“İstanbul’u kazanırsak partizanlık yapmayacağız”

Pazar, 9 Mart 2014 12:11

Türkiye 30 Mart’ta son yılların en gergin seçimlerinden birine hazırlanıyor. 17 Aralık süreciyle başlayan rüşvet ve yolsuzluk   ve paralel devlet iddiaları seçimleri gölgede bıraktı.Seçim çalışmaları  son hızla devam ederken  Dipnot Tablet olarak belediye başkanlarının da seslerini duyurmaya çalışıyoruz. İstabul Büyükşehir Belediyesi için 3 isim ön plana çıkıyor. Kadir Topbaş, Sırrı Süreyya Önder ve Mustafa Sarıgül… Bu isimlerin yanında hummalı bir çalışma içine giren adaylar da var.

Dipnot Tablet yazarı Ali Mendillioğlu Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Selman Esmer’e mikrofon uzattı.Son yaşananlar, seçim süreçleri hakkında ne düşünüyor? İstanbul’da ipi kim gögüsleyecek? Saadet Partisi İBB adayı Selman Esmer Dipnot Tablet için cevapladı

İki kutba bölünmüş gerilimli bir siyasal atmosferde, referandum niteliğine büründürülmeye çalışan bir seçime gidiyoruz. Sizin bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyim?

Ben ve partim bu iki taraflı kutuplaşma ve gerilim siyasetine şiddetle itiraz ediyoruz. Başta Başbakan olmak üzere hükümetin ve ana muhalefetin söylemleri son derece yanlış ve milleti ikiye bölerek derin yaralar oluşturuyor, “Gezi” benzeri sosyal hadiselere sebebiyet veriyor. Özellikle Başbakan’ın üslubunun çok yanlış olmasından kaynaklanıyor. Örneğin gezi eylemlerine katılanlar için çapulcu ifadesini kullanması ve geçmişte farklı ortaklıklar yaptığı kişilere haşhaşi, vampir, inlerine gireceğim gibi bir başbakana hiç yakışmayacak ifadeler kullandı. En ağır dönemi 28 şubatta, 12 Eylül’de biz yaşadık. Allah rahmet eylesin hocamız dünyanın en kibar nazik insanıdır, ne olursa olsun kızdığı zaman kimseye hakaret etmezdi. Üslubu son derece nazikti, terbiyesizce bir söz söylemezdi. En uç örneği vermek gerekirse  dokuz saatlik MGK toplantısıdır. Toplantı generallerle çok gerilimli ve elektrikli bir ortamda geçmiştir; ama toplantıdan çıktığında hiçbir şey olmamış gibi hareket etmiştir. Millete en ufak bir bedel ödetmedik.  Refah Partisi’nin kapatılması son derece gerilimli bir ortam oluşturdu. Havuz sistemi, denk bütçe, çalışanlara büyük zamlar vermiş, bir hükümetin partisi sadece irtica gibi iddialarla bugünkü gibi bir şiddetin de olmadığı bir ortamda kapatıldı. Eğer hoca sokağa çıkın deseydi, Türkiye o gün çok rahat bir Mısır, Suriye olabilirdi. Şöyle söyledi, “Refah Partisi’nin kapatılması tarihin akışı içerisinde bir nokta bir virgüldür, kimse taşkınlık yapmasın kimse sokağa çıkmasın, darbecilerin hepsinin gerçekliği bir gün su yüzüne çıkar, yolumuza devam edeceğiz” dedi ve hakikaten söyledikleri çıktı.

Bu seçimde Saadet Partisi seçmeni İslami kaygılarla CHP’yi tehdit olarak görüp AK Parti’ye yönelebilir mi?

Hayır. Başbakan bu gerilim siyasetini gezi olaylarından sonra da devam ettirebileceğini zannetti. Bu yolsuzluk ve rüşvet gezi meselesinden çok farklı. Burada gerilim politikası prim yapmaz. Gezi’de dükkan camlarını kırdılar ve benzeri gibi söylemlerle kutuplaştırmayı başarabilir ama bu rüşvet ve yolsuzluğun izahı yok. Bu meseleyi bir gerilim olayı haline getiriyor. Kaybedeni hem kendisi hem millet olacak ki oluyor şu anda bu faturayı ödüyoruz. Sadece Dolar ve Euroda %25 gizli develüasyon oldu, faizler iki kat arttı. Bizim tabanımızın AK Parti’ye kayması mümkün değil tam tersine iletişim kanalları açık olsa artık Ak Parti diye bir parti kalmayacak. Medyanın % 70’i elinde olduğu için sadece laf edebiyatıyla bunları örtmeye çalışıyor. Biz yolsuzluk oldu olmadı kısmında değiliz bunu hukuk çözmeli diyoruz. Bir taraf montaj demontaj derken diğer taraf düpedüz hırsızlık diyor. Millet nasıl ayırt edecek? Hukukun önü açılacak, yargının önü açılacak şeffaf olunacak.

