“Kimin yaşam tarzına karıştık?” Başbakan metro açılışında konuştu

Pazartesi, 8 Temmuz 2013 09:23

_17_img_640_360Başbakan Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Esenler-Otogar-Bağcılar-Mahmutbey-Olimpiyatköy-Başakşehir Metro Hattı’nın açılışına katıldı.

Başbakan Erdoğan, Bağcılar Meydanı’nda, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, Esenler Otogar-Bağcılar-Mahmutbey- Olimpiyatköy- Başakşehir metro hattının açılışındaki konuşmasında, bu metro hattının İstanbul’a, İstanbullular’a hayırlı olmasını temenni etti.

İstanbul’un bugün, 22 kilometrelik yeni bir metro hattına daha kavuştuğunu hatırlatan Erdoğan, “Açılışını yaptığımız hat ile İstanbul’da metro hatları uzunluğu artık 124 kilometreye ulaşıyor. 2004 yılında İstanbul’daki metro hattı uzunluğu 45 kilometre idi. 9 yılda bu hatlara 79 kilometre yeni hat ekledik ve toplam hat uzunluğu 124 kilometreye çıktı” diye konuştu.

Erdoğan, “Bağcılar’ın dili olsa da konuşsa” diyerek, Bağcılar’ın ilçe olduğu zaman sokaklarında çizmeyle dolaştıklarını, seçim kampanyasını böyle yaptıklarını anlattı.

Başbakan Erdoğan, “Çünkü hizmet, Londra Asfaltı’nın altına yapılırdı ama Londra Asfaltı’nın üstüne, Bağcılar’a, Esenler’e, Göngören’e hizmet yoktu. Bizimle beraber, hamdolsun buralarda belediye başkanlıklarını kazandık, Bahçelievler de dahil, bir anda buraların çehresi değişti. Çünkü bizim zihniyetimizde hizmet var, efendilik yok. Lafla peynir gemisi yürümüyor” dedi.

“Üsküdar-Ümraniye-Çekmeköy-Sancaktepe Metrosu’nu da inşallah 2015 yılında bitirip, hizmete alacağız” diyen Erdoğan, şu anda inşaatı devam eden, ihalesi yapılan, proje aşamasında olan hatlar da bittiğinde İstanbul’da toplam metro uzunluğunun 708 kilometreye ulaşacağını kaydetti.

18 istasyonda hizmet verecek

Erdoğan, alanda karşısında 50 bini aşkın insanı gördüğünü ifade ederek, şunları söyledi:
“Bugün açılışını yaptığımız Otogar – Bağcılar – Mahmutbey – Olimpiyatköy – Başakşehir Metrosu 18 istasyonla hizmet verecek. Yeni metro hattımız saatte ne kadar yolcu taşıyacak biliyor musunuz? 111 bin yolcu taşıyacak. Engelli vatandaşlarımızın rahat kullanımı için ne gerekiyorsa yapıldı. Bu açılışını yaptığımız hat, yaklaşık 1,5 milyar dolara mal oldu. Eski rakamla bunu söyleyecek olursak yaklaşık 3 katrilyon Türk Lirası. Ancak bu hat sayesinde, İstanbul’a, İstanbullular’a çok önemli tasarruflar sağlıyoruz. Bu güzergahta, kişi başına günlük 60 dakika zaman tasarrufu sağlanmış olacak.

Toplu taşımada işletme maliyetleri, yol bakım onarım giderleri, kaza maliyetleri, akaryakıt tasarrufu göz önüne alındığında sadece 2013 yılı için bu sistemin ekonomiye katkısı yaklaşık 200 milyon dolar. Bu hat vesilesiyle daha az araç kullanılacak ve atmosfere salınan karbondioksit emisyonunda yıllık 86 bin 350 ton azalma olacak. Çevreciler, gelin bakalım bunu görün. Gerçek çevreci AK Parti iktidarıdır. Ey CHP, sen kim çevrecilik kim? Öyle Taksim Meydanı’na çıkıp, orada nara atmakla çevreci olunmuyor. Kaç tane ağaç diktin bundan bahset. Acaba bu salınım gazlarına karşı emisyon noktasında ne kadar adım attın bunu söyle.”

“Asla göz yummayız”

Türkiye genelinde attıkları her adımda milletin hissiyatını, İstanbul’da attıkları her adımda da İstanbullular’ın hassasiyetini gözettiklerini belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

“İstanbul, İstanbullularındır. İstanbul, burada yaşayan her bir kardeşimizin şehridir, burada yaşayan her bir kardeşimize emanettir. Ancak, şunun altını özellikle çiziyorum. Ne Türkiye’nin ne de İstanbul’un hissiyatını, sadece belli kesimler, sadece belli gruplar, belli kitleler tayin etmez, edemez. Bakın, biz, ‘Ben istiyorum, öyleyse olacak’ anlayışında asla değiliz. Ama hiç kimse de ‘Ben istemiyorum, öyleyse bu olmayacak, bu yapılmayacak’ anlayışı içinde olamaz. Çoğunluğun azınlığa hükmetmesine, zulmetmesine, 10,5 yıl boyunca çok büyük bir dikkatle karşı olduk, karşı çıktık. Ancak, azınlığın da arkasına aldığı medya gücüyle, arkasına aldığı illegal örgüt gücüyle, arkasına aldığı uluslararası kirli odaklarla, çoğunluğa hükmetmesine, zulmetmesine, dayatmalarda bulunmasına asla müsaade etmeyiz, asla göz yummayız. Herkesin hissiyatına duyarlı oluruz. Herkese kulak veririz. Bir tek ferdin dahi arzularını, taleplerini, hassasiyetlerini dikkate alırız.”

