“Koşu Bandının Üzerinde Kariyer Koşusu” Barış Çunguroğlu yazdı

Pazar, 4 Ağustos 2013 11:30

fotograf(1)Hepimizin iyi ya da kötü akılda kalan spor salonu hatıraları vardır. Ben bu hatıraları gün ışığına çıkarabilmek için öncelikle çok iyi gözlem yapmalıyım diye şartlarım kendimi. Az önce Bodrum yarımadasının en güzel beldesi Yalıkavak’ta bulunan Xuma Beach’de deniz kıyısında oturmuş ne yazayım diye düşünürken, kariyer adına çabalayan insanların davranışları geliverdi aklıma.

Şimdilerde insanlar, iş alanlarında daha yukarı tırmanış yapıp hayatlarına iyi standartlar kazandırabilmek için her yolu deniyor. Bu denemelerin benim mesleğim ile alakalı olan esprili ve bi o kadar da vahim tarafına değinmek istiyorum arkadaşlar.

Bir gün iyinin üzerinde diyebileceğim, bünyesindeki satış ve pazarlama sistemini iş adamları ve CEO’lar üzerine kurgulamış bir spor merkezi içindeki insan davranışlarına baktım.

Durum içler acısı aslında.

Bir ton para verilip gidilen bu merkezlerde kimi insanlar gerçek anlamda ter atıp iş verimini arttırabilmek ve sağlıklı kalmak adına çalışırken, bir başka topluluğun amacı tamamen farklı olabiliyor. Şirketlerin en üst düzeyinde bulunan iş adamları ve yöneticilerin ekiplerinde çalışan bir çok kişi de bu spor merkezlerine üye olabiliyor. Durum tamamen kazanç ile doğru orantılı. İyi bir şirket, iyi yönetici paralelinde de iyi kazanç demek. Ortalamanın üzerinde olan ve spor salonu aidatını verebilen belli sayıda insan var. Büyük patronlar hariç diğer bölümde kalanlar insanların bu aidatı ödemek için varını yoğunu ortaya koyduğunu bilirim, traji komik bir durum

“Ayranın yok içmeye …” Anladınız siz onu,

Tek amaç patrona bir adım mesafede olabilmek. Dedim ya asıl amaç o koşu bandı değil! O koşu bandı üzerinde yapılacak olan kariyer koşusu. Büyük işlerin devrilebildiği en rahat ortamlar spor salonlarıdır arkadaşlar. Demedi demeyin.!

Siz önemli bir iş görüşmesi için herhangi bir firmaya başvuru yapsanız, o randevuyu alıp, patronu ile görüşebilmek için belki de 8 sekreter en az 2 ön görüşme falan geçmek zorunda kalacaksınız.

Ama spor salonunda bu durum başka,

Aslında çok iyi tanıyıp, takip ettiğiniz ve o buluşma için aylarca beklediğiniz patron koşu bandının üzerinde yapayalnız bir şekilde koşuyor. Hemen iyi bir makyaj çekici kıyafetler ve davetkar parfüm kokusu. Bir tilki sessizliği ile arkadan yaklaşılıp hoopppp bir yandaki koşu bandındaki yer alış ve şaşırma mimikleri…

‘Aaa siz de mi buraya üyesiniz?’ Sorusu arkasından gelen sahte gülücükler .

Kariyer koşunuz başlıyor işte.

Eğer bir dişi olarak her şey tamamsa 3 vakte kadar işe alındınız, işinizde yükselmek için dikkat çekmeyi başardınız tebrikler. Eğer niyetler bozuk durum başka bir boyuta geçiyorsa metres ilişkisi yolda.
Aslında çok da acımasız olmak istemiyorum çünkü sevgili olanları da biliyorum. Kadın zekasını her zaman ayakta alkışlamışımdır. Durum erkekte gayet basit. Tek düğme aç kapa. Kadın karmaşık, bir çok düğme var, alıcı ayarları ile oynamamak lazım devreler yanabilir. Bu sebeple kadını her zaman takdir etmek lazım.

Hah bak ilişki deyince aklıma ne geldi. Yahu şu koşu bandındaki yalnızlık için herhangi bir spor markası bi çözüm üretse fena mı olur. Çiftler için el ele yürüyüp daha derin sohbetler edebilecekleri geniş iki kişilik koşu bantları. En azından şu buluşma olayının öncesindeki anti samimi durumu da aşmış oluruz. Direk yanından olaya başla işte, selamunaleyküm , aleykümselam hooop devam !

Nasıl fikir ama. Bak şimdi sen! Bu yazımdan sonra bir marka bunu üretirse kesin telif isterim. Bu fikir bana aitti diye, siz de şahitsiniz bak!

Hah bir de olayın başka şekli de var ona da değineyim birazcık gülümseyin.

Hani şimdi bizim en büyük patron öğlen tatili arasında herkes yemeğe gittiğinde spor yapıyor ya, ben de dişten tırnaktan arttırıp bi şekilde üye oldum ya o salona.

1 saat içine sığdıracaklarıma bakın şimdi,
farz-ı misal ben bir kadınım,
öğlen arası yemek iznim 1 saat.

O topuklu ayakkabılar ile salona koşma sürem en az bir olimpiyat sprinter’ı kadar hızlı olmalı. Kaybedecek vakit yok. Saç makyaj olduğu gibi kalıyor, hatta terlemek dahi yok. Çünkü eğer terlersem saçlarıma fön lazım. O yüzden üstten toplayıverdin mi hop işlem tamam. En yakındaki önceden kafalamış olduğum spor hocama sorduğum kritik soru! Bizim patronlardan kim burada? Falanca patron şurada cevabından sonra ışık hızı ile hareket ve tilki zekası devrede.

En şirin tavırlarımıza sempati toplamaya çalışıyorum ama zaman kısıtlı, çünkü eğer bu zamanı doğru kullanmasam ya aç kalırım ya da o patron benim çalışmak yerine ayırdığım zamanı, spora ayırdığım için işimi ihmal ettiğimi düşünebilir! Bir anda kariyer koşum, kariyerimin son koşusu da olabilir.

Gerekli havalı salınmalar ve cilveler ile dikkat çekebildiysem ne mutlu bana. Unutmamalı ki esas olan beğeni toplamak asıl atak daha sonra…

Bazen kariyer koşusuna kaptırıp işe zamanında dönemeyen, hızlı 100 metre koşucularımızın ofis içi halleri de gülünesi bir durumdur. Hani koşuya kaptırdı, terledi ya…
Saçlar yukarıdan topluydu, toka açıldı duş alınmadan eski konuma geri dönüldü.

Biz de anlamadık ya hani!

Yahu besbelli kariyer koşun adına duş almamışsın işte! Kokarca gibi kokuyorsun! O terin üzerine bir de parfüm şişeni boşaltmışsın. Hiç bir şey olmamış gibi günlük hayatına devam ediyorsun. Bir de arkadaşların da patronlar da sporda gördü ya seni hani! E yürüyüşün de değişmiş senin baksana.

Bi havalar bi havalar.

Aşkların en güzeli uzaktan sevmekmiş derler. Ben de spor aşkı ile yanıp tutuşan bu kariyer koşucularının hallerini uzaktan seviyorum işte.

Bu sebeple komik duruma düşmemek için gerçekçi olup gerçek zekanızı kullanın, çünkü bu zeki çalışmalar ileride sıkıntılı olabiliyor. Söylemedi demeyin sonra!

Sevgiyle kalın

BARIŞ ÇUNGUROĞLU