Kadınlardan korkmayın, konuşun!

Salı, 20 Ocak 2015 13:59

Kadınlar çok konuşan psikologlara benzerler. Her zaman, her pozisyonda, hiç durmadan konuşabilirler. Her zaman akıllıca konuşmasalar da, tanısan çok seversin tabir ettiğimiz, olağanüstü sevimli canlılardır. Bazen de saçmalık abidesi.

Kadın olmayan anlamaz. Tıpkı çocuğu olmasa eğlenceli olacak kadınları yine sadece kadınların anlaması gibi. Bütün ünlü yazarlar ve düşünürler kadınlar hakkında en az bir aforizma patlatmıştır. Bunların arasında kabul gören, bayatlamayan ve en yaygın olanı Freud’a ait olandır. “Kadınların ne istediğini çözemezsiniz.”

Kadınlık çok güçlü bileşenlere sahip bir formdur. Öyle ki kadın doğmuş olmayanlar bile kadın olmayı arzularlar. Kadınların en iyi dostu kadınlardır. En büyük düşmanı da…

Her kadın bir kadından doğduğu için, içinde iyiliği ve kötülüğü birlikte barındırır. Sorunlu annelere sahip kadınlar onlardan nefret bile etseler, bir yerde onları tekrar sevmeyi bu yüzden başarırlar.

“Bir kadına aşık olmak bir hayata mâl olur” der, Ahmet Altan. “Kadın değil, hayat alırsın.” Ahmet Altan’ı kadınlar ve kitaplar kurtarır, Ahmet Altan, onu okuyan bütün kadınları…

Dünya modası kadınlara hizmet eder. Filmlerin izleyici kitlesini kadınlar oluşturur. Sanatta teşhir dendi mi kadın vücudu sergilenir. Bilinen gezegenler arasında güzelliği dişi yıldızlar temsil eder.

Sonra bir tane dallama çıkar ve “her ay kanayıp da ölmeyen bir yaratıktan korkmalıyız” der. Sensin korkmalıyız! Biz daha henüz seviştiğimiz adama dünyanın en gerzek sözcüklerini niçin sarf ettiğimizi çözememişiz, bir de bizden korkacaklar.

Bir kere biz kanayıp ölmüyoruz ama her ay geberiyoruz. Güzelliklerimizle övünmeyi biz de isterdik, istemez değil. Ama olduramıyoruz, olduramıyorsunuz, olduramıyorlar.

Hayır, henüz seviştiğimiz adam değil de kadın olsaydı bunları konuşmak zorunda kalmazdık. Kadın verişgenimiz hemen bir ordinaryüs profesoriyus psikologyus googleyus moduna girer ve “Başka sevgililerimiz de olsun. Olabilir yani, beni bozmaz” ne demek açıklardı. Bize iki saniye sonra, “bunu mu demek istediniz?” diye sorardı.

Her saçmalığın arka yüzü olmayı başaran regl dönemine faturayı çıkarırdık beraber. Gülerdik sonra. Sonra yine sevişirdik. Her sevişmeyle biraz daha bağlanır, biraz daha aşık olurduk.

“Öyle saçma şey mi olur canım, ben kadınımın başkasıyla olmasını istemem. Zaten ben de başkasıyla olmam, karakterime aykırı” gibi bir ezcümle duymak istediğimizi, ancak hormonel algoritmamızın IQ’umuzu vurmasından dil sakatlığı geçirdiğimizi tahmin edebilmeliydi erkekler.

İlk sevişmemizin sonu buzdolabında unutulmuş yarım limon gibi morarmamalıydı. Ortak hayaller kurmaya koşacakken, ertesi gün sendromuyla savaşmamalıydık.

Sessizliğe gömülen yeni sevgiliyi Instagram’da kovalayıp, hele bir de başkasını like’lamışken, “oh iyi bari, yaşıyor” dedirtenler utanmalıydı.

Hazırlayan: FUNDA MENTALOĞLU

Yazının devamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play