Tencere tava çalanlara tepki gösterdi

Çoğunluğun beklentilerini, çoğunluğun arzularını, çoğunluğun taleplerini de azınlığın uzlaşmaz tavırlarına heba etmeyeceklerini bildiren Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu şehrin, bu İstanbul’un geleceğiyle ilgili, projeleriyle ilgili söz sahibi olan, yağmacılar değildir, vandallar değildir, barbarlar değildir. Camları, pencereleri esnafın dükkanlarını yağmalayanlar değildir. Gecenin dokuzundan sonra tencere, tava sokağa dökülenler de değildir. Aslından bu, kamu düzenini bozmaktır. Aslında bu halkı rahatsız etmektir. Kimsenin halkı rahatsız etmeye de hakkı yoktur, bu da suçtur. İstanbulumuzun geleceğiyle ilgili eğer vatandaşa saygılı olmayı söyleyenler varsa, o tencere tavayı mutfakta kullansınlar, sokakta değil. Onun yeri orasıdır.Eğer iktidar olmak istiyorsan onun yeri de sandıktır. Sandık da 4 yılda bir genel, 5 yılda bir yerel. Sabredersin, sandık gelir oyunu kullanırsın, kimi istiyorsan onu iktidara getirirsin. Ve bu modern olmanın, medeni olmanın da gereğidir. Bu İstanbul’un söz sahibi olan İstanbullular’ın kendisidir, milletin kendisidir. Hiç kimse kendisini milletin üzerinde görmesin. Hiç kimse, illegaliteye, kanunsuzluğa, anarşiye, vandallığa başvurup, İstanbul’a, İstanbullulara, millete dayatmalarda bulunmaya kalkmasın.”

Herkesin yaşam tarzının önemli olduğunu, herkesin yaşam tarzının kendilerinin teminatı altında olduğunu dile getiren Erdoğan, ancak bu toprakların, bu yeşil alanların hiç bir noktasının işgal kuvvetlerinin işgali altında olamayacağını, buraları işgal etmeye kalkanların karşısında devleti bulacağını vurguladı.

“Kimin yaşam tarzına karıştık?”

Yaşam tarzının tehdit altında olduğunu bahane ederek hiç kimsenin yakıp yıkamayacağını, hiç kimsenin vandallık yapamayacağını, hiç kimsenin başkalarının yaşam tarzlarına müdahalede bulunamayacağını kaydeden Erdoğan, “Allah aşkına soruyorum 10.5 yıldır iktidardayız biz kimin yaşam tarzına karıştık ya, kimin? Kime biz ‘sen nasıl giyiniyorsun’ diye sorduk? Böyle bir şey var mı? İşte şurada benim vatandaşlarımın özeti var. Bakın burada başı açık olanı da var, örtülü olanı da var. Hepsi bir arada. İşte onlar böyle bir tabloyu oluşturamadıkları için çıldırıyorlar. İşte biz bu birliği sağladığımız için güçlüyüz. farkımız bu” ifadelerini kullandı.

“Polisin üç yolu var…”

Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı olaylarına değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İşte Gezi Parkı için ne dediler. Ağaç dediler, çevre dediler, park dediler. Peki Allah aşkına camilerimizden ne istediniz? 3 gün Dolmabahçe Bezmi-Alem camisi işgal altındaydı. Ne istediniz camilerimizden? Yolda yanında 6 aylık bebeğiyle, 9 yaşında kızıyla gezen başı örtülü annelerden ne istediniz. Ondan sonra da utanmadan sıkılmadan ‘böyle bir şey yok’ diye yalan söylüyorsun. Esnaftan, emeğiyle alın teriyle geçinmek isteyen insanlardan ne istediniz. Sivil vatandaşlarımızın araçlarını yakıp yıkmaktan ne anladınız? Ne istediniz? 200′ü aşkın aracı yaktınız, kamu araçlarını yaktınız, bu nasıl bir çevre duyarlılığıdır.

Çevreyi yaktılar, yıktılar, kirlettiler, mahvettiler. Tüm o canım saksılar yerlerde, bütün kilit taşları söküldü. Polise o kilit taşlarını attılar. Bu polis kimin polisi? Bu polis bizim polisimiz. Bu da suçtur. Efendim, polis biber gazı sıkmış. Evet, siz hukuka ters bir iş yaparsanız polisin 2 yolu vardır, hatta 3 yolu vardır. Önce uyarır, sonra suyu sıkar, sonra da biber gazı sıkar.

