İstanbul’un seçim heyecanı Dipnot Tablet’te! “İstanbul’u Oyluyorum Gözlerim Kapalı”

Pazar, 4 Ağustos 2013 15:37

fotograf(2)30 Mart 2014’te yapılması planlanan yerel seçimlerde partilerin İstanbul adayları belirginleşmeye başlıyor. Anketler yapılıyor, favori adaylar kamuoyuna fısıldanarak acemi ama işe yarar yöntemlerle nabız yoklanıyor. Sırrı Süreyya Önder’in bu yarışın sürpriz ismi olduğu açık. Sarıgül’ün ise adaylık hamlesini ‘’hem kızını vermemek hem de dünürü küstürmemek’’ çizgisinde yürütmesinden, ismi gündemi sıklıkla işgal ediyor. Kadir Topbaş ise ‘Central Park’ atağı ile Gezi’yi affettirmeye çalışıyor.

Sarıgül ya da diğerleri, seçimlerle ne değişecek bilmiyoruz… Vatandaşların parti ve adayları önemsediği, ancak detaylı analizlere yeltenmediği bir düzende heyecanla sonuca geri sayıyoruz.

Allah aşkına; bırakalım artık medyanın da omuz vermesiyle yıldızı parlayan siyasetçilere taraftar olmayı, karşılaştırmalı analize yoralım kafamızı. Bana kalırsa belediyeciliğin esaslarıyla ilgili değerlendirmeyi, biz vatandaşlar hakkıyla yapmıyoruz. Demokrasi dendiğinde kulakları dikleşen kurtlar gibiyiz ama kimse milyarlarca liralık bütçelerin hesabını sormuyor. Artık en azından bir kaç soru sorup, her yıl en az 8 milyar TL’mizi yönetmeye aday insanları tanımaya çalışsak mesela.

Önce mevcut başkana soralım: Nasıl hizmet aldınız? Kaça aldınız? Aynı hizmetin dünyadaki benzerlerinin maliyeti nedir? Maliyet farkı varsa nedenleri nelerdir?

Önümüzdeki seçimin adaylarına da soralım: Hedefleriniz-projeleriniz nelerdir? Önceki başkanın İstanbul’a veremediği, sizin verebileceğiniz şeyler nelerdir? Hangi projelere öncelik veriyorsunuz? Kurmayı planladığınız, 8 milyar TL’nin kullanımını yönetecek ekibi hangi kıstaslara göre seçeceksiniz?

Bizim Başkan adayları henüz vaatlerini duyurmadı. Diğer metropollerin seçimlerinde ne vaadler verilmiş bir de ona bakalım.

Boris Johnson, Londra: Bizlerin körüklü otobüs olarak bildiği ithal ettikleri otobüsleri kaldıracağını, yerlerine İngiliz üretimi olan, Routemaster adı verilen çift katlı otobüsleri servise sokacağını vadetti. Ayrıca bu sene, bisiklet kullanımının yaygınlaşması için altyapıya 1 milyar sterlin harcama sözü verdi. Boris Johnson’un gerçekleştirdiği bir başka vaadi ise ‘Rape Crisis Center’ adı verilen merkezleri 1’den 4’e çıkarmaktı. Bu merkezlerde 14 yaş ve üstü olan ve daha önce her türlü cinsel saldırıya maruz kalmış kadınlar rehabilite edilmeye çalışılıyor. Bu sınıflandırma tecavüzden onur kırıcı cinsel saldırıya kadar tüm mağduriyetleri kapsamaktadır. Kadınlara rehberlik, grup terapisi, sanat ve hobi terapisi gibi rehabilite servisleri sunuluyor.

Michael Bloomberg, New York City: Bloomberg’in 2001 başkanlık yarışında sivrilmesini sağlayan önemli konular; Amerikan gündeminde önemli bir yer tutan kürtaj konusuna ve gay evliliklere verdiği destekti. Bloomberg kampanyalarında sık sık bireysel silahsızlanmayı desteklediğini ve idam cezasına karşı olduğunu işlemişti. 2001’den beri başkan olan Bloomberg, anne-çocuk sağlığı programından evsizlere barınma olanaklarına, ek deniz yolu ulaşımından yenilenebilir enerji projelerine kadar birçok vaatte bulundu ve gerçekleştirdi.

Inose Naoki, Tokyo: 2012 yılında %65 oyla Tokyo yönetiminin başına geçti. Inose kadınların iş hayatına daha kolay entegre oldukları, çocuklarına ‘childcare’ merkezlerinde bakılırken çalışmalarında rahat hissettikleri bir Tokyo hedefliyor. Bir diğer önemli plan ise enerji ile ilgili. Şehirdeki miyadı dolmuş termal güç santrallerinin yerlerine ileri teknoloji doğalgazlı güç santrallerini kurmayı vaad ediyordu. Ayrıca şehrin enerji üretimini jeotermal, güneş ve rüzgar enerjisi ile dönüştürecek. Şehirdeki metroların geliştirilmesi ve metrolarda telefon kullanımı olanağı sözü veriyor. Bir de 2020 olimpiyatlarındaki rakibimiz Tokyo, Inose Naoki’nin vaadlerine göre Tokyo bu yarışı kazanıp, olimpiyatlara ev sahipliği yapacak. Bu arada olması beklenen Tokyo depremini de unutmamış. Deprem için kapsamlı eylem planı hazırlığını da seçim gündemine koymuş Naoki.

Gördüğünüz gibi ‘’büyükşehirler çalışıyor’’. Yerel yönetimler cinsel saldırı mağduru kadınları da düşünüyor, yenilenebilir enerji kaynaklarını da. Çalışan kadınları desteklerken eşcinselleri de unutmuyor. Kısacası yaşadığımız şehirleri yani yaşam alanlarımızı yöneten belediyecilik, sadece yol yapımı, imar planı gibi konular ile sınırlanmıyor; okullardaki eğitim verimliliğinden tutun bireysel silahlanmaya kadar kapsamına alıyor. Dolayısıyla önümüzdeki seçimlerde adaylar, ‘Batı’nın iyi yanlarını’’ almaya heveslenmeli, kaynakların verimli kullanımı ve kullanımın denetimi konularında da ayrıca şeffaflık gözetmelidir.

Mehmet Doğan, Dipnot Tablet, 124. sayı