IMG_9195

Siz kasetlerin montaj olup olmadığına dair bir çalışma yaptınız mı? 

Hayır. Ama suçluluk psikolojisi içerisinde örtmeye çalıştığını görüyoruz. HSYK değişiyor, adli kuvvetler yönetmeliği değişiyor, hakimler, savcılar, polislere ileri geri yer değiştiriliyor, felaket bir telaş var. Bu ipuçları hayra alamet değil. Yolsuzluk yapıldığını gösteriyor. Tabi biz net bir şey söyleyemeyiz, karar verecek olan yargıdır.

“Alo Fatih”e evet ben dedim, alt yazıda ağır hakaretler vardı onun için dedim diyor. Yargıya adalet bakanına Doğan gurubu için evet görüştüm işte şu vardı diyor ama yolsuzluk konusunda görüştüm diyemiyor çünkü bunun izahı yok. Bu emareler bu hükümetin gırtlağına kadar bu işlerin içine girdiğini gösteriyor. Mesela diyor ki bu seçim bir milli kurtuluş savaşıdır. Kime, neye karşı savaşıyorsun öyle şey olur mu? Allah Allah diyerek savaşa mı gidiyoruz?

Sizin de ifade ettiğiniz gibi biz şimdi belediye başkanı, meclis üyeleri, muhtarlarımızı seçeceğiz. Ne milletvekili, ne başbakan ne cumhurbaşkanını seçiyoruz. Biz diyoruz ki gelin İstanbul adayları Kadir Topbaş, Sarıgül, biz, diğer partiler İstanbul’un sorunları, çözüm önerileri, projelerimiz üzerinden tatlı bir rekabet olsun, millet istifadelensin, projeler üzerinden konuşalım İstanbul istifade etsin. Ama şov, kavga gerilim siyaseti üzerinden yerel seçimleri başka bir mecraya taşıyorlar buna medya nasıl alet oluyor hayretle izliyorum. Seçim gelmiş anketlerde sorulan sorularda bugün seçim olsa kime oy verirsiniz? Bugün genel seçim olmayacak, bugün belediye başkanlarını seçeceğiz. Burada başka kıstaslar aranmalı adaylar halk tarafından ne kadar seviliyor, yetenekleri ve bilgileri üzerinde tercihler yapılmalı.

Siyasal durumla ilgili bölümü şu soru ile kapatmak istiyorum. Kutuplaşmanın diğer kısmında, yaşam tarzı ve düşünce yapısı ile özellikle AK Parti sonrası oldukça tedirgin olan bir grup var. Bu korku sadece AK Parti üzerinden değil başta sizin partiniz olmak üzere İslami referansları ön plana çıkaran diğer siyasal hareketlere yansıyor mu? Mesela siz belediye başkanı olursanız eğlence merkezleri ile ilgili ne yaparsınız?

Eğitim ve gönüllülük bizim temel prensibimiz. Artık zorla bir şey yapılabileceğine inanmıyoruz. Oraları kapatırsanız, kaçak olarak yapılmaya devam edilir. Bu bir kültür meselesidir. Artık dünya bir köy haline geldi, iletişim araçlarının gelişkinliği ile ciddi bir etkileşim oluşuyor yalnız bizim asıl üstünde duracağımız mesele uyuşturucu konusudur. Yapmış olduğumuz son araştırmalarda ilköğretim düzeyinde kullanımı %9 oranlarına çıkmış durumda.

Kentsel dönüşüm meselesine gelirsek, siz kentsel dönüşümü sadece bir rant alanı olarak mı görüyorsunuz? Meskenleri kentsel dönüşüm projesi kapsamına giren ailelere ne vaad ediyorsunuz?

Selman Esmerer: Biz kentsel gelişim ve yenileme tabirini kullanmayı daha doğru buluyoruz. Şimdi İstanbul son on senede özellikle TOKİ, eliyle üretilen on binlerce konut var. Bunların fiyatları 400.000 den 1.500 milyona kadar artabiliyor. Halkın %80 inin bu daireleri alım gücü yok. Bugün asgari ücret 846 lira, İstanbul’da ortalama ücretler 1.100-1.200 lira civarında. Yeni yayınlanan açlık sınırı 1.300 lira civarında. Dolayısıyla halkın bu konutları alma şansı yok.

Biz çok iyi bir planlama yaptık. Birincisi yapılacak konutlar mutlaka ada bazında olmalı. Parsel bazında olan 100 metrekare 200 metrekare dairelere otopark verilmiyor. İstanbul’un en büyük sorunlarından birisi otopark.3.000.000 kayıtlı araç var. Her gün 500 yeni araç trafiğe giriyor. Ne gidecek yol var ne de otopark var. Gerçeklik buysa planlama yapmak çözüm üretmek zorundasınız. 5.000 metrekare ideal bir ölçü. Her dairenin alt katı otopark olacak, üstleri sosyal donatı alanı ve depreme dayanıklı projeler olacak.

