Keskin Nişancı; Kurşun Asker

Çarşamba, 11 Mart 2015 12:44

“Keskin Nişancı”nın sonlarına doğru Bradley Cooper’ın karakteri Chris Kyle, birlikte geyik avladıkları oğluna gayet sakince bir öğüt veriyor: “Atan bir kalbi durdurmak çok büyük bir iştir.” İşte Clint Eastwood’un filmi de zaten bu aforizmanın çevresinde dönüyor. Yönetmenin siyasi görüşünü yansıtıp yansıtmadığı farklı ve bence pek de önemli olmayan bir detay. İnsanlar inanmadıkları şeylerle ilgili de çok kuvvetli eserler üretebilir. Fakat şurası açık ki “Keskin Nişancı” Clint Eastwood’un yönetmen olarak sinematografisiyle uyuşan bir film. Hatta ona şan şöhret getiren Western filmlerine bile benziyor: Tozlu, dumanlı bir çölün ortasında efsaneye dönüşen silahşör, acımasızca kötü adamları avlıyor.

Burada özellikle “kötü adam” deyimini kullanıyorum, “düşman” değil. Eastwood’un insan ruhuna balıklama daldığı filmlerinde kötü ve düşman aynı şey. İyilik ve kötülük çok bariz çizgilerle ayrılmış bir ikilem. Bunu görüp yönetmenin hayata bakışının basit hatta çocukça olduğunu iddia edenlerin sayısı çok. Fakat bunu iddia edenlerin kaçırdıkları veya göz ardı ettikleri bir şey var: O da Clint Eastwood’un, kötüye karşı koymak için kullanılmasının belki de şart olduğunu savunduğu şiddetin kahramanları da değiştirdiği. Hatta kahramanlığın doğasını etkilediği. İşte böyle bir sinematik evrende kötülük her dokunduğunu bir daha temizlenemeyecek halde kirleten neredeyse kozmik bir güç. Bu durumda Chris Kyle’ın oğluna dediği “Atan bir kalbi durdurmak çok büyük bir iştir” daha da anlamlı hale geliyor.

AMERICAN SNIPERFilm, Bradley Cooper’ın tekinsiz, tehlikeli ama aynı zamanda saf bir oyunculukla hayat verdiği keskin nişancı Chris Kyle’ın, Irak savaşında görev başındayken kendini ortasında bulduğu bir çıkmazla açılıyor. Hemen sonrasındaysa Kyle’ın çocukluk ve gençlik günlerine dönüyoruz. Babası Chris ve kardeşinin kulağına küpe olması için şunu diyor (bu filmde babadan oğula geçen zamansız öğüt motifi sıklıkça kullanılıyor): “Bu dünyada sadece kurtlar, kuzular ve çoban köpekleri vardır; siz de çoban köpeği olacaksınız.” 1998’de Tanzanya ve Kenya’da ABD elçiliklerinin bombalanmasından sonra orduya katılıp komando eğitimi almaya başlıyor. Bu arada da daha sonra karısı olacak Taya (Sienna Miller) ile tanışıyor. Irak Savaşı’nda ABD ordusunun gelmiş geçmiş en ölümcül keskin nişancısı oluyor. Dört kez görev yaptığı savaş sırasında resmi olarak 160 kişiyi öldürüyor.

Burada ilginç olan Clint Eastwood’un terörizm, Amerika, 11 Eylül, Irak Savaşı ve El Kaide ile ilgili hiçbir yorum yapmaması. Biraz önce bahsettiğim gibi Eastwood’un filmografisine uyan bir yaklaşım bu. Adam zaten Soğuk Savaş sonrası Amerikan “emperyalizmi” veya gereksiz bir savaş olarak ABD’nin Irak Macerası gibi temalarla ilgilenmiyor ki… Zaten onu enterese etmeyen, bundan da ötesi filmin gerçek anlamıyla uzaktan yakından ilişkisi olmayan konuları işlemediği için bir filme eleştirilemez ki. Bu bana Baba filmlerinin mafyayı yücelttiği suçlamasını andırıyor. O filmler de mafyanın acımasız bir eleştirisi olsun diye yapılmamışlar ki. Bir filmle ilgili sadece ne olmak istediği üzerine yorum yapabilirsiniz.

Hazırlayan: ALİ ARIKAN

Yazının devamı  ve Dipnot Tablet’in 207. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play