İsyanıyla Kalıcı Hasarlar Bırakan Grup: Tahribad-ı İsyan

Salı, 5 Temmuz 2016 17:54

HÜMEYRA GÜZELSOY

Kentsel Dönüşüm Projesiyle yıkım çalışmalarının yapıldığı Sulukule bölgesinde birbirinden samimi,azimli ve heyecanlı 3 genç bir araya geldi ve 2008 yılında ‘Tahribad-ı İsyan’ adlı bir müzik grubu kurdular. Bu 3 gencin elindeki imkanlar, müziklerine yansıttıkları duyguları kadar zor ve çetindi. Tüm bunlara rağmen,onlar bastırılmış iç seslerini bizlere hip-hop’ın o hızlı ritmiyle duyurmayı başardılar. Bu 3 genç Burak,Veysi ve Asil; diğer bir ifadeyle Zen-g, V.Z ve Asil. Biz de Dipnot Tablet ekibi olarak bu üç gençle Tahribad-ı İsyan’ın öncesini, şu anını ve yarınını konuştuk.

Bir grup kurma ve bu grupla kendi müziğinizi yapma fikri nasıl oluştu?
Zen-g: Aslında hepimiz tanışmadan önce hip-hop kültürüne tutulmuş üç çocuktuk. Üçümüzde birbirimizden habersiz, birbirimizden uzakta hip-hop kültürüne dair birşeyler yapmaya çalışıyorduk. Üçümüzün de ortak noktası bu işe break dans’la başlamaktı. Buluşmamızın ilk adımı 2008’de Lise 1. Sınıfta Asil’le tanışmamızdı. 1 yıl boyunca aynı sırayı paylaştık. İşte tam o ‘bir yıl’ın içinde  Tahribad-ı İsyan’ın temellerini atıyormuşuz, bugünlere geleceğimizden habersiz bir şekilde. Ve Tahribad-ı İsyan olduktan bir sene sonra da Veysi (V.Z.) ile tanıştık, bu çocuk Adana’nın sıcak havalarını ceplerine doldurup İstanbula gelmişti sanki; çünkü birbirimize direk ısınmıştık.

“Tahribad-ı İsyan” bir müzik grubu için alışılmışın dışında vurucu bir isim. Bu ismin özel bir hikayesi olmalı; açıklar mısınız?
Asil: Aslında Tahribad-ı İsyan ismini bulmadan önce başka birkaç isim bulup denedik üstümüzde. Ve bir çoğunu kendimiz beğenmeyip bir süre sonra değiştirdik. En son bulduğumuz isimle devam ediyorduk ki Funda ablamız ‘’bu isim bence size göre değil hikayenize göre bişeyler düşünün’’ dedi ve bizde neden olmasın diyip düşünmeye başladık. Birgün yine Zen-Gnin de bahsettiği o lise sırasında oturmuş birşeyler yazıyorduk. Ne dersiydi hatırlamıyorum ama hoca da tahtada hararetli bir şekilde bir konu anlatıyordu. Dil bilgisi dersine sözlük getirme zorunluluğu olduğu için haftanın en az 2-3 günü çantamızda sözlük oluyordu ve bu söz yazarken tıkandığımızda da kafiye bulmak için çok işe yarıyordu. Yine sözlük karıştırırken Zen-G birden durup ‘’buldum kanka harbi buldum!’’ diyerek sözlükten parmağıyla Tahribad’ı işaret etti. Benimde aklıma yatmıştı. Sonra Tahribad’la biraz uğraşalım bakalım dedik düşünürken aklımıza ‘’isyan’’ geldi ‘’Tahribada İsyan’’ koyalım dedik. Baktık yazarken filan çok kaba duruyor Zen-G yine atladı ‘’kanka bence araya tire koyalım Tahribad-ı İsyan yapalım ne dersin?’’ dedi ve Tahribad-ı İsyan olduk.
Şarkı sözlerinizi nasıl oluşturuyorsunuz? Hangi duygulardan besleniyorsunuz? Ve neden pop veya başkası değil de bu tarz bir müziği tercih ettiniz? Ulaşmak istediğiniz hedef kitle kimlerdir?

Tahribad-ı İsyan: Genelde bir altyapı geldiği zaman hepimiz kulaklıkları alıp bir köşeye çekiliyoruz. Aklımıza gelenleri yazıp, notlar alıp, fikirler üretip sonra bir masada buluşup neyimiz var neyimiz yok ortaya koyup şarkıyı bitiriyoruz. Söz yazarken çoğunlukla kendi hikayemizden kesitler, günlük yaşantımızdan konuşmalar kullanmayı seviyoruz çünkü her zaman doğallıktan yanayız. İçimizden o an ne geliyorsa kasmadan onu yazıyoruz yani. Rap müziği sevmemizin, rap müzik yapmayı seçmemizin en önemli olayıda bu zaten. İstediğimiz konuda, istediğimiz tavırla, istediğimiz şekilde özgürce yazabiliyor olmamız ve ‘’drumm n bass’’.

Bu yola çıkarken örnek aldığınız,heyecanınızı saklı ve daim tutmanızı sağlayan bir idolünüz var mıydı?
V.Z.: Türkiye de Rap yapan herkesin kendine örnek olarak gördüğü üç isim vardır. Ceza, Fuat Ergin ve Sagopa Kajmer. Biz de ilk başladığımız zamanlar bu üçlüyü ve bazı underground isimleri dinlerdik.

Gelecekte kendinizi görmek istediğiniz noktadan ve gelecek planlarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?
Tahribad-ı İsyan: Son iki senedir bir albüm üstünde çalışıyoruz ve ilk albümümüz olucağı için baya titiz bir çalışma süreci içindeyiz.  Şu an bütün vokal kayıtları ve mix-mastering işlemleri bitmiş durumda. Albümün çıkış parçasının klibini de çekmiş bulunmaktayız. Bu sürece Babajim stüdyolarının desteğiyle stüdyoya girip 16 parça kaydederek başladık sonra içlerinden en sevdiğimiz ve en seviliceğini düşündüğümüz 7 parçayı seçip masaya yatırıp onların üstünde çalıştık. Sonra bu çalışmalar içinde yine yazmaya devam ettiğimiz için son olarak bir parça daha ekleyelim dedik ve 8’de durduk. Şarkıların hepsi bizim içimize sindi, bakalım dinleyenler bu konu hakkında ne düşünücek.
Sonrası için gelecekte bir Hip-Hop merkezi açmayı planlıyoruz. İçinde dans salonu, kayıt stüdyosu, graffiti odası olan hip-hop kültürünün her dalından bir parça bulunan bir sanat okulu. Bizim zamanımızda yoktu diyip bir kenara çekilmek niyetinde değiliz anlıyacağınız.
Bundan bir 5 yıl sonra da bir film çekmek istiyoruz bakalım zaman nasıl işliycek ve karşımıza nasıl olanaklar şanslar çıkıcak bilmiyoruz. Ama en önemliside gelecek nesile iyi birer örnek olup, müziğimizle bu dünyaya kalıcı eserler, isyanımızla da kalıcı hasarlar bırakmak istiyoruz.