İstanbul’un yeşili 450 milyon lira

Cumartesi, 11 Mayıs 2013 15:13

cicek02İstanbul’un yeşillendirilmesinin yıllık maliyetinin 450 milyon lira olduğu belirtildi.

İstanbul Ağaç ve Peyzaj AŞ Genel Müdürü Eyyüp Karahan, Türkiye’nin ekonomi, sanayi ve kültür başta olmak üzere her alanda merkez konumunda olan İstanbul’un nasıl süslendiğini AA muhabirine anlattı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bütün yeşil alanlarından sorumlu olduklarını ve yeni yeşil alanlar oluşturduklarını belirten Karahan, ilçe belediyelerine ve özel sektöre de hizmet götürdüklerini kaydetti.

Karahan, İstanbul’un yeşillendirme hareketinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı görevine geldiğinde başladığını ifade ederek, şunları söyledi:

“İstanbul’un sadece yeşil değil, renkli bir şehir de olması gerekiyor. Bizim sektör öyle bir sektör ki başlangıç maliyetleri kadar bakım maliyetleri de ciddi rakamlardır. İstanbul’da mevcut alanları korurken sürekli yeşil alanlar yapmamız gerekiyor. Kişi başına düşen metrekare yeşil alan miktarını 7 metrekareden 15 metrekarelere çıkarmamız gerekiyor.

İstanbul da bu kapsamda yoğun çalıştığımız bir yer. Bir de orman alanları var. Bakanlık bunu belediyeye devrettiği zaman İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alan çok daha fazla olacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, mevcut yeşil alanların bakımından yeni yeşil alanların yapılmasına kadar yılda 450 milyon liralık bütçe kullanıyor.”

Londra ve Paris’in yeşil alan konusunda zengin bir şehir olduğunu aktaran Karahan, “İstanbul yeşil alan konusunda Londra’yı geçebilir ama İstanbul artık sadece yeşil değil, renkli de bir şehirdir” diye konuştu.

“Renkli çiçek için yılda 15 milyon lira ödüyoruz”

Karahan, eskiden İstanbul’da kullanılan bitkilerin yüzde 90 oranında yurtdışından geldiğine işaret ederek, “Bugün geldiğimiz noktada, İstanbul’da kullandığımız bitkisel materyalin yüzde 80′ini Türkiye’den tedarik etmeye başladık. Yalova, Şile, Silivri, Çatalca, İzmir’in Bayındır ve Ödemiş bölgelerinde anlaşma yaptığımız köylülerle sözleşmeli üretimler var. Biz köylümüze alım garantisi veriyoruz” bilgisini verdi.

Ürünleri yerli üreticiden alarak istihdama da katkı sağladıklarına dikkati çeken Karahan, şunları kaydetti:

“Bakım ve yapım dosyalarımıza bakıldığında 5 bin kişiye istihdam sağlıyoruz ama aileler ve yevmiyeli çalıştırdıkları işçilerle bu sayı 4-5 katına çıkıyor. Mesela Konya’daki lale üreticimiz yılda 20 bin üzerinde yevmiye ödüyor.

Yılda 1,5 milyon gül ürettiriyoruz, bunun bize maliyeti 4 milyon lira. Lale için 20 milyon lale soğanı ürettiriyoruz, ona da 5 milyon liralık bedel ödüyoruz. Mevsimlik çiçek için de baktığımızda yılda 20 milyon mevsimlik çiçek ürettiriyoruz, 6 milyon lira ödüyoruz.”

Karahan, sosyal sorumluluk projesine başlamadan önce Hollanda’dan lale tohumu getirdiklerini, artık tohum almadıklarını ifade ederek, “Laleler artık ana vatanına geldi ve Türkiye’ye has olarak üretiyoruz” dedi.

Lale dışındaki bitkilerde ithalat da yapıldığını aktaran Karahan, yapılan üretimle her geçen gün ithalatın payının azaldığını söyledi.

“Kentsel dönüşümde bitkisel materyali yerli üreticiden karşılamalıyız”

Kentsel dönüşümün, şehrin yenilenmesi ve yeşillenmesi açısından da bir fırsat olduğunun altını çizen Karahan, sektördeki firmalara, “Alt yapınızı oluşturun, üretiminizi yapın ki 3-5 yıl sonra şehir yenilenirken yurt dışından bitki getirmeyelim. Kentsel dönüşümle birlikte bitkisel materyalimizin tamamını yerli üreticiden karşılamamamız lazım” çağrısında bulundu.

“3. havalimanına peyzaj düzenleme gerekiyor”

Karahan, 3. havalimanının yapılacağı yerde ağaçların tahrip edilip edilmediğine ilişkin soruya da “Her yıl ormanları kağıt, yakacak elde etmek için insan eliyle kesiyoruz. Oradaki alana peyzaj düzenleme gerekiyor. Kesilen bir ağaç yerine daha fazlası dikilecek. İstanbul’dan ağaç eksik edilemez, bu mümkün değil” yanıtını verdi.

Sadece protokol yollarında çevre düzenlemesi yapıldığı eleştirine yönelik ise Karahan, çevre düzenlemesi yaparken sadece protokol yollarını değil, otogar, havalimanı ve şehrin girişlerini de dikkate aldıklarını belirterek, bu yönde yapılan eleştirilerin haksız olduğunu ifade etti.

Karahan, ara eleman boşluğunu doldurmak için bahçıvanlık kursu verdiklerine dikkati çekerek, Ziraat Fakültesi mezunlarının, işin pratiğini öğrenmek için kursa katıldığını da sözlerine ekledi.