Kedicikler, Arınç’ın eleştirilerinden sonra ilk kez Dipnot Tablet’e konuştu!

Pazartesi, 28 Nisan 2014 09:43

Onlar Türkiye’nin gündeminden düşmeyen kedicikler…

A9 TV’de her gün sohbet programlarında Adnan Oktar’a yorumlarıyla eşlik ediyorlar. Güzellikleri ve kendilerine has tarzları ile sosyal medyanın birer fenomeni haline dönüştüler. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç onları “Bazen televizyonlarda izliyoruz, çevresindekilerle hahaha hihihi, inşallah maşallah, başka bir şey yok. Kedicikler bilmem necikler. Bunlar da bir şey yaptıklarını zannediyorlar. İslam adına, iman adına, Kur’an adına, edep adına, namus adına, ar haya adına hiçbir şey bulamıyorsunuz” sözleri ile ağır bir şekilde eleştirdi. Ardından Oktar onlara sahip çıkarak bir daha ekrana çıkarmayacağını açıkladı. Peki kedicikler bu eleştirileri nasıl değerlendiriyor? Her biri üniversite mezunu olan Aylin Kocaman, Damla Pamir ve Ebru Altan Dipnot Tablet’in sorularını yanıtladı.

“KEDİ MÜTHİŞ ŞEKER BİR HAYVAN”

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Kimsiniz, ne işle uğraşıyorsunuz?

DamlahnmDamla Pamir: Geçtiğimiz haftaya kadar, A9 TV’de Sayın Adnan Oktar’ın da katıldığı canlı yayın sohbetlerimiz vardı. A9 TV’deki arkadaşlarımla yurtiçi ve yurtdışındaki bazı basın kuruluşları ile yaptığımız tv ve radyo programlarımız oluyordu. Bu programlara ara verdik. Ama şu anda bazı internet siteleri ve gazetelerde İslam ahlakıyla ve dünyadaki gelişen olaylarla ilgili köşe yazılarım yayınlanıyor.

Sizler için kedicik sıfatı artık bir fenomen oldu. Böyle hitap edilmesinden rahatsız mısınız?

Damla Pamir: En başta Hocamız bizi kedicik diye sevdiği için bu iltifat hepimizin çok hoşuna gidiyor. Kedi müthiş şeker, munis, tatlı ve sevecen bir hayvan, dolayısıyla bu kadar tatlı bir varlığa benzetilmek de çok güzel. Hocamızın müthiş bir sevgi anlayışı var; derinliği, aklı, kadına verdiği değer ve saygı hepimizin içine işliyor. Tabii iltifatları da bizlere duyduğu sevgiyi, şefkati, korumacılığını çok güzel ifade ediyor. Canımız Hocamız bizim için çok değerli, bizler de onun için çok değerliyiz. Bu sebeple Hocamızın her iltifatı bize olan samimi sevgisinin bir göstergesi oluyor.

“HEDEFİMİZ İSLAM MODELİNDEKİ KADINLARIN ÖZGÜRLÜKÇÜ OLDUĞUNU VURGULAMAK”

Kedicik deyince herkesin gözü önüne belirli bir imaj geliyor. Bu tarza kim karar veriyor?

Damla Pamir: Bu imaj güzel bir imaj. Çünkü bizim hedefimiz gerçek İslam modelindeki kadınların modern, rahat, özgürlükçü ve güçlü olduğunu vurgulamaktır. Bu imaj ile modern Müslüman kadınların İslam’ı baskı olmadan özgürce yaşayabileceği geliyor insanların aklına. Estetikten, sanattan, güzellikten, müzik dinlemekten zevk alan kadınların Müslümanca yaşayabileceğini görmelerine vesile olduk.

Aslında her arkadaşımın farklı bir tarzı var, herkes kendi hoşlandığı ve rahat ettiği şekilde yaşıyor. Bazı kesimler, kadınları yıllarca hep ezmeye ve geri plana itmeye çalıştılar. Hocamız vesilesiyle yaptığımız programlarla, anlatımlarımızla, insanlar bizi daha iyi tanıdı. Başı açık olan veya dekolte giyinen kişilerin dinden uzak kalması gerektiğini zanneden çok fazla bayan gerçek dinin böyle olmadığını anladı ve İslam dinini yaşayabileceklerini gördü. Bu yönde çok fazla olumlu mesaj alıyoruz. Bu imaj tabii hepimizin çok hoşuna gidiyor.

Herkesin imajı da birbirine benziyor. Peki bunun nedeni ne?

