İnovasyon Kültürü: İş hayatında görünmez rekabet avantajı

Çarşamba, 2 Ağustos 2017 10:46

HAZIRLAYAN:ERGİ ŞENER

Inovasyon, tartışmasız olarak, son zamanlarda iş hayatında kullanılan en populer kavramlardan bir tanesi. Her ne kadar oldukça sık kullanılsa ve popüler bir terim haline gelse de, pek çok şirket inovasyonun gerçekte ne anlam ifade ettiğini bilmiyor. Bu da yatırımların ve beklentilerin boşa gitmesine neden oluyor. Çok kullanılıp, basit gibi gösterilmeye çalışılsa da gerçek anlamda inovasyon ortaya çıkarmak ciddi anlamda zor ve meşakatli bir süreç. Ancak, bir diğer gerçek çoğu kimsenin bunu göz ardı ettiği…İnovasyon konusunda bir farkındalık yaratmak ve sürdürülebilir inovasyon kültürü, sistematiği oluşturmak için yapılması gerekenleri sıkça paylaşmaktayım. Bu hafta da iş hayatında “görünmez bir rekabet avantajı” yakalamak adına inovasyon kültürünün nasıl oluşturulması gerektiğini inceledim.

İnovasyonun hayati önemi: Varolma çabası

İnovasyon bir organizasyonun devamı ve özellikle “digital disruption” (dijital yıkım) karşısında tutunabilmesi adına yatırım yapılması ve odaklanılması gereken temel süreçlerden birini oluşturmakta (Bugün Fortune 500 şirketleri arasında yer alan firmaların CEO’larının yarısı, önümüzdeki 15 yıl içerisinde firmalarının faaliyetlerine devam edip etmeyeceği konusunda oldukça endişeli. 2000 yılından itibaren Fortune 500’de yer alan firmaların yarısının bugün olmadığını düşünürsek bu endişe yersiz de sayılmaz). Bununla birlikte, günümüzde, inovasyon yalnızca değişime tepki vermek için hayati değil. Aynı zamanda, inovasyon diğer kuruluşların cevap vermesi gereken bir değişim ortamı yaratarak, sürdürülebilir bir rekabet avantajı da sağlamakta. Özünde yıkıcı inovasyon (disruptive innovation) tanımı da buradan gelmekte…

Peki şirket içerisinde inovasyon odaklı bir kültür nasıl teşvik edilebilir?

İş dünyasında büyük şirketler sürekli “next big thing” (bir sonraki büyük proje) arayışındalar. Ancak, bu çabalarında ses getirmenin ötesine geçip, önemli bir avantaj yakalamaları için “next big thing” arayışından ziyade, inovasyonu destekleyen bir kültür oluşturmaları gerekmekte. Kültürü, sürdürülebilir rekabet avantajı ortaya çıkaran ve yemeğe asıl lezzetini veren, “gizli sos” olarak nitelemek mümkün… İnovasyonu destekleyici kültür, özgür düşüncenin, başarısızlığı deneysel bir yaklaşım olarak ele almanın ve sürekli öğrenmenin teşvik edildiği bir işyeri ortamı oluşturmakla gerçekleşmekte.

Eğer bir organizasyon, inovasyon konusunda ciddiyse, organizasyon kültürünün temelde başarısızlığı tolere edebilecek şekilde oluşturulması gerekmekte. Her denemede başarının mümkün olmayacağı bilinciyle, “fail smart” (akıllı başarısızlık), “fail fast” (hızlı başarısızlık) ve “fail better” (daha iyi başarısızlık) kavramlarının desteklenmesi sağlanmalı. Inovatif bir kültür oluşturmak adına, inovasyona elverişli bir ortam oluşturmak oldukça önemli, bununla birlikte birimler arası işbirliğinin ve bilgi paylaşımının da sağlanması gerekmekte.

