İşletmenizi daha akıllı hale getirecek 6 trend

Çarşamba, 1 Şubat 2017 14:51

HAZIRLAYAN:ERGİ ŞENER

İş dünyası, tahminlerin ötesinde bir hızla ilerleyen dijital dönüşümün tam or-tasında yer almakta. Dijital çağda başarılı bir şekilde ve emin adamlarla yol almak için bir takım trendleri doğru analiz ederek, fark yaratacak şekilde kullanmak gerekiyor. Bu hafta, bu aralar günlük hayatta ve iş dünyasında, sürekli kullanılmaya başlayan; big data (büyük veri), machine learning (makine öğrenmesi), chatbots (chat robot) gibi öne çıkan trendleri ve teknolojieri ve bunların işletmelerde nasıl kullanılması gerektiğini inceledim.

1.Yapay Zeka ile Sohbet Sistemleri:

Kullanıcıya belirli işlerini gerçekleştirmek ya da sorularını cevaplamak için rehberlik eden kişisel digital asistanlar, tavsiye sistemleri ya da yeni yeni moda olmaya başlayan isimlendirmesi ile “chatbot” lar artık sadece “innova-tors” ya da “early adaptors” tarafından kullanılan nadir teknolojiler olmaktan çıktı. Teknolojinin yeni yeni gelişmekte olduğu ilk yıllarda, tavsiyeler oldukça limitli, “chatbot”ların da zekası sınırlıydı. Bu nedenle, doğal olarak ilk kul-lanıcılarda bir takım hayal kırıklıkları gözlendi. Ancak, tüm bu sorunlar artık giderilmekte. Önde gelen teknoloji şirketleri, sistemleri daha akıllı ve verimli hale getirmek üzere, artan bütçelerle, dil işleme ve doğal soru cevaplama sistemlerine yatırım yapmaktalar.

Soru – cevap sürecinin, iki kişi arasındaki ideal, tipik bir konuşmaya benze-mesi için, arka planda oldukça gelişmiş yapay zeka algoritmalarını doğru bir biçimde kurgulamak gerekiyor. Sistemden beklentiler oldukça fazla, bu nedenle de bu tarz uygulamaların gerçek hayatta kullanılmak üzere gelişimi zaman alıyor. Robotlardan, hem soruyu doğru yanıtlamasını, hem de yanıt verirken soruyu soran kişinin niyetini, ruh halini, “mood”unu (modunu) hesaba katmasını bekliyoruz. Ancak, son zamanlarda bu alandaki gelişmenin boyutu ve hızı o kadar büyük ki; yakında bir kullanıcının bir makine yerine insanla konuşup konuşmadığının ayrımını yapmasının ne-redeyse imkansız olacağı diyalog sistemleri göreceğiz. Bu da ilk defa 1950 yılında, İngiliz matematikçi ve bilgisayar bilimcisi Alan Turing tarafından ortaya atılan “Turing Testi” (bir makinenin düşünebildiğini söyleyebilmenin mantıksal olarak mümkün olup olmadığını amaçlayan test) kavramının gerçekleştiğini göstermekte.

ergi şener ara

2. İnsalcıllaştırılmış Büyük Veri:

IoT (Internet of Things – Nesnelerin Interneti), Endustri 4.0 gibi trendler günlük kullanılan elektronik aletlere ve tüketici elektroniği cihazlara akıl ka-zandırarak, katlanarak artan bir veri setinin ortaya çıkmasını da teti-klemekte. Büyük veri, bu süreçler sonucu datayı toplayan, analiz eden ve faydalı raporlar sunan teknolojlieri ifade etmekte. Forbes’da yayınlanan bir makalede belirtildiği üzere, Big Data’nın en büyük gücü olan “niceliksel temeli”, aynı zamanda en büyük dezavantajı: Elde edilen, toplanan verilere dayanarak, iş kararları verebilmek, mevcut çözümleri analiz ederek somut eylemler veya uygulanabilir anlamlar çıkarmak oldukça zor. Her büyük fir-manın elinde oldukça büyük, hatta devasa veriler bulunmakta, ancak bu verileri doğru kullanıp, rekabet avantajı yakalayabilen, işinde fark yaratacak şekilde müşteri memnuniyeti yaratabilen firma sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu nedenle, bu alandaki yeni eğilim “insana uygun” ya da “in-sancıllaştırılmış” büyük veri kavramı. Bu da temelde: Toplanan verilerin, da-ta analisti olmayan ya da datayı işlemeyi bilmeyen çalışanlarca, somut yanıtlar verecek, aksiyon alınabilecek şekilde bilgi verecek, karar alma sü-reçlerinde referans olarak kullanılacak şekilde işlenerek sunulmasını ifade etmekte.