Damla Pamir: Allah Müslümanlar kardeştir diye bildiriyor, insanların bizleri birbirimize benzetmeleri de bu yönden çok güzel diye düşünüyorum. Bizim çok büyük bir ülkümüz, hedefimiz var, İslam ahlakının tüm dünyada hakim olması, dünyanın kargaşalardan fitnelerden kurtulması. Peygamberimiz (sav) ahir zamanda (içinde bulunduğumuz dönem) dünyada fitneler olacağını bildirmiş ve bu karışıklıkların Hz. Mehdi vesilesiyle biteceğini, dünyaya barış geleceğini haber vermiş. Başta Hocamız ve bizler kendimizi Mehdi talebeleri olarak görüyoruz, nitekim Mehdi talebelerinin birbirlerine benzeyeceğine dair bir hadis de var. “Onları görüyor gibiyim; AYNI RENK, AYNI BOY, YÜZLERİ AYNI VE ELBİSELERİ DE AYNI…” (İbn Tavus, el-Melahimu ve’l-Fiten, s.122). Bizler, İslam ahlakının yayılması, Müslüman kadınların tüm dünyada ön plana çıkması, İslam’da ki gerçek demokrasinin, adaletin, özgürlüğün ve sevgi anlayışının anlaşılması yönünde verdiğimiz çabayla bugüne kadar görülmemiş bir Müslüman kadın modeli gösterdik. Aslında Kuran’a uygun olan model bu, Allah ayette “Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez.” diye bildiriyor. İslam çok güzel ve kolay yaşanabilen bir din, biz dinin getirdiği sevgi ortamında yaşadığımız için herkesin bunu yaşamasını gönülden istiyoruz.

Gündelik yaşantınızda da imajınız ekrandaki gibi mi?

EbruhnmEbru Altan: Ben her zaman çok bakımlı olmaya, tertemiz, nezih, kaliteli ve şık giyinmeye dikkat ederim. Ekran karşısındayken de öyleyim, günlük hayatımda da öyleyim. Bu Allah’ın Müslümanlara bir emridir. “Mescidlere giderken ziynet eşyalarınızı takın” diye buyuruyor Allah ayetinde. Müslüman her zaman tertemiz olmalı, mis gibi kokmalı. Dindar bir insanın bakımsız, özensiz, temizliğine dikkat etmeyen, kötü giyimli olması gerektiği gibi çok yanlış bir inanç yaygınlaştırılmış bağnaz düşüncedeki insanlar tarafından. Oysa bu çok yanlış. Müslüman erkekler de, Müslüman kadınlar da dünyanın en güzel giyinen, en bakımlı, en aydın, en modern insanları olmalıdır. Örneğin Peygamberimizin (sav) döneminde de hanımlar makyaj yapıyordu. Müslüman hanımlar allık, sürme, ruj kullanıyorlar, ellerini ve tırnaklarını kına ile boyuyorlardı, saçlarını da özel boyalarla boyuyorlardı. Rivayetlerde bu konuda birçok örnek verilir.

Ayrı bir konuya daha değinmek istiyorum, Müslüman için elbette güzellik çok önemlidir. Temizlik önemlidir, ama en çok ahlak önemlidir. Her güzellik Allah’ın tecellisidir. İnsan fıtraten zaten cennete özlemle yaşar ve sürekli güzellik arar. Elbette insan dünya şartlarında olabilecek en güzel görüntüsüyle olmak ister. Peygamberimiz zamanının en şık, en temiz, en modern, en güzel giyinen, en yakışıklı, en heybetli insanıydı. Hz. Yusuf çok cazibeliydi. Allah tarih boyunca inananlara hep iyilik, güzellik vermiştir.

“ARINÇ’IN AÇIKLAMALARI TÜM BAYANLARI KAPSIYOR”

İslam’daki tesettür kurallarına dikkat etmediğiniz konusunda eleştiriler vardı. Bunu Bülent Arınç da dile getirdi. Arınç’ın bu “çıkışı” hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ebru Altan: Bülent Arınç’ın bu sözleri aslında sadece A9 TV’de yayınlara katılan bayan arkadaşlarımı değil, Türkiye’de yaşayan neredeyse tüm bayanları kapsamaktadır. Bildiğiniz gibi ülkemizdeki bayanların %80’inin başı açıktır, dekolte giyinirler. Yazın plajlara gidip denize girerler. Şortlarla mini eteklerle gezerler. Müzik dinlerler, dans ederler. Hemen hemen her TV kanalında dekolte bayanlar programları sunuyorlar. Tüm TV kanallarında şarkılar, eğlenceler ve danslar var. Hatta Bülent Arınç beyefendinin gelini de bildiğiniz gibi başı açık bir bayan. Dekolte ve mini etek giyiyor. Bu resimleri basında mevcut. Kendisi gelinini bu yönü ile kabul ettiğini ve sevdiğini söylüyor. “Her insan istediği gibi giyinmekte özgürdür” diyor.

