İranlı Kadınların Gizli Dünyası

Salı, 17 Haziran 2014 16:52

Fransız Filozof Alain, “turist gibi” gezmeyi eleştirir. Bir oraya bir buraya, telaşlı ve aceleci koşturmaktan haz almaz çünkü. Aksine o, tek bir yeri uzun uzun ve başka başka yerlerden, açılardan görmeyi tercih ettiğini söyler. İşte İran, bu ‘farklı yerlerden’ bakmanın şart olduğu memleketlerden biridir. Nereden baktığınıza bağlı olarak karşınızda bambaşka bir İran bulursunuz.

İran’da kaldığım kırk gün boyunca bu duyguyu sıklıkla yaşadım diyebilirim. İlk olarak gördüğünüz, yorumladığınız bir şeyi ertesi gün tamamen başka türlü anlıyor, algılıyorsunuz. Hele de gitmeden önce pek çok önyargınız varsa ki bu konuda gayet doldurulmanız mümkün. Türkiye’nin yüzünü uzun yıllardır sadece Batı’ya çevirmiş olmasıyla, geçmişte ortak kültür paylaşımları içinde olduğumuz en önemli ülkelerden olan İran’ı da görmezden geldiğimiz aşikar. Öyle ki, haber bültenlerinde komşumuz İran’ın haberlerini yabancı ajanslardan alır olduk. BBC ya da Reuters’den gelen haber akışları ile oryantalist bakışlarla şekillendi zihnimizdeki İran, Doğu algısı. Hatta bizde yerli bir oryantalizm ile kendi doğumuzu yarattık denebilir.

İran’a gitmeden önce, “Ne işin var orada? Kadınların üzerinde çok baskı var, başını örtmek zorunda kalacaksın!” gibi pek çok uyarı almıştım. Ancak bunları söylerken farkında olmadıkları bir şey de başkasının ayıbını söylerken kendi ayıplarımızı görmezden geldiğimizi düşünmedikleriydi. Çünkü Türkiye’de de kadınların gerçek manada özgür olduklarını iddia etmek saflık olur. Bugün ülkemizde hala çocuk gelinlerden, eğitim alamayan kız çocuklarından, zorla başları örtülen ya da açtırılan kadınlardan bahsediyorsak biz ne kadar özgürüz ya da ‘özgürlük’ denilince akla ne geliyor diye sormak gerekir. Konuyu fazla dallandırıp budaklandırmadan size İran’daki, ‘Doğumuz’daki komşu kadınlardan bahsetmek istiyorum.

IMG_3023

“Tahran’da kadınların gece dışarı çıkması güvenli değil”

İran’da bulunduğum kırk gün boyunca Farslar, Türkler, Kürtler gibi etnik unsurların bölgelerini gezme imkanım oldu. Örneğin başkent Tahran on milyonu aşkın nüfusu ile Batı Asya’nın en kalabalık, kozmopolit şehirlerinden biri. Her çeşit insanın bulunduğu şehirde Türkler, Kürtler, Farslar, Araplar ve hatta Kore’den ve Çin’den ticaret yapmak için gelen; Avrupa’dan ve Amerika’dan da daha çok akademik çalışmalar için gelen insanlar var. Dolayısıyla Tahran için tek bir tanım yapmak doğru olmaz. Aksi takdirde bunca insanın bir arada bulunması imkansız olurdu. Ancak çizdiğim bu tablo her şey sütliman manasına gelmiyor. Mesela gece geç saatlerde kadınların yalnız dolaşmaları pek güvenli değil. Zira belli bir saatten sonra sokaklarda dolaşan kadınlar genelde hayat kadınları oluyor. Ayrıca çoğunluğun algısı da bu yönde. Belli bir saatten sonra dışarıda kalan bir kadının istemediği davranışlarla karşılaşması bu yüzden olağan bir durum algısı hakim.

 Hazırlayan: Merve Kurt

Yazının devamı Dipnot Tablet’in yeni sayısında:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

available-on-the-app-store

 

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Get-it-on-Google-Play