Ama polis bunu yaparken eylemcilerin içinden silahla benim polisime ateş edenleri nereye koyacaksın. Ve benim şehit edilen polisi mi nereye koyacaksın? Onu sahiplenmiyor bu eylemciler. Ve ne yazık ki ana muhalefet de sahiplenmiyor. Çünkü, o da onlarla iş birlikçi. Bize, bu aziz millete, bu vandallığı, bu barbarlığı, çevre ve ağaç meselesi diye yutturmaya çalışıyorlar.”

“Bu millet bütün hesapları bozar”

Kendilerinin de milletin de kimin hangi hesabın peşinde olduğunu çok iyi gördüğünü, ağacın, çevrenin, parkın arkasına saklanıp, kimin hangi hesabı görmeye çalıştığını çok iyi gördüklerini belirten Erdoğan, “Bu millet bütün hesapları bozar ve bozdu. İstanbul, Kazlıçeşme’de 1 milyon 200 bin tek yürek olarak bu kirli tezgahı alt üst etti. Ankara Sincan’da 300 bin kişiyle, Kayseri’de 200 bin kişiyle, Samsun’da 100 bin kişiyle, Erzurum’da da 100 bin kişiyle alt üst etti” diye konuştu.

“7 ay sonra sandık”

Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye, eline sopa alıp, taş alıp, molotof alıp sokağa çıkanın
dayatmalar yaptığı bir ülke değil, demokratik bir ülkedir, bir hukuk devletidir. Eğer insani değerlere saygıları varsa insanca demakrotik yollardan hak ararlar. Aksi takdirde kendilerine de bu ülkeye de bu güzel insanlara da yazık ederler. Burada vandalların, barbarların, teröristlerin değil, sadece ve sadece milletin egemenliği vardır. Kimin ne meselesi varsa, sandıkta bunun hesabını görür. İşte 7 ay sonra İstanbul’un önüne sandık gelecek. Hesabı olan buyursun, hesabını sandıkta görsün. Tabii ben şimdi Bağcılar’da tüm kardeşlerime sesleniyorum. Demek ki ki daha çok çalışacağız ve inşallah sandıklarda çok daha farklı ses çıkacak. Sandık dışında yol arayanlara artık bu millet geçit vermez, geçit vermeyecek.”

Mısır’daki darbe

Mısır’daki son gelişmeleri çok büyük bir kaygıyla izlediklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi: ”Öncelikle şunu açık açık ifade etmek istiyorum; Biz Mısır’da, sadece Mısır’ın huzuru, Mısır’ın istikrarı, özellikle de demokrasinin tarafındayız. Mısır halkının tamamı bizim kardeşimizdir. Biz, Mısır’ın tamamını bir görüyor, beraber görüyor, Mısır halkının tamamını kardeşlerimiz olarak kucaklıyoruz. Mısır’da son günlerde hayatını kaybedenlere, hangi taraftan olursa olsun, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyor, Mısır halkının başı sağolsun diyoruz.

Önce şu ilkeyi çok net bir şekilde ortaya koyacağız; Mısır’da bir darbe yapılmıştır. Kimse kimseyi aldatmasın. Darbe, kime yönelik olursa olsun, kimi hedef alırsa alsın, kimi koltuğundan indirirse indirsin, kötüdür, zararlıdır, demokrasinin ve geleceğin katilidir. İktidardakini sevmiyor olabilirsiniz. İktidarı kusurlu görüyor olabilirsiniz. İktidarı başarısız görüyor olabilirsiniz. Demokrasilerde süre vardır. Demokrasilerde sandık vardır. Hesap, o
süre içinde, sandıkta görülür. Bunun dışındaki her yol gayrimeşrudur, haksızdır, hukuksuzdur.”

Yaklaşık 70 yıl otokratik rejimle yönetilen Mısır’da, bir yıl önce seçim yapıldığını, bu seçimin neticesinde yüzde 52 oyla Mursi’nin Cumhurbaşkanı seçildiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu: ”Bir yıl… bir yıl içinde ‘Mursi, sen bu işi başaramadın…’ içeriden ve dışarıdan her türlü tezgahlar kuruluyor. En ufak bir destek gelmiyor dışarıdan, Katar ve Türkiye’nin dışında. Sadece bu iki ülke… Meydanlara toplanmak demokratik bir haktır ama meydandaki kalabalığa, coşkuya, sloganlara aldanıp, hiç kimse meydanları bütün bir ülkenin fotoğrafı olarak sunamaz. Buradan soruyorum; Tahrir’i görenler acaba Adaviye Meydanı’nı neden görmüyorlar? Oradakiler Mısır halkı değil mi? Mısır halkı sadece Tahrir’de mi? Adeviye Meydanı’nda da Mısır halkı var. ‘Tahrir Mısır’ın fotoğrafıdır’ diyenler, Adeviye Meydanı karşısında neden susuyorlar ?”