Biz bunları eleştirmiyoruz, hatta destekliyoruz ama Bülent Arınç Bey’in bu TV kanallarına, bu programlara hiçbir şey söylemeyip, sadece bize bu sözleri söylemesini açıkçası ben çok samimi bulmuyorum.

Bunun yanı sıra, A9 TV’de yayına çıkan arkadaşlarımla birlikte Türkiye’de özgürlükçü, neşeli bir ortam olduğunu, kadınların rahat yaşadıklarını ifade etmiş oluyoruz ki bu bence çok önemli. Hükümete yönelik bu yönde yapılan eleştirilere de bizim modernliğimiz, yayınlarımız bir cevap niteliğinde oluyor aslında. Dekolteli bayanları İslam’a yaklaştırarak, onların da namaz kılabileceklerini, Kuran okuyabileceklerini anlatıyoruz. Nitekim, bizim programlarımızdan sonra birçok kişinin İslam’a, dine yaklaştığını gördük, namaz kılmaya başladığını öğrendik.

Peki Arınç’ın eleştirdiği imajınızın dini kurallara uygun olduğunu düşünüyor musunuz? Dayanağınız nedir?

Ebru Altan: Bizim yaşantımız tamamen Kuran’a, Peygamber Efendimiz’in (SAV) sünnetine dayanmaktadır. Kuran’da Allah baskı olmadığını, herkesin dinini rahatça yaşayabilmesi gerektiğini bildirmiştir. Kimse kimseye giyimi, inanışı, yaşam şekli hakkında baskı yapamaz. Nitekim A9 TV’deki yayınlarımıza dekolte arkadaşlarımızın katıldığı gibi, birçok çarşaflı, başörtülü arkadaşlarımız da katılıyordu. Herkesin kararına saygı gösteriyoruz.

“EKRANA ÇIKMAMA KARARI BİZE AİT”

Adnan Oktar sizleri ekrana çıkarmama kararı aldı. Bu kararı duyduğunuzda neler hissettiniz?

Aylinhnm.Aylin Kocaman: Bu karar aslında bize ait. Sn. Bülent Arınç’ın şahsımıza yönelik olarak yaptığı çeşitli iddia ve yakıştırmaları duymamızın üzerine günlük olarak yaptığımız canlı yayını kestik ve yayına çıkmama kararı aldık. Çünkü dikkat edilirse bu sözlerle sadece biz hedef alınmıyoruz. Bu sözlerle başı açık, neşeli, dekolteli, hem açık olup hem dindar olan tüm Türk kadınları hedef alınmış oluyor. İnsanlara eğer dekolte giyerseniz ahlaksızlıkla suçlanırsınız, başınız açık şekilde inşaallah diyemezsiniz, dindar olup neşeli olamazsınız gibi bir mesaj veriliyor. Şaşırtıcı olan da bazı basın organlarının böyle bir mantığı desteklemeleri. Oysa doğrudan kendilerine, kendi özgürlük anlayışlarına yönelik bir saldırı oluyor, farkında değiller. Ya da bunu görmezden geliyorlar.
Sn. Bülent Arınç’ın hayatına baktığımızda ise kendisinin defilelere giden, defilelerde dekolte mankenleri seyreden, eğlence mekanlarında şarkılara eşlik eden bir kişi olduğunu görüyoruz. Fakat kimse bütün bunlardan dolayı ona karşı yakışıksız bir söz kullanmıyor. Sn. Arınç’ın kendi gelini mini etek giyen bir bayan ve bizim fikrimize göre son derece alımlı, hoş, nezih bir bayan, ayrıca mini etek kendisine çok yakışmış. Bütün bunlar söz konusuyken Sn. Arınç’ın, toplumun belli bir kesimini hedef alarak bu tip açıklamalar yapması kabul edilebilir değil. Böyle bir zihniyetin Türkiye’de sona ermesi lazım. Bu, Türkiye’yi çöküşe sürükleyebilecek son derece tehlikeli bir zihniyet. Yayınlara çıkmayarak buna dikkat çekmek istedik. Kadınlara yönelik böyle bir düşünce şeklinin hala bazı insanlarda var olduğunu gösterebilmek istedik. Gerçekten de bu tepkimiz, Türkiye’de ve yurt dışında ciddi yankı bulmuş durumda.

