Merdivenden İnerken Dikkat!!! Bisikletli çıkabilir

Salı, 7 Nisan 2015 11:40

Emrah Özbay, Türkiye’nin sayılı Downhill sporcularından bir tanesi. Üç senedir dağ bisikletinin en üst segmenti olan bu dal ile ilgileniyor. Bir süredir ise extreme bisiklet organizasyonları düzenliyor. AVM’lerdeki bu organizasyonlarda sporcular bisikletleriyle rampaları geçiyor ve AVM içindeki yarışı tamamlıyor. Türkiye’de çok yaygın olmayan bu etkinlikleri geliştirmek isteyen Emrah Özbay ile bisiklet sporunu konuştuk.

Bisikletle nasıl tanıştınız?

Bisiklet genelinde olduğu gibi benimde mahalle maceralarımdan birisiydi ama çok yetenekli bir çocuk olmamıştım. Her zaman daha iyi bisikletler isterdim ama hiç olmazdı. Ailem maddi durumunun yettiği kadarıyla bana hayatim boyunca iki bisiklet aldı. Birincisi yarıl yıl dolmadan çalındı. İkincisi ise 18 yaşlarındaydım annem üniversiteye gittiğimde mahallenin çocuklarına vermişti.

Bisikletle olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız?

Ben hayatını farklı yaşadığını iddia eden basit adamlardanım. Seçimlerim ve kararladım çok düzdür. Şu ana kadar çok ilgili olduğum alan vardı, kısa film ödülleri aldım, belgesel ödülleri aldım, resim ödülleri aldım. Hatta yurtdışında heykel sempozyumlarına sanatçı olarak çağrıldım. Ama bunların hiçbiri için  ailemi ve sevdiklerimi terk etmedim. Bisiklet benim için hayatımdaki çoğu olgudan önemli bir hal aldı. Sanki evin içerisinde salonda bir bisiklet olmazsa o evde uyuyamayacakmışım gibi hissediyorum. Sanıyorum bu konuda biraz saplantılı hale gelmiş olabilirim. Aynı zamanda bu ilişki beni bu ülkenin ilk FMBA lisanslı Türk sporcusu da yaptı, ilk yurtdışı sponsorlu sporcusu da. En azından bisiklet alanında.

Türkiye’de bisiklete olan ilgi nasıl?

Türkiye’de yükselen bir eğri olduğu aşikar. Şu anda dikkat edersek eğer reklam filmlerinde, otomobil bilboardlarında “bisikletini aileni al git” tarzında sloganlar ve temalar var. Tabi ki Türkiye’de sektörel durum zayıf, bütün Türk bisiklet firmaları kendilerini mükemmel sanıyorlar ve bu spora tek destekleri mal satmak üzere oluyor. Bu da aslında bu yükselen eğrinin şişirilerek sonradan diğer yaşam tarzları gibi yok olacağının habercisi. Örneğin; bir ara her yerde araçlara ses sitemi yapan dükkanlar vardı, internet kafeler vardı ve yok oldular. Döneminin klişe etkinliği halinde geleceğinden pek umutlu değilim. Ben bunun için organizasyonlarımı yapıyorum ve bir milli takım kaptanı olma hayalim var.

Dünyada bu iş nasıl yapılıyor?

Türkiye ve Ortadoğu genelde göçebe bir yaşamın parçası. Bu yüzden Avrupa ve Asya’da bu iş çok farklı. Hatta Amerika da bile. Bisiklet genel yaşamın bir parçası, bir ulaşım aracı olarak çok uzun süre önce kabul edilmiş ve insanların hayatları ile bağdaşmış. Biz ise bunu ülkedeki insanlara yedirmeye çalışıyoruz ama sanıyorum tutmuyor. Dünya üzerinde bu işlerin çok fazla destekçisi var. Örneğin; Kanada her sene ülkedeki bisiklet turizmini arttırmak için ortalama 2 milyon TL değerinde bisiklet filmleri çekiyor. Uluslararası sporcuları toplayıp Kanada’daki doğal ve yapay parkurları geziyor ve buna bir anlam katıyorlar. Biz şu anda Türkiye’de bunu yapmayı planlıyoruz ama çok ilerlediğimiz söylenemez. Şu anda dünya üzerinde downhill sporu üzerine neredeyse her ülkede aktivite var bizde ise sadece biz bu aktiviteleri yapıyoruz. İran’ın bile downhill milli takımı olması çok ironik. Dünya bize göre fikirlere daha açık ve bu fikirler ilerlemeye hazırlar.

downmall 2014 (12)AVM’lerde bisiklet yarışları düzenliyorsunuz. Nereden doğdu bu fikir?

Bunlara yarış değil öncelikle etkinlik demek isteriz, çünkü bunlar daha çok ödül alanların federasyonun koyduğu kurallara değil, temsili etkenlere dayanarak belirlendiği organizasyonlar. AVM yarışları nereden geldi, şöyle özetleyebilirim; Türkiye’de çoğu insan hafta sonu hatta hafta içi akşamlarını hem alışveriş yapabildiği, hem yemek yiyebildiği hem de bazı şartlarda eğlenebildiği bir toplu alana gitmeyi tercih ediyor. Tabi ki bu alan AVM’ler. Her şeyi size tek bir pakette sunma kapasitesi olan bir sistem. Yani toplumun çoğunluğu bu kısımlarda, Türkiye’de en büyük bisiklet organizasyonu Cumhurbaşkanlığı Kupası yol yarışıdır, bu kupayı canlı olarak maximum 2000 kişinin izlediğini varsayıyorum. Çünkü insanlar bir yarışı izlemek için evlerinden kalkıp şehrin diğer ucuna gitmeyi tercih etmezler, özellikle de CrossCountry dediğimiz dağ bisikleti yarışlarını kimse izlemez, belki yarışçıların akrabaları. Ben ise farklı bir yöntemin organize edilebileceğine inandığım için başlangıçta bir AVM yönetim şirketine bu teklifi götürdüm ve doğru yanıtı aldım. En son yaptığımız 3 organizasyonda günlük AVM güvenlik geçişi toplamda 110 bin kişi civarında. Yani doğru alanda olduğumuz aşikar.

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 211. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play