Japonlar, Olimpiyatlar’a neden bu kadar seviniyor?

Salı, 10 Eylül 2013 10:58

img_pod_0809-pod-olympic-games-tokyo-celebrationYaklaşık 20 yıldır yaşanan ekonomik durgunluk, doğal felaketler ve Çin ile yaşanan güvensizlik ortamı ardından Japonlar 2020 Olimpiyatlarının bir mucize getirmesini bekliyor

2020 olimpiyat oyunlarında İstanbul ile finale kalan ve ev sahipliği yapma hakkını kazanan Tokyo ekibi aşırı bir sevinç tepkisi ortaya koymuştu. Japonya gibi ekonomisi gelişmiş, dünya devleri arasında yer alan bir ülke olimpiyatların kazanılmasına neden bu kadar çok seviniyor?

Wall Street Journal’da Yukha Hayashi imzası ile yayımlanan analizde, onur kırıcı 2. Dünya Savaşı mağlubiyeti ardından Japonlar 1964 yılındaki Olimpiyatlara ev sahipliği yapmış ve ulusal saygılarını yeniden kazandığı, oyunların ardından ülke uluslararası ekonomik güç olma yolunda hızla ilerlediği belirtilirken şimdi ise yaklaşık 20 yıldır yaşanan ekonomik durgunluk, doğal felaketler ve Çin ile yaşanan güvensizlik ortamı ardından Japonlar’ın 2020 Olimpiyatlarında bir kez daha böyle bir mucize getirmesini beklediği aktarılıyor.

Wall Street’te yayımlanan analiz şöyle:

2020 yaz oyunları için rakipleri İstanbul ve Madrid’i egale ederek rüyasını gerçekleştiren Tokyo’da yeniden ekonomik atağa geçme umudu çoğaldı ve bir çok Japon olağan endişelerini, düşen maaşlar nedeni ile yaşanan istifaları ve emeklilik ödemelerindeki düşüşleri bir kenara bırakarak aşırı sevinç gösterilerinde bulundu.

Geçmişte 1964 yılındaki yaz oyunları, 1972 ve 1998 yıllarındaki kış oyunları gibi üç Olimpiyata ev sahipliği yapmış bir ülke için son zafer oyunların yapabilirliği konusundaki uluslararası konumu ile pek ilgili değildi. Bu daha çok hükümetin artan borcu, nüfusun gittikçe daha maliyetli hale gelmesi, Çin ile ekonomik ve bölgesel rekabet ve Fukushima nükleer santralinin yarattığı felaket ile mücadele yolunda ulusun umudunu yeniden yeşertecek bir fırsat olarak görülüyor.

Başbakan Shinzo Abe zafer ardından bir televizyon kanalına verdiği röportajda, “[Tokyo'nun zaferi] bize eğer kalplerimizi bir araya getirirsek ve adım atarsak rüyalarımızı gerçekleştirebileceğimizi gösteriyor. Japonya 15 yıldır deflasyonist ve resesyonist trend nedeni ile durgunluk içerisinde idi. Amaçlarımız ve rüyamız için hep birlikte çalışırsak ekonomide büyümeyi sağlayabileceğimize inanıyorum” dedi.

Bu zafer, Japonya’nın özsaygısını ve iyimserliğini geri getirme sözü ile geçen yıl seçimleri kazanan Abe için de önemli bir başarı. Abe, büyük çaplı teşvik programını hayata geçirerek yatırımcıların gözünde oldukça popüler duruma gelmiş durumda. Abe, Cumartesi günü geldiği Buenos Aires’te Tokyo’nun adaylığı için bir konuşma da yaptı. Başbakan olayın öneminin de altını çizer şekilde hafta sonu Rusya’da yapılan G-20 Zirvesi’ne katılımını da kısa tutmuş ve 23 saatlik yolculuk ile Arjantin’e gelmişti.

