İnsan Hali Kuş Misali: Birdman

Pazartesi, 2 Mart 2015 15:08

İnsan hali, kuş misali… Bu satırları Londra’dan New York’a uçarken yazıyorum. Doğrusu bu detayı paylaşmama gerek yok ama başlığı “İnsan Hali Kuş Misali” koymak yetmedi, yazının ilk satırının da bu deyim olmasını istedim. Bunun iki sebebi var. Kelime oyunlarına bayılırım, bu birincisi. Ama şahsi tatminden de öte Birdman’in kullandığı hem görsel hem de metinsel motiflerden biri – hatta en önemlisi – uçmak.

Yer çekimine karşı gelip bir kuş gibi göklerde gezinmek tarih boyunca uygarlığın, hatta uygarlıktan da öte insanlığın hayal gücü ve psikolojisine hükmeden en kuvvetli düşlerden biri olmuştur. Uygarlık öncesi toplu inançlarda, ilkel dini sistemlerde ve “modern” dinlerde “başın arşa ermesi” her zaman insanın bir sonraki safhaya ulaşması ve ruhun tanrısal seviyeye varmasını betimler. Led Zeppelin’in House of The Holy albüm kapağına da ilham veren Arthur C Clarke’ın başyapıtının ismindeki gibi bir anlamda “çocukluğun sonunu” temsil eder. Hem kozmik hem de mistik anlamda bir sonraki evreye geçmeyi müjdeler.

Tabii Eski Yunan’dan beri anlatılan hikayelerden de biliyoruz ki insanın uçabilme kabiliyetine sahip olması en kötü özelliklerimizden birini de ortaya çıkartıyor: kibir. Bu anafikre sahip hangi miti ima ettiğimi anlamışsınızdır: Icarus. Zaten babası Daedelus’un uyarılarına rağmen balmumuyla yapıştırılmış kanatlarıyla güneşe çok yaklaşan ve sonra da kanatları eriyince Ege Denizine düşüp boğulan Icarus’a görsel bir göndermeyle açılıyor Birdman. Filmin hem anlatı malzemesi olarak kullandığı hem de eleştirip tiye aldığı süper kahraman film ve hikayeleri de güçlerine çok güvenip fezadan dünyaya çakılan yiğitlerle dolu. Sezar’ın arkasında yürüyen ve iyice böbürlenip hindi gibi kabardığında kulağına eğilip “Unutma, sen de ölümlüsün” diye fısıldayan köle gibi bu hikayeler bize her şeyin geçici olduğunu, her şeyin sona ereceğini anlatıyor.

Geçen hafta sonu en iyi film Oscar’ını alan Birdman, Hollywood’un son yıllardaki “filmle ilgili film”lerin taçlandırılma furyasını devam ettiriyor. Artist, Hollywood’un nereden, nasıl ve nereye geldiğini sorguluyordu. Argo, hem Amerikan film endüstrisinin bir propaganda aygıtı olarak tarihsel öneminin altını çiziyor hem de Hollywood’un 1970’ler tarzı yetişkinlere yönelik gerilim filmlerini hala çekip çekemediğini test ediyordu. En azından yüzeysel olarak Birdman de en son Hollywood trendine bakıyor: koskoca endüstri kala kala süper kahraman filmlerine mi kaldık? Bundan daha iyisini yapamaz mıyız? Quo vadimus? Nereye gidiyoruz? Tabii bunu esprili, müstehzi ve her zaman ne yaptığının farkında olan bir tavırla soruyor. Çünkü Hollywood, Broadway ve aktörlerle ilgiliymiş gibi görünse de Birdman’in aslında ilgisini çeken tuval daha geniş: O da hayatın kendisi.

Normalde filmlerle ilgili yorumlarda “insan doğasını anlatıyor”, “hayatın akışını irdeliyor” filan gibi anlamsız yorumlara sinir olurum. Fakat Birdman’in hayatla ve insan olmanın getirdiği zaferler ve bozgunlarla birebir ilgilendiği ilk planından belli. Hem manüel hem de bilgisayarla yapılan oyunlar sayesinde tüm film tek bir planmış gibi filmde, kamera hiçbir zaman “kesip” başka bir sahneye gitmiyor (en azından dört yerde kameranın kestiğini fark etmeniz için teknik bilgiye hakim olmanıza gerek yok, eğer böyle bir bakış açısına sahipseniz çok daha fazla sahne gözünüze çarpacak). Bu devamlılık hissi, bu bitmek bilmeyen serüven, bu sonsuz yarış ister istemez kurmaca bir filmi izlemiyormuşsunuz da, gerçekten yaşayan bir insanın kafasının içine girmişsiniz hissini veriyor.

Bunu doğru bulup bulmamak şahsi felsefenize kalmış. Bazı seyirci izlediği kişilerden bariz bir şekilde ayrılmayı sever; bu film tam tersi seyirci ve “kahramanı” aynı kefeye koyuyor. Ve bunu da çok iyi yapıyor. Bu başarıdaki en büyük pay şüphesiz yönetmen Alejandro Inarritu’nun ama Michael Keaton da neredeyse yönetmeni kadar filmin zaferinde büyük rol oynuyor. Modern süperkahraman filmleri belki Superman’le başladı ama modern süper kahraman anlatı tarzını başlatan Batman denilince belli bir kesim için hala en önce akla Michael Keaton geliyor. Batman, Birdman, fark etmez, bu filmde de bir süper kahramanı oynayarak zirve yapmış fakat daha sonra bu şan ve şöhreti kaybetmiş bir aktör var. Bu aktörün yeniden zirveye ulaşabilmek için bir Raymond Carver oyununu Broadway’de sahneye koyma macerasını anlatan film eski ve yeni arasında keskin bir ikilem sunuyor. Burası Hollywood’la, eğlence sektörüyle ilgili olan tarafı filmin.

Hazırlayan: ALİ ARIKAN

Yazının devamı için:

Dipnot Tablet’in 206. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play