Kılıçdaroğu: “Türkiye PYD’ye muhtaç hale geldi”

Cumartesi, 27 Temmuz 2013 09:00

kemal-kilicdaroglu1Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti bir sorunu çözmek için PYD’e muhtaç hale gelmişse oturup o ülkenin dış politikasını sorgulamanız gerekiyor. Hem oyun kurucuyum diyeceksin hem oyuncak haline geleceksin…”" dedi.

Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin (EGD) iftarında soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, TÜPRAŞ’ta yapılan incelemeye ilişkin soruya, bunun olağan bir vergi denetimi olmadığını ifade ederek, “Bu denetimler objektif olmalı ‘ben istediğimi denetlerim’ diyerek bu iş yapılmaz. TÜPRAŞ’ta yapılan Sayın Başbakanın ‘hesabını verecekler’ söyleminden sonra gündeme gelen bir incelemedir. İş dünyasına gözdağı vermek istiyorsa bu çok vahim” yanıtını verdi.

“Erdoğan’a psikologlar cevap versin”

Gezi Parkı olaylarında ölen ve yaralananların suçlusunun bulunmadığını, elinde karanfille Taksim’e çıkanların hapiste olduğunu, dünyadan bir çok aydın ve sanatçının hükümeti eleştirdiğini belirten Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediklerine cevap vermek bile istemediğini belirterek, ” Ona cevabı psikologlar versin” dedi.

“Bu ekonomiyi bilmemektir”

“Şu bankadan paranız çekin bu bankaya yatırın’ demenin suç olduğunu ancak hiçbir savcının harekete geçmediğini, “Kredi kartlarını kullanmayın” diyenlerin ceplerinin kredi kartı ile dolu olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Kayıt dışı ekonomiden şikayet edip kredi kartı kullanmayın diyor. Bu ekonomiyi ve bankacılığı bilmemektir” dedi.

“İran’a bir davet aldınız mı? Türkiye’nin dış politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?” şeklindeki soruya ise “İran’la ilgili bir davet aldım ve gideceğim. Hükümetin komşularla ilişkisi sıfır sorun diye başladı. Şimdi barış içinde yaşadığımız hiçbir komşumuz yok. İzledikleri politika Türkiye’yi tuzağın içine soktu. Bu dış politika ile Türkiye’nin yol alacağını sanmıyorum. Bu politika nedeniyle Türkiye, dünyada ve Ortadoğu’da yalnızlaştı. Bu nasıl telafi edilir? Çok zor ” diye cevap verdi.

Kılıçdaroğlu, yerel seçimler ve seçim yasasıyla ilgili soru üzerine, seçim yasasının 12 Eylül’ün ürünü olduğunu belirterek, “Millet kendi vekillerini seçmeli. Lider sultası sona ersin. Bu sona ererse yasama organı bir liderin iki dudağı arasında çalışmaz zaten sorunumuz burada. Seçim yasasının değişmesi lazım” dedi.

“Basın özgürlüğü kavramını nasıl tanımlarsınız?” sorusuna karşılık Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Basın özgürlüğü basının rahat çalışacağı ortamı yaratmakla başlar. Basının kendi yarattığı etik değerlere saygı duyulmalı. Basın çalışanlarının sendikalı olması lazım. Medya patronlarının kamu ihalelerine girmeleri yasaklanmalı. Bu dört kuralı uygularsak medyanın özgürlüğünü sağlarız. Medya patronluğu bir kamu görevidir, devletle ilişkilerinin olmaması lazım. Biz de ne oluyor? Gazeten varsa devletten ihale alıyorsun yoksa alamıyorsun. Bu doğru bir süreç değil.”

“İttifak yok”

CHP ve MHP ittifakı söz konusu mu? şeklindeki soruya karşılık Kılıçdaroğlu, “Böyle bir anlaşma yok. Neden tartışılıyor ben de anlamıyorum. Herhangi bir pazarlık ve görüşme söz konusu değil biz de gazetelerden hayretle okuyoruz” dedi.