Burada Abe, tsunaminin vurduğu Fukushima nükleer santralinin ortaya çıkardığı radyasyon konusundaki endişeleri gidermeyi başardı. Birçok kişi radyasyon konusunun Japonya’nın şansını oldukça düşürdüğü yorumunda bulunuyordu. Konuşmasında Abe, “[Radyasyon] Tokyo’ya hiçbir şekilde zarar vermedi ve vermeyecek” dedi.

Tokyo’nun zaferi yaşlı Japonlara 1964 yılındaki zafere bir kez daha geri dönme şansı verirken genç neslin ise gelecek için iyimserlikle dolmasına neden olan o yıllar ile ilgili daha fazla şey öğrenmesini sağladı.

Önceki Olimpiyatlara yaptığı hazırlık ile Japonya, bir dizi alt yapı projesi ile şu anki modern ekonomisinin temellerini atmış ve sonraki yıllarda hızla büyümeye geçmişti. Tokyo ve Osaka’yı bir birine bağlayan hızlı tren Ekim 1964′te başlayan oyunlardan hemen önce faaliyete geçmişti. Tokyo’nun merkezindeki karayolu sisteminin temeli de o gün atılmıştı. Tokyo’nun toplu taşıması ve kamu yayın sistemi geliştirilmiş bir çok aile renkli televizyona hücum etmişti.

Yatırımcılar ve hükümet yetkilileri, Olimpiyatlara ev sahipliği yapmanın ekonomiyi yeniden canlandıracağına ve Başbakan Abe’nin Japon ekonomisini canlandırmak için hayata soktuğu teşvik önlemlerine momentum kazandıracağına inanıyor. Başbakan ekonomik önlemleri açıklarken “üç ok” ifadesini kullanmıştı: Gevşek para politikası, mali harcama, liberalleştirme. Bazıları şimdiden 2020 oyunlarını “dördüncü ok” olarak görüyor.

Abe’nin Abenomics olarak bilinen politikasının mihenk taşlarından birisi de psikoloji. Abe, güzel günlerin yakın olduğu konusunda Japonları ikna etmeye ve böylece daha fazla harcama yapmalarını, yatırım yapmalarını ve daha fazla risk almalarını sağlamaya çalışıyor. Olimpik zafer bu mesajı daha da güçlendirecektir.

Yine de Tokyo, 1964 yılındaki Olimpiyatlarda kullandığı tesisleri yeniden kullanmayı ve var olan alt yapıyı en iyi şekilde değerlendirmeyi planladığı için Olimpiyatlar ile ilgili yeni inşaatların 2008 yılındaki Pekin ve 2012′deki Londra olimpiyatlarına oranlara daha az olması bekleniyor. Beklentiler yapılacak harcamanın 1 trilyon yen (10 milyar dolar) yani Japon ekonomisinin yüzde 0,2′si kadar olacağı yönünde. Buna karşın yetkililer Olimpiyatların 1,6 trilyon yeni Tokyo’ya olmak üzere ekonomiye 3 trilyon yen kazandırmasını bekliyor.

Bazı ekonomistler Tokyo karayolları sistemi gibi bazı altyapıların daha da geliştirilmesi durumunda Olimpiyatların getirisinin daha fazla olacağı tahmininde bulunuyor. Kyodo News, 2020′deki oyunlar için ülkeyi 8,5 milyon turistin ziyaret etmesinin beklendiğini yazdı. Zafer ardından başta inşaat şirketlerinin hisseleri olmak üzere Japon borsası da yükseldi.

Gelecek haftalarda Abe, vergi artışları konusunda bir karar verecek. Bu Abenomics’in şu ana kadar yarattığı hafif büyüme için bir risk olarak değerlendiriliyor. Konuyla ilgili yorumda bulunan Nomura Menkul Değerler’den stratejist Masaaki Yamaguchi, “Açıkça görünüyor ki ulusal duyarlılık pozitife dönecek. Bu da hükümetin vergi reformlarını ve tasarrufları ele almasını daha da kolaylaştıracak” dedi.

Wall Street Journal

Yazının ana metnine ulaşmak için

 

Tags