“Kanserle Dans” Sosyal Medyadan Uluslararası Derneğe!

Salı, 7 Mayıs 2013 10:00

foto-2İnternetin, sosyal medyanın, yeni medyanın en iyi yanlarından birisi sanırız bu. İstediğiniz konuyla ilgili sayısız bilgiye en kısa zamanda ulaşmak mümkün. Tek yapmanız gereken, bilgileri filtrelemek, yani doğruluğunu test etmek.

“Kanserle Dans” blogu aslında iki arkadaşın böyle bir arayışta kurdukları bir site.

Esra Ürkmez Bayraklı, babasına konulan pankreas kanseri teşhisiyle, Ebru Tontaş ise annesine konulan meme kanseri ve babasına konulan prostat kanseri teşhisiyle kanserle tanışmış iki isim. Kendileri bu konuda araştırma yaparken hem o kadar çok bilgiye ulaşmışlar, hem de bu sırada o kadar emek ve zaman harcamışlar ki, bunu başka isimlerle de paylaşmaya karar vermişler. İşte bugün 8 bini aşan Facebook takipçisi ve 110 binden fazla okuyucusuyla kanserle dans blog/internet sitesi, yabancı kaynaklı akademik çevirilerden oluşuyor ve sağlıklı beslenmeden spor yapmanın önemine, tedavi sürecinden doktorlar tarafından kullanılan terimlerin ne anlama geldiğine kadar birçok bilgiyi takipçilerine yalın bir dille aktarıyor.

http://www.facebook.com/pages/Kanserle-Dans/233987260042551
http://kanserle-dans.blogspot.com

-Kanserle Dans nereden çıktı?
Ebru: Neden dans? Bir anda çıktı bu kelime bloğa isim ararken. Kanser ile ilgili en çok kullanılan kelimeler savaş, mücadele, amansız hastalık… Bizim yola çıkış amacımız bu yolda yürüyenlere destek biraz da bunu yansıtan bir isim seçtik.
Herkes başa çıkmak için farklı metaforlar, metodlar seçiyor. Bence bu bir savaş değil. Bir ordu, yok edilen bir düşman, zafer ve yenilgi sözleri çok anlamlı gelmiyor. Sonuçta kendi vücudumuzla kontrolden çıkan hücrelere karşı yapılan bir tedavi bu, hassas bir denge. ‘Kanserle Dans’ sözünü çok benimsedi takip edenlerimiz. İzninizle, ailemiz diyeceğim çünkü kanserle dans kocaman bir aile.

Bazısı halay çekmeye benzetiyor kendi sürecini, bazısı göbek atarak gittim kemoterapiye, diyor. Dansın her çeşidini, vals, çiftetelli, tango yaptım diyenler var. Dans pistinde kıvrak figürlerle kavalyemi yorup yerine oturttum diyenler…

Bu dansı kimse isteyerek yapmıyor. Ama bir şekilde başlayınca partnerini (kanseri) tanıyıp, bir sonraki adımda uyumla karşılık vermeye çalışıyor. Zevk, neşe, sevgi ertelenmiyor aksine daha bir coşkuyla yaşanıyor. Öyleyse neden dans olmasın?

Ebru: Anneme meme kanseri teşhisi konduğunda 10 yaşındaydım pek bir şey hatırlamıyorum. Ameliyat oldu, radyoterapi yapıldı, tedavisi yapıldı, o aralar hep bulanık. 2012 başında babama prostat kanseri denildiğinde, ameliyat kararına kadar giden süreçte her şeyin içinde oldum, doktor randevularından testlere kadar uzaktan da olsa takip ettim. Prostat çok yaygın ve çoğunlukla yavaş ilerleyen bir kanser türü olduğu için önümüze birden fazla tedavi alternatifi çıktı. Bunları araştırıp, tartıp, kendiniz için en doğru kararı vermeniz gerekiyor. Bazıları denenmiş, bazıları yeni, bu süreçte, babama elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. Amerika’da bulduğum kaynakları araştırdım, hasta destek gruplarıyla yazıştım. Babamın tedavisi bitti ve şu an çok iyi!

Esra da babasına kemoterapi tedavisi süresince destek olmak için bulduğu faydalı bilgileri tercüme edip ailesine göndermiş. Konuşurken ikimizin de uzun araştırmalar sonucu biriktirdiği bilgileri paylaşma fikri doğdu ve doğru zamanın geldiğini hissedince hadi yapalım bu işi dedik.

-Kanserle Dans, Ne zaman Harekete Geçti?
2012 Nisan sonunda hadi başlayalım dedik, Blog ve Facebook üzerinden ve başladık.
Ocak 2013de Amerika New York Eyaletinde Dernek olduk, şu anda İstanbul Merkezli Kanserle Dans Derneğinin belgelerinin onaylanmasını bekliyoruz.

Açıkçası bu işe ilk başladığımızda, biz de bu kadar her yönlü yazı yazacağımızdan haberdar değildik desem… En baştaki düşüncemiz bilgi kirliliğinden kurtarma amaçlı Kanserle ilgili doğru bilgi vermek, beslenmenin ne büyük bir rol aldığını öğretmek, hasta ve yakınlarının doktorlarına soru sormalarına yönlendirmekti. Zamanla gelen istekler doğrultusunda şekillendik.

Bir de tabii bu konuda profesyonellerden yardım alıyoruz bizim için yazı hazırlayan psikolog ve psikoonkoloğumuz var. Hatta bazı yazılar inter aktif okurlarımızın yorumları üzerine şekillendi. Diyetisyenime soruyorum köşemiz var mesela her hafta gelen soruları uzman diyetisyenimiz yanıtlıyor.

-Sloganınız bir hayli ilgi çekici, ‘Ya Sen, Ya Ben, Ya da Sevdiğimiz Kanserle Dans Ettik, Ediyoruz, Edeceğiz… Bu noktada, nasıl tepkiler ile karşılaşıyorsunuz?
Esra – Aslında bu sloganı ben ilk Ebru’ya teklif ettiğimde Ebru bile, bir sürü insan “Kanserle Dans edeceğiz” diye yazan bir sloganlı tshirt giymez herhalde demişti… Bana 2 sene önce sorsanız kanser nedir bilmezdim, oradan buradan beslenme ile ilgili yazıları okurdum sadece. Ta ki bir sevdiğim Kanserle Dans edene kadar…

Ebru: Amerikan Kanser Derneği 2030 itibariyle her 2 kişiden 1’inin kanser tecrübesi olacağını söylüyor. Bir odaya girdiğinizde kanserin dokunmadığı, iz bırakmadığı bir hayat olmayacak kısaca.

- Yeni projelerinizden bahseder misiniz?
Gerçekleşen ilk projemiz Beast Cancer UK’nin da izni alınarak Türkçe’ye tercüme edilmiş bir çocuk kitabı “Annedeki Kitle”. Çocuğuna kanseri anlatan bir annenin öyküsü, Türkiye’de bir ilk. Aksoy Matbaa’nın yardımıyla ücretsiz basılan ve ücretsiz olarak dağıtımını yapacağımız bir kitap.

Tohumları atılmış, araştırması başlamış olan projelerin başında, Türkiyede’ki bir Onkoloji Bakım Ünitesinde Kanserle Dans odası, her ilde bir Kanserle Dans Ailesi kurup, hastane ve hasta yakını ziyaretleri olacak. Ayrıca tedavi görenlere sağlayacağımız birebir ücretsiz psikolojik uzman ve diyetisyen desteği de var.

 Derya Demir

Dipnot Tablet AppStore ve Google Play Market’te. Hem de ücretsiz…