir. Ihvan, din eksenli bir aşiret zihniyetini terk etmeli. Ülke, Ihvan cemaatinin ruhani lideri “Mürşit Makamı”ndan yönetilmemeli. Bunlar yapılmazsa, ordunun müdahalesine az veya çok oranda direnecek olan İslamcılar, barışçıl üçüncü geçiş aşamasını başarısız kılabilirler. O zaman, ülke tam bir kaos, çatışma ve iç savaş ortamına dönüşür. Ordunun barışçı gösteri ve uzlaşmaya vurgu yapması, esasında Başkan Mursi’nin muhaliflerle diyalog geçip, ülkeyi bir an önce erken seçime götürmesine işaret ediyor. Guardian gazetesine verdiği demecinde hatasını kabullenen Mursi, yeni anayasa ilanıyla aceleci davrandığını itiraf etmekle birlikte, Mısır halkının verdiği mesajı iyi algılayamadığı görülüyor. Mısır El Şuruq gazetesine sızan haberlere göre, Ihvan ile Mursi, bu kavgada 100-200 İslamcı gencin kurban/feda edilmesine göze almış. En azından şimdilik! (El Safir ve El Quds El Arabi gazeteleri, 2 Temmuz 2013)

Şimdi soru şu. Acaba Mursi’nin çağrıda bulunduğu İslamcı taraftarlar ne yapacak? Sokaklara dökülecek mi? Eğer yönetime müdahale eden ordu, bir an önce demokratik yollarla iş başına gelecek yeni yönetimin yolunu bir an önce açmazsa bu kez Mısır sokakları islamcılar, muhalifler ve ordu yanlıları olarak bölünen üç ayrı grubun çatışmalarına sahne olabilir ne yazık ki…