Kocan Kadar Konuş’un Yazarı Şebnem Burcuoğlu ile Keyifli Bir Röportaj!

Cumartesi, 1 Ekim 2016 23:09

 

Hazırlayan:Hümeyra Güzelsoy

Kendisini biz sinemaya uyarlanan ve vizyona girer girmez gişe rekorları kıran Kocan Kadar Konuş filmiyle tanıdık. Kim mi ? Elbette Şebnem Burcuoğlu. Geçtiğimiz aylarda başarılı yazar Şekerfare adlı yeni bir kitap daha çıkardı. Üstelik bu kitap Kocan Kadar Konuş serisiyle yarışacak nitelikte. Diyeceğimiz o ki; sürükleyici mi sürükleyici, bir çırpıda bitirilesi! Yoksa bu, yeni bir filmin sinyalleri mi dersiniz? Hem yeni çıkmış olan kitabına, hem gişe rekorları kıran Kocan Kadar Konuş’a, hem de kendisine dair merak edilenleri sormak üzere yola çıktık. Ve kendimizi Şebnem Burcuoğlu ile konuşurken bulduk. Nihayetinde oldukça keyifli bir röportaj çıktı. Hiç oyalanmadan, hemen okuyun!

 

Bilkent Üniversitesi’nde çok güzel bir bölüm bitirdiniz,üstüne Boğaziçi’nde yüksek lisans… Nereden çıktı bu harika kitapları yazmak diye başlasak sorularımıza? Yoksa bir yandan da mesleğinizi yapıyor musunuz?

Bilkent’te Uluslararası İlişkiler okuduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi Avrupa Birliği bölümünde yüksek lisansımı yaptım. Akademisyen olmayı kafaya koymuşken kendimi bir anda özel sektörde buldum. Buluş o buluş, on dört yıl kurumsal iletişim alanında çalıştım. Son olarak Türkiye’nin büyük medya kuruluşlarından birinin iletişim direktörlüğünü üstlendim. Tüm bu süreç boyunca yazmak hep hayatımın bir parçasıydı. Kendi mesleğimin yanısıra dergilerde yazdım. Son olarak da gazetede köşe yazarlığı yapıyordum. Yazılarımı takip eden yayınevinin bana ulaşıp kitap teklifiyle gelmesiyle ortaya çıktı Kocan Kadar Konuş. Çıktı, fakat tam bir yıl basılmadı. Bir yıl sonra basmaya karar verdiler ve kitabım okuyucuyla buluştu. Ne mutlu bana ki sevildi, filmi çekildi ve ardından Kocan Kadar Konuş Diriliş isimli ikinci kitabım da film oldu. Derken üçüncü kitabım Şekerfare doğdu. Kurumsal iletişimi çok sevmeme rağmen bugün rüzgar bu taraftan esiyor. Yarın ne olacağı ise tam bir muamma. Hayat, biz plan yaparken başımıza gelenlerdir diye boşuna dememişler.

Hepimizin kahkahalarla izlediği bir seri Kocan Kadar Konuş… Yazdığınız bir romanı sinemada canlı kanlı izlemek nasıldı?

İç dünyamı tüm çıplaklığıyla açtığım kitabımın film olup milyonlara ulaşması muhteşem bir şeydi elbette. Fakat bir yandan da korkutucuydu. İlk filmin senaryosunu ben yazmıştım, kitapla zaten birebirdi fakat nasıl bir reaksiyon alacağımı bilememek uykularımı kaçırmıştı. Başarılı bir ekiple başarılı bir filmin ortaya çıkması beni çok mutlu etti.

Film ile kitabınızı kıyasladığınızda bu olmamış dediğiniz yerler oldu mu? Anlatmak istediğinizle perdedeki örtüşüyor muydu? Ya da film ekibindekilere müdahale ettiğiniz yerler oldu mu?

Bir yazar olarak benim için yazdığım kitap esastır. Kitap, filme dönüşüyorsa o zaman film konusundaki profesyoneller devreye giriyor. İki alan da birbirinden apayrı. Şanslıydım ki birinci filmin senaryosunu yazdım, cast konusunda da film şirketiyle beraber çalışıp tüm isimleri beraber seçtik. İki buçuk milyonluk bir gişe yaptı ilk film. Güzel bir iş çıktığını düşünüyorum. 

Yakınlarınızdan enterasan tepkiler aldığınız oldu mu filmden sonra?

Beyaz perdeye uyarlanan romanları izlerken hayal kırıklığı yaşamışlığım vardır. Kocan Kadar Konuş filmi kitaptan kopuk olmadığı için pozitif tepkiler aldığımı söyleyebilirim. En sık karşılaştığım soruysa gişeye ortak olup olmadığımdı. 

Yeni çıkan kitabınızın ismi Şekerfare. Bu ismin nereden geldiğini anlatır mısınız?

Söylemeye utandığım bir yaşa kadar şekerpare tatlısına şekerfare dedim. Pişman değilim. Üçüncü kitabıma şeker bir isim oldu. Şekerfare hayatta yırtmaya çalışanları konu alan bir kitap ki yalan yok, ben de bunlardan biriyim. Hayat bu kadar hızlı akarken, sabır tükenmişken yırtıp refaha ermeyi kafaya koyan Şükran isimli genç bir kadın kahramanımız var. Şekerfare isimli bir senaryo yazıp bunu bir film şirketine satmayı kafaya koyuyor. Ve macera başlıyor. 

Şekerfare de kendini beyaz perde’de bulur mu acaba?

Sıcak haber! Bu konuyla ilgili güzel bir görüşme içindeyim.

Bu kadar renkli sayfaları yazan bir kadının gerçekte nasıl bir hayatı var ?Sıradan mı,renkli mi,kalabalık mı,yalnız mı?

Yazmaya konsantre olduğumdan beri bir parça daha izole yaşıyorum. Normalde daha sosyal bir insanımdır, belki de bu aralar tercihim bu yönde. Az, öz ve tatlı arkadaşlarım var. Benim dünyama bir renk katacak, farklı insanlar tanımaya bayılırım. Hatta bu insanları kitlerim, sorarım da sorarım. Serde gazetecilik var tabi. 

Kocan Kadar Konuş’un yazarı Şebnem Burcuoğlu’nu bulmuşken son olarak aşka ve evliliğe bakışını soralım.

Aşık olmak, karşındakini her şeyiyle kabul edip sevmek, ayrı ayrı ve bir olmak, paylaşmak, çoğalmak… İnsan olmak çok güzel, çok!