Kurdelada Kalan İki Alyans…

Pazar, 21 Ağustos 2016 15:59

BİR DARBE GİRİŞİMİ VE KURDELASIYLA KALAN İKİ ALYANS..

Hazırlayan:Hilal Akkuzu

15 temmuz 2016. Ne yaşadık biz o gece? Kaç duygu aynı anda etkisi altına aldı bizi? Anlayabildik mi, ne kadarı açıklanabilir oldu zihnimizde? Konuşuyor, daha fazla netleştirmek için araştırıyor ve bir şekilde hafifletmeye çabalıyoruz, o gece yaşadığımız travmanın şiddetini. Kutsal bir direnişin yansımalarında bu vatana vatandaş olabilmenin verdiği gururu yaşarken, o gece yitirdiklerimizin yasını tutmaya, her fırsatta acısı tarifsiz hikayelerin düğümlediği boğazımızla, o kahramanları anlatmaya devam ediyoruz.

Komiser Seher Yaşar ile Polis Memuru Halit Gürsel… O gece bu vatan uğruna şehit olan kahramanlardan sadece ikisi.. Ankara Özel Harekat Daire Başkanlığı’nda görev yapan bu iki emniyet mensubu evlenmeye karar vermişlerdi. Evliliğe atacakları ilk adım olan nişan töreninin tarihi de 15 Temmuz olarak belirlenmişti. Polis memuru Halit Gürsel’in Diyarbakır’da yaşayan ailesi de nişan için Diyarbakır’dan Ankara’ya gelmişti. Mesaileri biten çift evlerine dönüp nişan için son hazırlıkları yaptıktan sonra gelen telefon her şeyin seyrini değiştirdi. Yeniden görev noktalarına çağrılıyorlardı. Polis Memuru Halit Gürsel babasının aracıyla evlilik planları yaptığı Komiser Seher Yaşar’ı aldı ve Ankara Özel Harekat Daire Başkanlığı’na hareket etti. Nişanları iptal olan çift görevleri başındayken, askeri üniforma giymiş FETÖ’cü hainler Diyarbakır 8. Hava üssünden kaldırdıkları F16 savaş uçaklarıyla, Ankara Özel Harekat Daire Başkanlığı’na bomba yağdırdı. Evliliğe atacakları bu ilk adımı kutlamayı planlayan çift, haince düzenlenmiş bu darbe girişiminin acımasız operasyonunda, o Özel Harekat Daire Başkanlığı’nda, cuntacılara direnirken, onlarca meslektaşıyla beraber omuz omuza şehit oldu. En mutlu günlerinde böylesi büyük bir acıyla sarsılan çiftin aileleri yasa boğuldu. Şehit polis memuru Halit Gürsel’in babası Ömer Gürsel acısını şöyle dile getirdi: ”Nişan için Diyarbakır’dan gelmiştik hatta yüzükleri de ben almıştım. Oğlum mesaiden sonra eve geldi. Ancak kısa süre sonra yeniden göreve çağırdılar. Üniformasını giydi ve kız arkadaşını da alarak benim otomobilimle görev yerine gitti. Oğlumu ve gelinimi bizim uçaklarımızla, bizim helikopterlerimizle vurdular. Aldığım yüzükleri takamadan şehit oldu. Oğlumu çok zor şartlarda okutmuştum. Mesleğini de çok seviyordu. Vatanı için canını feda etti. Vatan sağ olsun…”

Acılı babanın ağzından dökülenler her şeyi açıklıyor aslında. 15 Temmuz’da ki bu hain darbe girişiminin neleri yarım bıraktırdığını, o gece şehit olanların mesleğine ve vatanına olan bağlılığını, evladını kaybetmiş babaların, annelerin her şeye rağmen ayakta durmaya çabalayarak nasıl “vatanım sağ olsun” diyebildiğini, kazanılmış bir zaferin temel taşlarını, bu kutlu direnişin güç kaynağını… Her şey bu üç beş cümlede vücut buluyor sanki. O kara gecenin üstünden günler geçtikçe ortaya çıkan bu hazin tablo, yürekleri dağlayan bu acı öyküler, durumun vahametini daha da iyi açıklarken, hafızalarımızda asla silinmeyecek izler bırakıyor. Gözlerimiz bir gurur tablosunu seyre dalmışken, yüreklerimiz minnet ve teşekkürün en derin yansımalarında inceden inceden sızlıyor. Şehit Komiser Seher Yaşar ve Şehit Polis Memuru Halit Gürsel… Bu hain darbe girişiminin ayırdığı cesur yürekler.. Bitmeyecek bir yolculuğa yine el ele çıktılar, el ele sürdürecekler… Unutmak mı? Mümkün mü o gecenin kahramanlarını hafızalarımızın karanlık odalarına itebilmek?
Daha hakkıyla teşekkür bile edemeden..