3. Artırılmış Bilgi Sistemleri:

Artırılmış gerçeklik, zaten tüketici sektöründe oldukça önemli bir hale gelmiş durumda. Bu teknolojideki temel amaç, fiziksel dünyayı dijital bilgi ile zenginleştirmek. İş dünyası da aslında, daha önce birbirinden ayrı olan alanları birbirine bağlayarak aynı prensini izlemekte, bu nedenle artırılmış gerçeklik uygulamaları farklı sektörlerce hızla benimsenmekte. Yakın gelecekte, çeşitli kaynaklardan toplanan verinin çalışanlara, müşterileri ve ilgili konularda 360 derecelik görüş sağlayacak şekilde işlendiği uygulama-lara yönelik artan bir eğilim göreceğiz. Bu amaç doğrultusunda, şirketlerin tüm sistemlerinden, uygulamalarından toplanan veriyi otomatik olarak aynı platformda birleştiren, işleyen ve ulaşılabilir bir hale getiren sistemlere sahip olmaları gerekmekte.

4. Proaktif bilgi yönetimi:

Günlük koşuşturmaca ve karmaşa ekseninde, kaçınılmaz olarak oldukça önemli bilgiler kaybolup gitmekte. Bu nedenle, kullanıcılara doğru bilgiyi doğru zamanda, doğru yerde aktaracak servisler gittikçe daha önemli hale gelmekte (takvime göz kulak olup, önemli bir toplantı zamanının geldiğini haber veren kişisel asistanlara olan ihtiyaç gibi)… Proaktif bilgi yönetimi olarak adlandırılan uygulamalar: Bir kişinin çalışma yöntemini, önemli/ilgili bulduğu bilgileri anlayarak; önem sırasına göre ayrım yapabilen, bunları proaktif ve zamanında sunan sistemleri ifade etmekte.

5. Öngörü Motorları (Insight Engines):

Yukarıda belirttiğim dört trendi birleştirerek, öngörü motorlarına (insight en-gine) erişebiliriz (IT sektöründe önde gelen araştırma firmalarından Gartner tarafından ortaya atılan bir terim). “Insight engine”ler, iş ve dış kaynaklı tüm bilgileri toplayarak birbirine bağlayan ve ilgili bir içerik olarak şirket içeris-inde kullanılan kurumsal dile dönüştüren yapıları ifade etmekte. Şirket içer-isindeki bilgi, deneyim ve tecrube paylaşımı giderek daha önemli ve bir hal geldiğinden ve doğru kurgulandığında bir rekabet silahı haline dönüştüğün-den, daha fazla şirketin bu tarz kurumsal arama teknolojilerine yatırım yap-ması beklenmekte. Bu tarz bir bilgi merkezi kurulduktan sonra, sistem, sor-duğunuz soruya yönelik sizi bilgilendirmekte, ya da o konu hakkında detaylı bilgiye sahip çalışanlara yönlendirmeyi gerçekleştirmekte.

shutterstock_535878640
6. Yapay Zeka (Artificial intelligence – AI):

“Yapay zeka” terimi, uzunca bir süredir teknoloji dünyasının önemli bir par-çası haline gelmiş durumda ve dijital dönüşüm açısından da olmazsa olmaz bir ön koşul. Bugün itibariyle, makine öğrenimi (machine learning) olarak adlandırılan, sistemlerin sürekli öğrenerek, bağımsız bir şekilde gelişmesini sağlayan yeni araç ve teknolojiler hızla artış göstermekte. Diğer pek çok uygulama alanının yanında, yapay zekanın, üretim hattında da sıkça kul-lanılmaya başlanması beklenmekte. AI, şirketleri dijital dönüşüme hazırlarken, bir yandan da yeni iş fikirleri ve modellerin geliştirilmesini desteklemekte.