İstanbul için caz vakti

Perşembe, 30 Ekim 2014 11:49

Afrika’dan götürülen siyahilerin Amerika’da köle olarak çalıştırıldığı yıllardan doğmuştur caz. Yaşadıkları kötü zamanlara bir başkaldırış ve hayata tutunma anlamında bir o kadar da değerlidir. Pamuk tarlalarından 1880’li yıllarda New Orleans’a gelmeye başlaması ile 1920’lerde son şeklini alan caz müziği bu muhalif yanını hala koruyor. Öyle ki hala ‘ötekilerin’ müziği olarak adlandırılıyor.

Afrika’dan doğan Amerika’da gelişen caz bu hafta ise İstanbullulara güzel anlar yaşatacak. Akbank Caz Festivali kapsamında 23 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında aralarında Jamie Cullum, İbrahim Maalouf, İlhan Erşahin, Engin Recepoğulları Trio, Kenny Barron & Dave Holland ve Ambrose Akinmusire gibi isimlerin de bulunduğu müzisyenler İstanbul’u caza bürüyecekler.

Biz de festival kapsamında burada olan İbrahim Maalouf ve Engin Recepoğulları ile cazı, müziği ve İstabul’u Dipnot Tablet için konuştuk.

Hazırlayan: Rabia ÇELİK- Ayşe Irmak ŞEN

İbrahim Maalouf: Caz, İnsanlarla Aramda Bulduğum Harika Ortak Bir Nokta

Lübnanlı bir trompet ustası olan İbrahim Maalouf trompete kattığı farklı nağmelerle dinleyenlere unutulmaz anlar yaşatan bir müzisyen. Köklü bir aileden gelen İbrahim Maalouf, ünlü yazar Amin Maalouf’un da yeğeni. Trompeti duymaya hiç alışık olmadığımız bir şekilde, nağmeler eşliğinde çalan sanatçı ortadoğunun ezgilerini batıyla harmanlıyor.

 

Lübnan asıllı olmanız ve Maalouf ailesinin seçkin geçmişi… Müziğinizi bu kadar özgün yapan bunlar mıydı? Kendi sesinizi bulurken başka nelerden etkilendiniz?

Sebebin bunlar olup olmadığını bilmiyorum. Dedikleriniz kesinlikle bana yardımcı olan şeylerdi; ama ailemin bir an önce Lübnan’a geri dönmek amacıyla bulunduğumuz yere adapte olmaya gönüllü olmaması, bu yüzden topluma izole kalmak ve kendimi ifade etmenin yollarını arıyor olmak kendi yolumu bulmakta daha etkili oldu. Gençken çok rahat biri değildim. Her zaman kendimi farklı hissettim. Bu yüzden bazı şeyler benim için kolay olmadı. Yaptığım müzik, etrafımdaki insanlarla birlikteyken daha iyi hissetmemi sağladı, onlarla aramda bulduğum harika bir ortak noktaydı.

ibrahim2Bir yanda Feyruz, Arap müziği diğer yanda Amerika kökenli caz… Bu ikisini nasıl birleştirdiniz, müzik dünyasını keşfinizi nasıl özetlersiniz?

Büyürken bana sunulan müzik yelpazesi caz ve Arap müziğinden çok daha genişti. Ailem beni Klasik Arap müziği ve Klasik Batı müziğiyle yetiştirdi. Sonradan pop, caz, blues, hiphop, elektronik ve diğer birçok müzikten etkilenmeye başladım. Daha sonra ise Balkan müziği, Doğu Avrupa müziği çok daha fazla önem kazanmaya başladı. Bütün bu saydığım müzikleri birlikte erittim, bu yüzden kafamda tam olarak neler olduğunu tam olarak anlatamam. Kesin olan bir şey varsa, saydığım bütün müzik türleri benim için çok önemliydi ve hala öyle…

Engin Recepoğulları: Caz Yaparak Hayatta Kalmak Çok Zor

Yaratıcı performanslarıyla genç yaşta kazandığı burs ile İtalya’da eğitim gören Engin Recepoğlulları çalışmalarını İstanbul’da sürdürüyor. Kerem Görsev, Sarp Maden, Erkan Oğur, Cem Aksel gibi önemli isimlerle aynı sahneyi paylaşan Recepoğulları farklı gruplar ile de konserler vermeye devam ediyor.

12. Avrupa Caz Festivali’nde sahne aldınız ve sonrasında burs kazandınız. Bu süreç sizin için dönüm noktası mıydı?

İzmir’de her yıl IKSEV tarafından düzenlenen Avrupa Caz festivali kapsamında müzisyenlere yönelik bir workshop düzenlenmekte. Bu workshopa katılanlar prova sürecinin ardından festival kapsamında bir konser vermekteler. Ayrıca her yıl bu müzisyenler içerisinden belirli sayıda müzisyen IKSEV bursu ile Siena’da caz kampına katılma şansı elde ediyorlar. Biz de 2006 senesindeki festivalde Claudio Fasoli ile çalışma imkanı bulmuştuk. Kendisi İtalya’nın en önemli caz müzisyenlerinden birisi. Onun da katkılarıyla 2006 yılında Siena Jazz kampına katılma şansı elde ettim. Benim için harika bir deneyim oldu. Zira kendi yaş grubumdaki Avrupalı caz müzisyenlerinin yanısıra İtalya’nın en deneyimli müzisyenleri ile tanışma ve konser verme şansı elde ettim. Orada geçen bir aydan sonra tekrar burs kazanarak sonraki dönemde de devam etme şansı elde ettim ama askerlik yapmak için Türkiye’ye dönmek zorunda kalınca bu burstan faydalanamadım. Yine de IKSEV workshoplarını ve Siena’da her yaz düzenlenen bu  kampı tüm müzisyenlere öneririm. Zira şu an Siena kadrosunda Mark Turner, Avishai Cohen, Miguel Zenon, Seamus Blake gibi önemli isimler mevcut.

enginTürkiye’de caz müzik yapmak zor mu?

Dünyanın heryerinde olduğu gibi Türkiye’de de caz müziği yapmak oldukça zor. Klüp ve festival sayısı oldukça az. Okul sayısı az. Müzisyen ve dinleyici sayısı da az. Bu müziğin ulaşabildiği alanlar oldukça sınırlı. İstanbul, İzmir ve Ankara dışında caz müziğini canlı dinleyebileceğiniz şehir pek yok. Burada ürettiğiniz bir sanat projesini Türkiye dışında sergilemek için de çok çaba sarfetmeniz gerekiyor. Buna rağmen işine kendini adamış çok değerli müzisyenler var.

Yazının tamamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play