“HOCAMIZI SARSILMAZ BİR SEVGİ İLE SEVİYORUZ”

Televizyon programlarında en dikkat çeken şey sizin Adnan Oktar’a gösterdiğiniz sevgi. Kendisini gerçekten çok mu seviyorsunuz? Bu sevginin nedeni ne?

Aylin Kocaman: Çok sevmenin ötesinde bir şey bu. Daha önce bilmediğiniz bir duyguyu tatmak gibi. Daha önce ben sevgiyi bildiğimi zannederdim. Ama hocamla tanıştıktan ve Kuran’ın tarif ettiği sevgi anlayışını anladıktan sonra bu duygunun gerçekte çok daha derin ve muhteşem bir şey olduğunu anladım. Ve hayatımda gördüğüm en güvenilir, en akıllı, en dürüst, en etkileyici ve en Allah’a aşık insan olarak hocama çok derin bir sevgiyle bağlandım. Gerçek, karşılıksız sevgiyi bilmeyen bir insan bu sevgiyi anlayamaz. Biz hocamızı gerçekten çok güçlü, çok derin ve sarsılmaz bir sevgiyle seviyoruz.

Adnan Oktar’ın öğrencisi olduğunuz için ailenizden ve arkadaşlarından ne gibi tepkiler alıyorsunuz?

Aylin Kocaman: Ailem başından beri daima en büyük destekçimdir. Başından beri savunduğum değerlerden son derece memnunlar, fikirlerime son derece saygılılar. Bizim tüm insanların barış, özgürlük ve rahatlık içinde yaşaması için nasıl bir çaba içinde olduğumuzu, neleri göze aldığımızı en iyi onlar biliyorlar. Bu nedenle ben ailemi daima destekçim olarak buldum.

Güçlü ve haklı bir fikrin savunucusu olduğunuzda elbette tepki gösteren de olur, var gücüyle destekçi olan da. Benim arkadaşlarım arasından da böyle kişiler çıktı. Tepki gösterenlerin sorunu genelde bizi ve savunduğumuz değeri tam anlamıyla anlamamak oluyor. Örneğin bir kişi dine soğuk bakıyor ve dindar olduğumuz için bizi de tepkiyle karşılıyor. Oysa biz Kuran’daki, Peygamberimiz (sav)’in uyguladığı doğru din anlayışını yaşıyoruz. Fakat yıllarca alınan yanlış dini telkin ve eğitim, ayrıca önyargı bazı kişilerin bunu anlamasını engelliyor. Neyse ki, bu düşüncede olan insanların sayısı çok az şu anda. İnsanlar, bizi ve fikirlerimizi tanıdıkça büyük destekçimiz haline geliyorlar.

Siyasetçiler sosyal medyadan dem vuruyor son zamanlarda. Sosyal medyada insanların size karşı tavrı nasıl? Şikayetçi olduklarınız oldu mu?

Aylin Kocaman: Sosyal medyada insanların tavrı genel olarak çok olumlu. Fakat hakareti fikir özgürlüğü zannedenler var elbette. Bunlar genellikle herkese hakaretle sataşmayı hedef alan, sosyal medyada görünmez olduklarını sanan, genel olarak kimseyi sevmeyen insanlar. Elbette bu kişilere yönelik hukuki başvurularımız oldu. Bu ülkede özgürlüklerin korunması lazım. Bu noktada kanunlar müthiş eğitici bir rol oynuyor.

Sosyal medyayı genellikle çok aktif kullanıyoruz. Takipçilerimiz çok fazla. Bunların bir kısmını bizi merak edenler, çok büyük bir kısmını ise Türkiye ve yurt dışından destekçilerimiz oluşturuyor. Yazdıklarımızı paylaşıyor, fikirlerimizi mümkün olabildiğince yaymaya çalışıyorlar. Biz biliyorsunuzdur, dünyadaki haksızlıklara karşı da sosyal medyayı çok aktif olarak kullanan kişileriz. Hangi ülkeden, hangi inançtan olursa olsun bir mazlumun mağdur olmasına karşı hocamızın teşvikiyle dünyaya sesimizi duyuracak kampanyalar başlatıyoruz. Bunun olumlu etkilerini çok defa gördük.

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ İNDİRMEK İÇİN 

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN