Masalsı Serüven: SineMASAL

Pazar, 10 Ocak 2016 15:42

NAGİHAN GİRİT

 

Çocukları sanatın tüm renkleriyle bir araya getirmeyi hedefleyen SineMASAL yolculuğu devam ediyor. ”Sinema Artık Köylerde” sloganıyla yola çıkan ekip, düzenlediği etkinliklerle kırsaldaki çocukları isimleri gibi masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. Binlerce çocuğa sanatla dokunup yeni rotalar çizmeye devam eden projenin kurucusu Enes Kaya ile Dipnot Tablet için konuştuk.

 

Kısaca seni tanıyarak başlayalım mı?

Matematik ve Sosyoloji eğitimleri almış bir film yapımcısıyım.

Aslına bakarsanız ben de SineMASAL’ın hedef kitlesindeki çocuklar gibi bir köyde doğdum.

Dünyaya gözlerini kırsalda açmış bir köylü çocuğu olarak o muhteşem doğal güzelliklerin arasındaydım ancak dünyadan ve alternatiflerimden bihaberdim. Rutin hayatlarımız 1999 Düzce depremi ile bir anda sarsıldı ve ben eğitimim aksamasın diye ailem tarafından Denizli’de bir yurda yerleştirildim. Daha on iki yaşında, kafamda birçok soru işaretiyle okula gidip geldiğim günlerden birinde karşıma çıkan bir film afişi sayesinde sinemayla tanıştım. Beyazperdede izlediğim filmler beni bambaşka hayat hikayeleri ile tanıştırmaya başlamıştı. Hayata dair sorularımın cevaplarını filmlerde bulmaya başlamıştım. Mutlu olmanın birçok yolunu keşfetmemi sağlayan sinemaya tutkuyla bağlanmıştım. Filmler bana aldığım her nefesin önemini, anı yaşamanın hazzını ve geleceği planlamanın faydalarını anlatıyordu. Ne olursa olsun ‘hayallerimi çaldırmazsam her şeyi başarabileceğimi söylüyordu.’ Ve umudun sesi her geçen gün biraz daha artıyordu.

image

SineMASAL fikir nasıl doğdu?

Geçen yılların ardından 2007 yılında üniversitede okurken geriye dönüp baktığımda aklımda iki şey vardı:

Birincisi, sinemanın hayatıma kattığı mutluluk, zenginlik ve açtığı yeni ufukların heyecanı.. İkincisi kırsalda yaşayan çocukların sinemanın büyülü dünyasından bihaber olması..

 

Sonrasında nasıl şekillendi peki. Projeden biraz bahsedelim.?

İşte bu iki hissiyatın yarattığı etki ile kırsal bölgelerde bir kültür sanat etkinliği yapmaya karar verdim. Bu benim “a-ha! İşte bu!” dediğim noktaydı. Sonra bu fikrin peşine düşerek hayaller kurmaya başladım. Araştırmalarla geçen iki yılın ardından bir festival organize edebileceğime karar verdim. Çevremdeki insanlara bu hayalimi ve birlikte çalışırsak neler başarabileceğimizi anlatmaya başladım. Onları hayalime ortak olmaya davet ettim. 2012’nin sonlarıydı ve artık heybemde onlarca ajanda, içlerinde ise yüzlerce not vardı. İlk adımı atmalıydım. İlk ihtiyacım beni bu uzun yolculuğumda finanse edecek bir gelir modeliydi. Bir gelir modeli bulmaktan öte giderlerimi kısmalıydım. On iki yaşından beri çalışarak kendi geçimini sağlayan biri olarak şahit olduğum olaylar bana bu ülkede üretmenin ne kadar zor olduğunu göstermişti. Hissedeceğim acının farkındaydım. Fikri olan birçok insanın ilk yaptığı gibi paraya odaklanmadan alternatif çözüm yolları bulmalıydım. Olmazsa olmazlarım ev kiram, faturalarım ve yemek masraflarımdı. Bunlar için kirası uygun 2+1 ev buldum. İki odasını Erasmus öğrencilerine kiralayarak kira ve fatura sorununu ortadan kaldırdım. Evin salonunu ise home-ofis yaptım. Geriye sadece notlarıma odaklanarak bir yol haritası çizmek ve bir festival konsepti hazırlamak kalıyordu. Bana bu yolda ilk inanan arkadaşlarım Yasin ve Esra ile birlikte hayalini kurduğumuz festivalin ihtiyaç listesini çıkardık.

-Üçümüzün cebindeki toplam para 300 lira olunca sizlerin de tahmin edeceği üzere birazcık uzun bir ihtiyaç listemiz oldu.- (gülüyor) Hayata geçirmek istediğimiz festivalin maliyeti 320 bin liraydı ve bu rakamı bulmak kolay olmayacağı için entelektüel sermayemizin haritasını çıkararak alternatif finans modellerine yöneldik. Akla gelen iki çözümden ilki, teknik donanım gerektiren konular için imece kültürünü benimseyen çalışma arkadaşları bulmak… İkincisi, ekipman konularındaki ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek kişileri projeye dahil ederek paylaşım ekonomisini canlandırmak.

