Kamu denetçileri, Gezi raporunda devlete tavsiyelerde bulundu

Çarşamba, 1 Ocak 2014 14:07

Kamuoyunda ‘ombudsman’ olarak bilinen Kamu Denetçiliği Kurumu, polisin, Gezi Parkı eylemlerin katılanlara karşı orantısız güç kullandığı ve hak ihlali yaptığı iddiasıyla 17 kişinin yaptığı şikâyetleri birleştirerek kabul etti ve raporunu tamamladı.

Raporda, Kamu Başdenetçisi ve ilgili kamu denetçisi tarafından, 12-16 Haziran 2013 tarihleri arasında İstanbul ’da gerçekleştirilen inceleme ve araştırma kapsamında bireysel başvurucular, ilgili birey ve birey grupları, olayların şahitleri, İstanbul Valisi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, sivil toplum kuruluşlarının ve meslek odalarının temsilcileri ile yapılan birebir görüşmelere ilişkin tutanaklara yer verildi.

Raporda ayrıca ayrıca şikâyetçilerin polisin aşırı güç kullandığı yönündeki iddialarından oluşan dilekçeleri ile vatandaşların gündelik hayatlarını olumsuz etkileyen aksaklıklar, çevre esnafın karşılaştığı sıkıntılar, idarenin iddialar hakkında gösterdiği ilk değerlendirmeler ile sivil toplum kuruluşlarının çözüm noktasındaki önerilerini içeren tutanaklar da yer aldı.

ÇÖZÜM ÜRETMİYORSAN NEDENİNİ BİLDİR

Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu imzalı 176 sayfalık raporun sonuç bölümünde, İçişleri Bakanlığına, bağlantılı olarak İstanbul Valiliğine ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına 8 maddelik tavsiyede bulunulmasına karar verdi. Karar, şikâyetçilere, İçişleri Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve bilgi için Başbakanlığa gönderildi. Bu karar üzerine yapılacak işlem ya da tavsiye edilen çözüm uygulanabilir nitelikte görülmez ise 30 gün içinde kuruma bildirilmesi istendi.

Raporda, Gezi Parkı başta olmak üzere değişik kentlerde yer yer gerçekleştirilen makul ölçüyü aşan kolluk müdahalesinin tespiti, ifade açıklaması ve toplanma özgürlüklerinin kullanımını düzenleyen başta Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu olmak üzere mevzuatın, uluslararası ve AB norm ve standartlarına uygun, özgürlükleri öne çıkaran tarzda değiştirilmesi önerisinde bulunuldu.Toplumsal olaylar sırasında polisin, ancak zaruri olduğunda kademeli ve orantılı olarak güç kullanmalarını teminen, kontrol, gözetim ve denetimlerinin etkin yapılması istendi. İnsan hakları ve işkenceyi önleme sözleşmelerine atıfta bulunulan raporda yer alan tavsiyeler şöyle:

İstanbul Gezi Parkı başta olmak üzere değişik kentlerde yer yer gerçekleştirilen makul ölçüyü aşan polis müdahalesi tespit edilsin.

İfade açıklaması ve toplanma özgürlüklerinin kullanımını düzenleyen başta 2911 sayılı yasa olmak üzere mevzuatın, uluslararası ve AB norm ve standartlarına uygun olarak özgürlükleri öne çıkaran ve insan haklarının öneminden kuvvet alan modern devlet anlayışı gerekleri ve günümüz modern bilgi çağı toplumunun demokratik talepleri ve beklentilerini gözetecek tarzda değiştirilsin.

Toplumsal olaylar esnasında kolluk görevlilerinin, bireylerin uluslararası sözleşmelerce de garanti altına alınan hak ve özgürlüklerine halel getirmeksizin ancak zaruri olduğunda kademeli ve orantılı olarak güç kullanmalarını teminin, kontrol, gözetim ve denetimlerinin etkin bir şekilde yapılsın. Hatalı davranan kolluk görevlilerinin tespit edilmesi ve hesap verebilirliklerini sağlayacak bir izleme mekanizmasının oluşturulması ile ilgili yürütülen yasa çalışması ivedilikle tamamlansın.

HATALI POLİSİN TESPİT SÜRESİNİ KISALTIN

Toplumsal olaylar esnasında güç kullanımının gerekli, makul ve orantılı olup olmadığının öngörülebilir, açık ve şeffaf bir şekilde tespit edilerek, hatalı davranan kolluk görevlileri hakkında süratli, etkin bir inceleme ve soruşturma için süreci uzatan veya tıkayan işlemlerin kısaltılması veya kaldırılması yönünde gerekli tedbirler alınsın.

Kolluk görevlilerinin Türkiye ’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler temelinde bireylerin hak ve özgürlüklerine saygılı ve hoşgörülü olarak yetiştirilmeleri için insan hakları alanındaki uluslararası mevzuat ve uygulamalar hakkında uzun süreli ve meslek hayatları boyunca sürekli eğitime tabi tutulmaları, bu bağlamda ‘kolluğun toplumsal katmanlar ile iletişimi’, ‘kitle psikolojisi’, ‘müzakere anlayışı’, ‘ikna gücü’ yönündeki çalışmalar daha da geliştirilsin.

Göz yaşartıcı gaz ve benzeri kimyasal içerikli müdahalelerde tıbbi yardım mekanizmasının ve münhasıran toplumsal olaylara müdahale vakıaları için özel bir tutanak ve raporlama sistemi geliştirilsin.

Toplumsal olaylarda müdahalede görevli kolluk personelinin sosyal ve ekonomik haklarının, yeterli dinlenme süresi başta olmak üzere çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve gerektiğinde psikolojik destek sağlanması konusuna daha fazla önem verilsin.

Gelecekte olabilecek Gezi benzeri kitlesel gösteriler karşısında yasadışı grupların meşruiyet kazanmalarının önüne geçilebilmesi için, önceden nasıl hareket edileceği, protesto gösterilerinin kitlesel bir eyleme dönüşmeden nasıl yatıştırılabileceği konusunda ilgili karar mercilerinin öngörülü olarak aktif bir yaklaşım göstererek inisiyatif kullansın.