KORSAN FİLME KARŞIYIM! Cüneyt Özdemir yazdı

Cumartesi, 28 Eylül 2013 14:00

konyada-korsan-cd-operasyonu-DHA-87606319060e8e92a92c6921b454e54e-3-t‘Ben hiç korsan film izlemedim. İzleyen birini de görmüş değilim.’

Elbette sinema sektörü yerli yerine oturmuş bir ülkede mesela İsviçre’de yaşıyor olsaydık bunları söylemek isterdim. Gelin görün ki durum ne yazık ki böyle değil. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da büyük bir korsan film operasyonu başladığını Burcu Esmersoy’un emniyete çağırılıp sorguya çekilmesi ile öğrendik. Anlaşılan o ki emniyet güçlerimiz korsan ile büyük bir mücadeleye girişti, işe de ünlüleri madara ederek başladı. Hayatını içerik üreterek kazanan biri olarak bu mücadeleyi sonuna kadar destekliyorum. Gelin görün ki üretici olarak desteklediğim bu mücadelede tüketici gözüyle bakınca küçük bir problem var. Şu anda korsan film izleyenlerin büyük bir çoğunluğu işi ucuza getirip sinema bileti almaktan yırtmak için değil, tam tersi sinema sektöründeki mevcut piyasa koşulları nedeni ile korsan filmcilerin ağına düşüyor!

Herhangi bir festivalde ödül almış -ödül alması da şart değil- sanatsal ve sıkıcı film olarak adlandırılan kategoride çekilmiş bir filmi Türkiye’de izleyebilmenin tek yolu korsan film izlemek. Zira bu filmlerin hiçbiri vizyona girmiyor. Girse bile şehrin en tenha köşelerinde en izbe, en dandik sinema salonlarına şöyle bir uğrayıp rafa kaldırılıyor. Bu yüzden pek çok kişi (en azından benim tanıdıklarım) bu filmleri bulmanın tek çaresi olarak korsanı görüyor.

Parasını verelim indirelim, yapımcının hakkını yemeyelim bilet alıp sinemaya gidelim, olmadı DVD’sini gidip adam gibi bir dükkandan alalım deseniz de nafile. Bu tür bir girişiminiz Türkiye’deki sinema sektörünün örgütsüzlüğü nedeniyle hüsranla sonuçlanıyor. Zira sinema salonları ve dağıtımcılar arz talep kar üçgeninde böylesine ‘sıkıcı’ işlerin ne vizyona girmesini tercih ediyorlar ne de üzerinden 3-4 yıl geçmeden DVD’sini yapıp piyasaya sürüyorlar.

Kala kala bir zamanlar videocu dükkanı olan sokağın köşesinde açılan artık korsan DVD’ciye dönüşen dükkana kalıyor.

Yani bu işi sadece polisiye yöntemlerle çözmeye kalkarsanız elbette birilerini emniyete çağırıp madara edebilirsiniz ama gelin görün ki bu meseleyi çözemezsiniz.

Biz yasakları pek seviyoruz. Çözüm üretmek yerine yasaklamak daha kolayımıza geliyor.

Uyuşturucu ile mücadele nasıl polisiye bir mesele değil, sosyolojik hatta psikolojik çözülmesi gereken bir toplumsal gerçekse bu korsan işi de biraz öyle ne yazık ki…

Neyse ki hepimiz biliyoruz ki Burcu Esmersoy’un emniyete çağırılıp magazin gazetecilerinin önüne atılması sadece korsan yüzünden değil.

Bunlar hep Gezi!

Gezi de korsan eylemdi değil mi?

Bu da ayrı bir yazı konusu, kalın sağlıcakla…