Medcezir’in Faruk’u Murat Aygen’den Dipnot Tablet’e özel

Salı, 24 Mart 2015 14:27

1971’de Diyarbakır’da kurulmuşsun senin deyiminle. Çok az röportajına rastladım sormak bana düşüyor o zaman kuruluş hikayesinden bahsedelim mi?

Diyarbakır’da doğdum ve kendimi bildim bileli çalışıyorum. Hiç bitmeyen projelerim ve bunları hayata geçirmeye çalışmakla ilgili uğraşılarım oldu hep. Sanki biri beni kurmuş da durana kadar çalışmak zorundaymışım gibi hissettiğim için öyle demiştim. Kontrolsüz ilerledim uzun zaman ama kontrolü kendi elime alınca iş keyifli bir hale geldi. Hayatım boyunca hep sahnede olmayı hayal ettim. Öyle de yaptım. Bu tabii sadece tiyatro ve opera sahnelerinde de olmadı, yaptığım bütün işleri ve toplantıları aynı motivasyonla sahnedeymiş gibi yaptım ve yapıyorum. Her şekilde olursa olsun sahnede olmayı gerçekten çok seviyorum.

Biyografine baktığımda oyunculuk, yönetmenlik, opera eğitimi, öğretim üyeliği, solistlik gibi alt başlıklar görüyorum. Bu kadar çok şapka taşımak yorucu değil mi? Bir de bunca şapkaya rağmen Mira’nın babası olarak anılmayı haksızlık olarak görüyor musun bunu merak ediyorum.

Hayatımın bir kısmını arayış içerisinde geçirdim. Zira bir hedefe kitlenerek ilerlemek öğretilmemişti. Ben bunu yolda öğrendim. Bu alt başlık dediklerinin hepsini, aslında kendi duyduğum ihtiyaçtan yaptım. Yani hayal ettiğim gibi olmayan tüm işleri, kendi hayal ettiğim, olmasını istediğim şekilde tasarlayarak uygulamaya çalıştım. Bir kısmında başarılı oldum da diyebiliriz. Aslında her bir alt başlığın bir sosyal çevresi var ve kendime her bu sosyal çevrede bir yer edinebildim. Ancak popüler kültürün içerisinde, özellikle televizyonda bilinir olmak çok eğlenceli. Bunu haksızlık olarak göremem, çünkü işin kuralı bu.

Şeytan zanda gizli uyarını okudum, solist olmanın havalı zannedildiğinden bahsetmişsin.

Bu tabii şeytanı nasıl tanımladığınızla ilgili. Sorunun içerisinde iki ayrı anlamı da var bana göre. Ben de bu iki hale göre cevaplamalıyım. Öncelikle şeytan zanda gizlideki zan, yani zannetmek gerçekten çok tehlikeli bir hal. Bununla ilgili kuruduğunuz bütün cümleler hüsranla sonuçlanabilir. Zira taraflıdır. Örneğin cümleyi şöyle kurarsak “Bana aşık olduğunu zannediyorum” “Beni sevdiğini zannediyorum” ve benzeri pek çok cümle. Bunlar zannettiğin gibi cevaplanmadığı an, hüsran. Yani zannetmeyeceksin. Diğer şeytansa; onu, karşısındakileri etkileme hali diye tanımlayabiliriz. Es kaza insanlar bunu kendilerinde fark ettiler mi hiç durmadan üzerine giderler.

murat_aygen2Kendindeki şeytanla nasıl tanıştın?

Cevabı çok ufak yaşlara dayanıyor. 7-8 yaşlarında sahneye çıkmaya başladım. Bir gün beni sahnede izlemiş olan bir hanımefendi, sokakta çevirip “A, sen o çocuksun” dedi ve alnımdan öptü. Yeri hala sıcaktır. O andaki mutluluk hissiyle, ben bunu herkese yaptırmalıyım hissini beraber yaşadığımı çok net hatırlıyorum. Ama elbette hayatımı bunun üzerine kurgulamadım.

Solist olan birine “albüm ne zaman” diye sormayana kızarlar, tek klişe soru hakkımı da bununla doldurabilir miyim? Müzikte popüler bir kariyer hedefi var mıdır?

Albüm yapmayı hiç düşünmememe rağmen defalarca gayet garip teklifler geldi. Benim de pek değerlendiresim olmadı. Sanırım fazla detaycı düşünüyorum ama bir iddia ile dinleyicinin karşısına çıkılıyorsa tesadüflerden daha fazlasına ihtiyacınız vardır. Ama popüler kariyer hedef kanalını her daim açık tutmuyor da değilim.

Hazırlayan: GİZEM MERVE KABOĞLU

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 209. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play