Çalışmalar ilerledikçe ekibimize yeni kişiler eklenmeye başlamıştı. Bizdeki heyecanı görerek ekipman konusunda destek olacaklarını belirten şirketler de oldu. Nihayet bir şeyler oluşmaya başlamıştı. Her şey rüya gibiydi…

Festivale uluslararası boyut kazandırma adına farklı ülkelerden gönüllüleri de ekibimize dahil ettik. Bunu yapmamızın nedeni çocuklara sinemanın büyüsünü yaşatmanın yanı sıra çok kültürlü bir dünyanın parçası olduklarını hissettirmekti.

Tüm bu hazırlıkların ardından yola çıkan SineMASAL Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz etapları ile 17 bin çocuğun geleceğine, sanatın tüm renklerini kullanarak katkıda bulundu. Bu bizim fikrin hayrını görmeye başladığımız noktaydı.

 

Proje dahilinde ne gibi etkinlikler düzenliyorsunuz?

SineMASAL gittiği her ilde üç gün kalıyor. İlk gün şehrin merkezinde tarihi bir yapının önünde nostaljik açık hava film gösterimi yapılıyor. İkinci gün Türkiye’nin dört bir köşesinden ve dünyanın 27 ülkesinden ekibe katılan gençlere gidilen ilin özelinde kültür ve turizm gezileri düzenleniyor. Üçüncü gün ise sabahın erken saatlerinde daha önceden belirlenen bir merkez köye gidiliyor ve civardan en az 10 köyün daha ulaşımı sağlanıyor. Gün boyu kukla yapımından yüz boyamaya kadar birçok eğlenceli aktivite gerçekleştiriliyor. Havanın kararması ile birlikte, festivale gönüllü olarak katılan performans sanatçılarının flamenko dansı, jonglör, pandomim, sihirbaz ve kukla gösterileri ile devam ediliyor. Gecenin kapanışı ise açık havada, hepimizi farklı hayallere sürükleyen filmlerle yapılıyor.

 

Gidilecek yerler ya da bölgeleri nasıl belirliyorsunuz?

Bölge ve köylerin seçimi en hassas süreçlerimizden bir tanesi. Yönetim kurulu, danışma kurulu ve destekçilerimiz ile birlikte bölgeleri o dönemdeki ülke gündemine göre şekillendirmeye çalışıyoruz. Örneğin; 2013 yılında herkesin dilinde bir ‘Çözüm Süreci’ vardı. Bizler de Türkiye’nin farklı bölgelerinden ve Avrupa’nın 6 ülkesinden gençler olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde olmak istedik. 2014 yılında artan HES projeleri bizi Karadeniz’e yönlendirdi. 2015’te ise ülkenin sıcak gündeminden dolayı Doğu Anadolu Bölgesindeki çocukların yanında olmak istedik. Şimdi ise Türkiye’nin uluslararası arenada sarsılan bir imajı var. Bunun turizmi çok büyük ölçüde etkilediğini düşünüyoruz ve gençler olarak Akdeniz Bölgesinde yapılacak etkinliklerle hem kırsaldaki çocuklara ulaşmayı hem de 27 farklı ülkeden ekibimize katılacak geçlere Anadolu’yu ve Anadolu insanını, bu coğrafyanın turizm yapısını yakından tanıtmayı planlıyoruz.

 

Bundan sonraki hedef ne?

2015 yılında Doğu Anadolu Bölgesi için hazırlandık ancak yaşanan üzücü olaylardan ötürü festivali ileriki bir tarihe erteledik. SineMASAL’ın 2016 yılı hedefleri arasında en az beş mülteci kampında mini festivaller organize etmek ve Akdeniz Etabı ile kırsaldaki çocuklara ulaşmaya devam etmek var.

 

Peki gönüllü olmak ya da maddi destek için size nasıl ulaşacaklar?

www.sinemasal.org web sitemizi ziyaret eden kişiler dört farklı şekilde SineMASAL sevgisine ortak olabiliyorlar. Bunlardan ilki çalışmalarımızı sosyal medya üzerinden paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmamızı sağlayan en kolay yöntem. Gönüllü olarak çalışmalarımızda yer almak isteyenler festival süreci gönüllüsü veya devamlı gönüllü olarak başvuru formlarımız aracılığı ile ilk adımı atabiliyorlar. Kurumsal sponsorluklar için ise yatırımcı ol bölümümüz var. Şirketler sponsorluk paketlerimizden istediklerini seçerek geleceğimiz olan çocuklara yatırım yapabiliyorlar. Maddi olarak destek ise Sinemasal Kültür Sanat Derneği’nin aşağıdaki hesap numarasına bağışlar olarak iletilebiliyor.

 

Sinemasal Kültür Sanat Derneği

Garanti Bankası – Balat Şubesi

TR15 0006 2000 0200 0006 2949 72

 

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 251. sayısını indirmek için

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play