Aile sigortası dışında güzel projeleri olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu projeleri şu an açıklamak istemediğini, gizli tuttuklarını
söyledi.

Kılıçdaroğlu Türkiye’nin Suriye politikasına ilişkin soruya şöyle yanıt verdi:

“Suriye konusunda, Türkiye izlediği politikalar ile hazırlanan bir tuzağa düştü. Suriye’nin birliğinden bütünlüğünden söz edecekken şimdi Suriye’nin parçalanmasından söz ediyoruz. İlk kez Suriye’nin kuzeyi lafını kullanan Başbakandır. Ben kendisini eleştirmiştim. Şimdi Suriye’nin kuzeyini artık hepimiz konuşuyoruz. Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) yöneticilerinin buraya getirilmesi, şu veya bu şekilde onlara bir şeyler söylenmesi, akan suyun önüne barajı koysanız bile o artık durmaz. İzlediğiniz politikanın bedelini size
ödetecekler.”

Özgür Suriye Ordusu ile PYD’nin bir araya gelme ihtimalinin zamanla görüleceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, Türk esirlerden dolayı PYD ile pazarlık yapılmasına yönelik soruya da “İşin Türkçesi şu, koskoca Türkiye Cumhuriyeti bir sorunu çözmek için PYD’e muhtaç hale gelmişse oturup o ülkenin dış politikasını sorgulamanız gerekiyor. Hem oyun kurucuyum diyeceksin hem oyuncak haline geleceksin…” ifadeleriyle yanıt verdi.

Suriye’nin kuzeyindeki oluşumun tehdit olarak görülüp görülmedi sorusu karşısında Kılıçdaroğlu “Biz Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıyız ve Türkiye’nin ve hükümetin bu konuda ortak bir politika izlemesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Suriye konusunda yanlış politika izlendiğini, Suriye’de dünya dengelerinin Türkiye tarafından iyi okunamadığını savunan Kılıçdaroğlu konuşmasına şöyle devam etti:

“Siz dünya dengelerini okumadan Suriye’ye bodoslama girerseniz, Suudi Arabistan’dan Katar’dan para gelecek, radikal grupları alacağım Türkiye’de eğiteceğim, cebine para koyacağım, göndereceğim Suriye’ye Esad’ı devirecekler. Hani cuma namazı kılacaktın Suriye’de ne oldu? İki haftalık ömrü kalmıştı ne oldu? Dengeleri iyi okumanız gerekiyor. Dışişleri Bakanı, bana şu örneği verebilir misiniz acaba? Bugüne kadar Türkiye’yi bu kadar dış politikada açmaza sokan başka bir Dışişleri Bakanı geldi mi? Her alanda açmaz içindeyiz, ayakları yere basmıyor. Dünyaya nizam vermeye çalışıyor. Bir ara Rusya’yı dize getirecekti… Allah akıl fikir versin.”

Bütün Ortadoğu’nun Türkiye’ye düşman olduğu değerlendirmesinde bulunan Kılıçdaroğlu,”Hani biz Ortadoğu’da ağabeylik yapıyorduk, herkes bize danışıyordu? Şimdi aman ha Türkiye gelmesin noktasına gelindi” diye konuştu.

Üçüncü köprü arazileri

Ülker Grubu ile ilgili sorulan bir soruya Kılıçdaroğlu, “Üçüncü köprü ile ilgili Ülker Grubu’nun almış olduğu arazilerin hesabının sorulması lazım. Sorun Ülker Grubu’nun almasında değil, sorun Ülker Grubu’na burayla ilgili projenin önceden haber verilmesinde” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu TMSF’yi “Servet Aktarma Kurumu” olarak nitelendirerek, “İstediğinin mal varlığına el koyuyorsunuz, istediğiniz kişiye
bunu satabiliyorsunuz. TMSF’nin şu anda üstlendiği rol bu… Bu bir medya kuruluşuda olabilir, sanayi kuruluşu da olabilir, turizm kuruluşu da olabilir. TMSF’nin de hesapları şu ana kadar sağlıklı denetlenmiş değil” yorumunu yaptı.

