“Kamu yararı yok sayılıyor!” Direnişin sembolü olan “Kırmızı Elbiseli Kız” konuştu

Perşembe, 30 Mayıs 2013 10:58

ekran-resmi-2013-05-30,-09.37.17Gezi Parkı’ndaki direnişin simgesi haline gelen kırmızı elbiseli kızın kim olduğu ortaya çıktı. O kız olay sonrası bakın neler söyledi

Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi kapsamında Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesi üzerine başlatılan protestolardaki fotoğraflarla sembol haline gelen genç kadının İTÜ’de asistan olarak çalıştığı ortaya çıktı.

Polisin yüzüne biber gazı sıktığı anın Reuters haber ajansından Osman Örsal’ın objektifine takılması ile Gezi Parkı’ndaki direnişin simgesi haline gelen ‘kırmızı elbiseli kız’ın İstanbul Teknik Üniversitesi, Şehir ve Bölge Planlamacılığı Bölümü’nde asistan olarak görev yapan Ceyda Sungur olduğu anlaşıldı.

Fotoğraf hem dünyada hem de sosyal medyada oldukça ses getirdi, paylaşılma rekoru kırdı. Twitter’da fotoğrafın “direnişin sembolü” haline geldiği yorumları yapılırken Reuters haber ajansı da fotoğrafı Facebook sayfasında kapak fotoğrafı olarak kullandı. Altına bine yakın yorum yapılan fotoğrafı dünyanın dört bir yanından 21 bin 965 kişi paylaştı.

HERKES GAZ YEDİ

Ceyda Sungur, “Dün Taksim Gezi Parkı’nda yaşanan polis şiddeti hiç şaşırtıcı değil. Özellikle 1 Mayıs’tan sonra en küçük bir protestoda dahi son derece orantısız bir polis şiddetine ve insan hayatını tehdit edecek boyutta biber gazı kullanıldığına şahit oluyoruz. İnsan hayatını bu nebze tehlikeye atan kimyasal bir silahın kullanılması kesinlikle yasaklanmalıdır. Açık ki, kent hakkını savunan her yurttaş, en temel demokratik hakkını kullanmak isteyen her işçi, üniversitesini ve bilimi savunan her öğrenci ya da akademisyen, dün benim maruz kaldığım polis şiddetiyle hatta daha da fazlasıyla her an burun buruna.

MÜCADELEMİZ 1 YILDIR SÜRÜYOR
1 Mayıs’ta ağır bir şekilde yaralanan Dilan Alp bunun en vahim örneği. Dolayısı ile dünkü kareyi Türkiye’de muhalif olan herkesi susturmayı amaçlayan iktidar baskısının ufak bir detayından ibaret görmek ve 1 yılı aşkın süredir verilen Gezi Parkı mücadelesini tek bir kareye indirgememek gerekiyor. Bugün kent mekanının değişim değerini artıran, kullanım değerini kentin ayrıcalıklıları yararına üreten, şehircilik ilkelerini, planlama esaslarını ve kamu yararını tek bir karar ile yok sayan birçok projeyle tehdit altındayız. Dolayısıyla kenti var eden değerleri tüketen, kenti parçalar halinde dönüştüren bu projeleri neoliberal yeniden üretim mekanizmalarından ayıramayız. Üçüncü köprünün temelinin atıldığını, Gezi Parkı’nın yok edilmeye çalışıldığı bugün tüm yurttaşlar olarak bir araya gelmeli, bir mücadele alanı olan kentimize sahip çıkmalıyız.” dedi.

Tags