Büyük bir kaos var. Bazı belediyeler vatandaşın 100 metrekare yerine karşılık depreme dayanıklı 60 metrekare daire vereceğim diyor. Bu yanlış böyle olmaz. Diğer bazı belediyeler senin dairen 90.000 lira ben sana  250.000 liraya depreme dayanıklı daire vereceğim. Bunun üstünü sen bana 750 lira taksitle ödeyeceksin diyor. Adam zaten 1.000 lira maaş alıyor nasıl ödeyecek? Bunu da yapması mümkün değil. Bir grup belediye daha var ki bunlar korkunç. Hisseli, tapuya geçememiş bazı yerlerde Sultanbeyli Belediyesi başta olmak üzere 25-30.000 lira enkaz bedeli teklif ediyorlar. 30.000 liraya İstanbul’da afedersiniz tuvalet alamazsınız.

Biz şehir plancılar, mühendislerle birlikte şuna kafa yorduk. Ne yapalım? Halkta para yok, kent çok kötü ve çarpık gelişmiş, %80 i depreme dayanıksız. İstanbul’u bekleyen bir deprem gerçeği var. Oturduk başta merkezi ilçeler olmak üzere konut sayılarını çıkardık, buraları nasıl depreme dayanıklı ve sosyal donatılarla yeniden yapılandırırız diyerek çalıştık. En sonunda istemememize rağmen %30 imar artırımına karar verdik.  Bu arttırım ile sermaye sorunu kendi içinde çözülüyor. Mütahitlerin bu işe girmesi için mevcut imarlarını %30 arttırmak gerekiyor. Bu da ilçelere göre binalar 7-8, bazı ilçelerde 10-11 kat çıkıyor. Tüm detayları hesaplattık. Bu ilçelere bir yoğunluk getiriyor ama binaların düzenli olması ve otopark sorunun çözülmesi ile aslında çok daha ferahlatıyor bu yerleşim birimlerini. İmar arttırımı kendi kaynağını yarattığı için vatandaş ederi üzerinden hiçbir para ödemeksizin yenilenmiş konutuna sahip olacak.

Ulaşım ücretleri?

Ulaşımda bir kargaşa var. Hepsini toparlamamız lazım, İETT’nin bir kısmı özelleştirilmiş, bir kısmı kalmış. Böyle bir kaos ve karmaşa var İETT’de. Bunlar üzerinde çalışıyoruz.

Siz böyle konuşunca bende şöyle bir fikir gelişiyor. Belediyelerin bütçelerinin yetersizliğinden çok bütçenin doğru kullanılmaması gibi bir sorun var sanki…

Çok haklısınız. Belediye bütçelerinde 3/1 israf var. Eskiden hiç olmayan bir reklam belediyeciliği var. Bilboard’larda boy boy reklamlar var. 2.000.000 liradan başlayıp 15.000.000 liraya kadar reklam billboardlarına para harcayan belediyeler var. Siz deterjan şirketi misiniz parfüm mü üretiyorsunuz? Nedir reklam… ,

Bir diğer gider dışarıdan araç kiralama. Bir belediye 300 araç kiralamış 15.000.000 lira araca ödemiş, 5.000.000 lira da yakıt koymuş. 300 aracın 290 tanesinde belediyenin logosu yok. Niye yok diye araştırdık, peşine düştük. Cumartesi Pazar pikniklerde, yazın anadoluya gidişlerde, vatandaşlar kendi özel işlerinde belediyenin araçlarını kullanıyor. Benim verdiğim emlak vergisi tabela vergisi harç vergisi israf oluyor.

3/1 de şeffaf olmayan ihalelerde gidiyor. Partilisi arkadaşı hele büyükşehirde davetiye usulü ihaleler var. 1 liralık iş yerine göre 2 liraya yaptırılmış.  Siz bunu hissettiğinizi söylüyorsunuz ya, bu hissettikleriniz gerçek. Başarı soyut bir şey. Ne kadar sermayen var ne kadar iş yaptın? Bunu halka söylemiyorlar.

Sosyal yardımları sorayım? Halk arasında yaygın olarak kullanılan tabiri ile oya dayalı kömür makarna yardımı diye eleştirilen sosyal yardımları siz yönetime gelirseniz yapmaya devam edecek misiniz?

Yapacağız ama böyle partizanlıkla değil. Bazı yerlerde duyuyoruz bize oy verirseniz veya bize oy verirseniz size yardım ederiz diye. Böyle şey olur mu? İhtiyacı olanlara partili partisiz herkese yaparsın. Sosyal yardımların oya endeksli şekilde ayrımcılık yapılarak yapılması çok çirkin.

 

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ İNDİRMEK İÇİN 

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN