Kalebodur ile Mimarlar Antalya’da

Perşembe, 10 Ekim 2013 16:09

Kalebodur’la Mimarlar Antalya’da

CHT_2034Kalebodur’la Mimarlar Konuşuyor, Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali kapsamında Antalya Ramada Plaza Otel’de gerçekleşti. Zekai Görgülü moderatörlüğündeki etkinlikte konuşmacılar Abdi Güzer, Cüneyt Özdemir, Emre Arolat ve Nevzat Sayın bienalin teması “şablon” kavramını konuştular.

Konukların da soru ve yorumlarıyla katkıda bulunduğu etkinliğe Defne Önen, Gonca Paşolar, Heval Zeliha Yüksel, Kerem Piker, Yeşim Hatırlı, Ebru Erdönmez, Nilüfer Kozikoğlu, Tuğçe Şahin, Cengizhan Aydın, Ekmel Ertan, Cemal Koray Bingöl, Sedanur Yıldız, Konya Mimarlar Odası Başkanı M.Serdar Işık, Balıkesir Mimarlar Odası Başkanı Tevfik Aykul, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Mimarlık Bölüm Başkanı İbrahim Bakır, öğretim üyeleri ve öğrenciler, UIA Konsey Üyesi Andrei Kastanov, UIA Yarışmalar Komitesi Başkanı Tomaz Kancler ve Mimarlar Odası Antalya Şubesi’ne bağlı çok sayıda mimar katıldı.

 

Moderatör Zekai Görgülü’nün şablon teması ekseninde mimarlık ve planlama üzerinden değerlendirme önerisiyle konuşmacılar pek çok konuya değindi. İlk söz alan Emre Arolat, “şablon”un hem olumlu hem de olumsuz manada algılanabilecek bir kelime olduğunu fakat kendisinin bunu olumlu gördüğünü belirtti. Kendi çıkarımlarından hareketle yeni politikaları bir kenara bırakarak yeni dünya düzeninde insan davranışları ve birtakım yeni anlaşmalar ve işbirlikleri üzerinde durmakta fayda gördüğünü söyledi. “Söylendiği anda kolaylıkla herkes tarafından benimsenen kelimeler var. Bazı mecralarda ‘beton’ çok kötü algılanırken ‘yeşil’ dediğinizde ortada problem kalmıyor. Bu bağlamda şablon, kavramlara yönelik olduğunda ister istemez düşünceye de yönelik oluyor. Her hangi bir mimarlık eserinin, dijital dünyanın yeni iletişim biçimleri gibi olabildiğince hızlı mekanizmalarla üretilmesini, bugünkü Türkiye mimarlık ortamının en önemli problemi olarak görüyorum.”

 

Abdi Güzer, dijital dünyanın sadece işlevsel kolaylık getirmediğinden, özgürlük zemini de yarattığından söz etti. “Şablon dediğimizde olumsuz bir algılama var. Template ise size bir çok seçenek sunan durum olarak düşünülüyor.” Nezvat Sayın, şablonun negatif tarafının her şeyi merkezde toplamak olduğundan bahsetti. Kalıp denilenin önceden hayatı olan ve eklemlenebildiğimiz bir kavram olarak algılandığını belirtti. Kalıpların olmasının gerekliliğini vurgulayan Nevzat Sayın “Kalıplar olmalı fakat basmakalıba karşıyım.” diyerek aradaki ayrımın iyi yapılması gerektiğini vurguladı.

 

Konuya günümüz medyasından yola çıkarak şablon kavramına açıklama getiren Cüneyt Özdemir ise “Bir oyuncak vardır, çocukların kareleri kare boşluklara, yuvarlakları da yuvarlak boşluklara yerleştirmeye çalıştıkları. Medyadaki halimiz, yuvarlakları karelerin içine yerleştirmeye çalışmak. Bizde de ortaya çıkan yeni şablon bu. Gezi Parkı’nda şimdiye kadar yapmaya çalıştığımız şeyin ne kadar boş olduğunu anladık. O kareleri nasıl yuvarlak olarak görmeye başladığımızı anladık.” diye konuştu.

 

Planlama ve mimarlık ilişkisinden bahsedilen bölümde moderatör Zekai Görgülü “Mimarlık planlamayı yönetir hale geldi diye bir söylem var. Bize planların arkasından gitmemizi öğrettiler ama bu artık gerçekleşmiyor.” diye bir tespitte bulunarak kentsel dönüşümün de kentsel tasarımın da planlama anlamına gelmeye başladığını belirtti. Nevzat Sayın ise tüm kentlerin İstanbul gibi olmaya çalışmasının asıl tehlike olduğunu söyledi. Sayın’ın, “Toprak mülkiyeti kişilerin olduğu sürece bunların hiç birini çözemeyiz. Bir yapının en pahalı yeri toprağı olabilir mi?” sorusu üzerine Arolat, “Kişilerin kamuya dönüşmesinden başka çare yok bu durumda. Kişiler kamusal hale geldikleri gün çözülür.” diye yanıt verdi.