Kemal Kılıçdaroğlu yerel seçim adayları üzerinde parti olarak çalıştıkları bilgisini de vererek açıklamak için çok erken olduğunu söyledi.

Gezi sonrası yeni bir arayış içinde olduklarına da değinen Kılıçdaroğlu “Evet Gezi olayları sonrası gençliğin sesine kulak vermemiz gerekir. O konuda ekiplerimiz sadece İstanbul’da değil bütün illerde çalışıyorlar. Onların sesine kulak vereceğiz. Kadın adayların sayısı ve gençlerin sayısı daha fazla olacak bu seçimlerde. Başörtülü kişiler de adaylığa başvurabilir yasal bir engel yok” ifadelerini kullandı.

3 çocuk söylemiyle ilgili Kılıçdaroğlu,”Doğrusu şudur; Her aile iyi bakacağı sayıda çocuk yapar. İster üç, ister beş, ister bir… Bir başbakanın, bir ailenin mahremiyet alanına girmesi akıl alacak bir şey değildir” değerlendirmesinde bulundu.

Ömer Tuğrul İnançer’in hamileler ile ilgili sözleri hatırlatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, “Bunu söyleyen kişinin tasavvuf bildiği konusunda bile endişelerimiz var. Onun en azından bir doktor arkadaşına sorması gerekirdi. Nasıl olur da dünyaya çocuk getirecek bir kadının sokağa çıkmasını uygun görmüyorsunuz? Hem cennet anaların ayağı altındadır diyeceksiniz hem de sakın sokağa çıkma hamileyken diyeceksiniz” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu Mustafa Sarıgül ve CHP ilişkisinin ne durumda olduğu sorusu karşısında da “Her gittiğim yerde soruyorlar. Hiç bir ilişkimiz yok. Biz ,ilişkiyi sizden öğreniyoruz. Sayın Sargül bir belediye başkanı, kendine göre başarılı bir belediye başkanı. Partimize üye olmak istediği zaman gelir üye olur, biz hiç bir zaman ‘Niye partimize geldin, niye üye oldun diye bir sınırlama da
getirmiş değiliz” yanıtını verdi.

-”Merkez Bankası özgürlüğünü ve özerkliğini kaybetti”

Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin görüşleri de sorulan Kılıçdaroğlu, “Merkez Bankası’nın en büyük zaafı, özgürlüğünü ve özerkliğini kaybetti. Faiz ile ilgili kararı Dolmabahçe’de Başbakanla görüştükten sonra aldı. Bu Merkez Bankası’nın özerkliğine gölge düşürdü. Artık bütün dünya biliyor ki bu banka özerk bir banka değil. Siyasi otoritenin beklenti ve arzularına göre karar veriyor. Faiz lobisine gelince, dünyanın en yüksek faizini veriyorsunuz, o da gelir. Başbakan reel faiz sıfır olacak demişti. Siz hiç bir iktisat kitabında böyle birşey duydunuz mu? Ekonomi ayrı şey, ekonomiyi yönetmek ayrı” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, cemevlerinin ibadethane olmasına ilişkin de, “Kişilerin inancıyla oynamak ve bunun üzerine yorum yapmak doğru bir şey değil. Başbakan’ın söylediği ‘Reyhanlı’da 52 sünni vatandaşımız hayatını kaybetti’ cümlesi utanılacak bir şey… Bu bölücülüktür, yazıktır günahtır. Başbakan olarak niye toplumu bölüyorsun? Alevilere yönelik CHP’nin politikası kapsamında biz cemevlerinin ibadethane olmasını istiyoruz. Bununla ilgili kanun teklifimizi iki üç kere verdik. AK Parti bunu reddetti. İbadetin yeri olmaz.İnsanoğlu nerede ibadet etmek istiyorsa orada ibadetini yapsın. Cemevinde, camide, medresede, evinde nerede isterse orada yapsın. İnanç siyasetin konusu değil” diye konuştu.