Kanal İstanbul proje kararı tamam!

Cuma, 12 Nisan 2013 16:48

kanal-istanbul-projesi-2Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Kanal İstanbul Projesi ile ilgili Yüksek Planlama Kurulu kararı bu hafta içinde tamamlandığını söyledi.

Stratejik Düşünce Enstitüsünce düzenlenen “Ekonomi Güvenliği” konulu panelin açılışında konuşan Ali Babacan, önlerinde çok önemli vizyon projeleri bulunduğunu söyledi. Bu projelerden en önemlisinin Kanal İstanbul Projesi olduğunu belirten Babacan, şöyle konuştu:

“Kanal İstanbul Projesi ile alakalı kanal yapıldığında bazı yolların yerinin değişmesi gerekecek. Köprüler gerekecek. İşte bunun ilgili Yüksek Planlama Kurulu kararı bu hafta içinde tamamlandı. Çünkü öncelikle yol, köprü çalışmalarının başlaması gerekiyor, arkasından da Kanal İstanbul Projesi’ni gerçekleştirelim. Bu ilk etapta bakanlar olarak ‘acaba olur mu, olmaz mı, çok mu çılgın, acaba gerçekleştirilebilir mi?’ şeklinde şüpheler hissettik ama Sayın Başbakanımız bunu açıkladı. Olmayacak olsa zaten bu açıklanmazdı. Biz, bunun gerçekçi bir proje olduğuna inanıyoruz. Türkiye için, hatta dünya için çok konuşulacak bir proje olduğuna da inanıyoruz. Her türlü çevre değerlendirmesi ve hazırlığı çok dikkatli yapılmalı ama yapıldıktan sonra da İstanbul’u, İstanbul’un deniz trafiğini çok rahatlatacak bir proje haline gelecek. Aynı zamanda İstanbul’un daha sıhhatli, daha düzenli büyümesini de beraberinde getirecek proje olacak.”

Tunus, Libya, Mısır, Yemen fırsatlar sunuyor

Başbakan Yardımcısı Babacan konuşmasında, son 10 yılda Türkiye’nin çok önemli reformlara sahne olduğunu belirterek “Demokrasideki başarılarımız, ekonomideki başarılarımızı güçlendirecek. Ekonomideki başarılarımız, demokrasideki başarılarımıza katkı yapacak’ dedik” ifadesini kullandı. Tunus, Libya, Mısır, Yemen’in çok önemli bir siyasi reform sürecine girdiğini belirten Babacan, söz konusu süreç doğru yönetildiği takdirde tarihi fırsatlar sunduğunu söyledi. Anılan ülkelerde dönüşüm süreci, siyasi reform süreciyle sınırlı kalırsa sürecin başarıya ulaşacağına inanmadıklarını dile getiren Babacan, ekonomik bir reform programının da gerekli olduğuna işaret etti.

“Türkiye donör ülke”

Türkiye’nin bu dönüşüm süreçlerine yoğun destek verdiğini anlatan Babacan, “Hem kendi tecrübelerimizi paylaşıyoruz hem de o ülkelere finansman desteği sağlıyoruz. Türkiye artık yükselen bir donör ülke. Dünya ülkelerini sınıflandırdığımızda yükselen bir donör ülke olarak görülüyoruz. Geçen yıl yurt dışına yaptığımız hibeler 2,5 milyar doları geçti. OECD ülkeleri içerisinde Türkiye, 2011-2012 yıllarında, dış yardımlarını en fazla artıran ülke konumunda” dedi.

Türkiye’nin eğitim, sağlık, tarım gibi pek çok farklı konuda teknik destek verdiğini belirten Babacan, Dünya Bankası ile Türkiye arasında 2 yıl önce başlatılan bir çalışma kapsamında, Dünya Bankası’nın herhangi bir ülkede reform ihtiyacı gördüğünde Türkiye’nin eğer o alanda başarısı varsa ihtiyaç duyan ülke ile Türkiye’nin ilgili alanda uzmanlaşmış kurumlarını buluşturduğunu anlattı.

Son 2 yılda 20′den fazla ülkede söz konusu çalışmanın yapıldığını kaydeden Babacan, “İşte bir bakıma bizim bundan sonraki dönemde sorumluluklarımız çok çok büyüyor. Dünyada herhangi problemden haberdarsak, dünyanın herhangi bir köşesinde bir sıkıntı, zulüm varsa, acılar çekiliyorsa Türkiye artık ‘bana ne?’ diyemiyor. Haberimiz varsa sorumluluk üzerimize düşüyor. Elimizden geldiği, gücümüzün yettiği kadar dünyanın dört bir köşesine yetişmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

Ekonomi güvenliği

Ekonomi güvenliği konusunda jeopolitik konuların listenin başında geldiğini belirten Babacan, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada insanların,
ürünlerin, sermaye ve enerjinin serbestçe dolaşabilmesi gerektiğini dile getirdi. Ülkeler arasındaki sınırların artık anlamını yitirdiğini belirten Babacan, şöyle konuştu:

“Bunun kazan-kazan sonucunu oluşturacağına inanıyoruz. Ülkelerin birbirlerine olan ekonomik bağımlılığı çoğaldıkça, her ülkenin güvenliği açısından siyasi istikrarı açısından olumlu sonuçlar getirecektir. Bunu yapmak için de özel bir çaba içerindeyiz. Daha çok ticaret, karşılıklı daha çok yatırım, bir ülkenin eksiğini bir ülkeden karşılamak, sermaye birikimi olan ülkelerin olmayan ülkelerle daha çok iş yapması. Yani daha çok birbirine entegre hale gelmiş ülkeler. İşte böyle bir sonucun bölgesel güvenlik açısından son derece önemli sonuçlar getireceğine inanıyoruz.”