İnovatif şirketler diğer şirketlere ilham veriyor, ancak yansımalar hep başarılı olmuyor…

Biz ne yazık ki inovasyon anlamında çoğu zaman başarılı örneklerin yüzeysel özelliklerini kopyalayıp, asıl kritik noktaları gözardı etme eğilimindeyiz. Bu nedenle, Apple, Google Facebook gibi devlerin genelde ofislerinin rahatlık barındıran unsurlarını, kendi ofislerimize uygulamanın ötesine geçememekteyiz. Klonu bile olmak pek mümkün ve gerçekçi olmayan Apple ya da Google olma çabasından ziyade, şirketlerin kendi yollarında avantaj elde etmeleri için özgün inovasyon yorumlarını ortaya çıkarmaları gerekiyor. Ancak, eğer şirketinizde, başarısızlıkları göze alan, kabullenen ve inovasyonu önceliklendiren bir kültür oluşturmayı başaramazsanız; hiçbir şey olmayacağını ve tüm çabaların, yatırımın boşa gideceğini unutmamak gerekiyor. “Başarısızlığı” bu kadar öne çıkarırken, yine bu kavramın yüzeysel ele alınmasından korkmuyor değilim. Başarısızlıktan söz ederken, ihmalkar ya da profesyonel olmayan davranışlardan kaynaklanan başarısızlık sonucuna varmamak gerekiyor. İnovasyon anlamında desteklenmesi gereken başarsızlık, müşteri ihtiyaçlarını karşılamanın daha iyi bir yolunu bulma niyetiyle ya da bir problemi çözme gayretiyle farklı bir şey denemekten kaynaklı olası başarsızlık… Diğer bir deyişle, deneme, keşfetme ve neyin işe yarayıp, neyin yaramadığını bulma çabası…

Akıllı başarısızlıktan da kastettiğim, başarısızlık sonucunun bir öğreti getirmesi ve bunun da doğru sonuca yaklaştıran bir hamle olması… Risk alıp, farklı bir yaklaşım deneme sürecinde, güvenli bir ortam oluşturmak adına hızlı prototipleme ile gerçek müşterilerle testler gerçekleştirmek bir yöntem olarak benimsenebilir.

İnovasyonda teknolojinin yeri ve müşteri deneyiminin önemi

Yoğun algının aksine, “disruptive innovation” teknoloji ile tetiklenmemekte. Teknoloji, “disruptive innovation”ın oldukça önemli bir parçası, fakat bu süreci asıl sürükleyen inovasyon kültürü.

Son, zamanlarda her alanda olduğu üzere, inovasyon anlamında da “deneyim” kavramının ön plana çıktığını gözlemlemlemekteyiz. Deneyimi, bugünkü inovasyon süreçlerinin yıldızı haline getiren, müşteriyi ilişkinin merkezinde tutarak, “değer yaratan” yenilikleri ortaya çıkarmada en önemli araçlardan biri olması. Bugünlerde, şirketlerin deneyime bu kadar bütçe ayırmaları ve yatırım yapmalarının sebebi de aslında bu: Çünkü müşteri deneyimlerinden yola çıkarak, müşterilerin problemlerini, onlara “faydalı” ve “anlamlı” gelecek şekilde çözebilmek mümkün. Bu da kullanıcının “karşılanmamış ihtiyaçlarını” keşfetmekle ortaya çıkıyor. Sonuç da iPhone, iPad gibi ürünler ile dünyayı değiştiren şirketler oluyor.

Bu denli hızlı ve öngörülemez bir değişim ve sürekli “yıkım” ortamında geleceği tahmin etmek daha da zorlaşmakta. Bu nedenle, inovasyon yalnızca şirketler açısında fark yaratan bir değer değil; aksine, işin sürdürülebilirliği için hayati hale gelmiş durumda. İnovasyon odağında da asıl yatırımın yapılması gereken ve sürdürülebilir bir hale dönüşecek şekilde planlanması gereken konu, şirkette herkesin gerçek anlamda inovasyon yapmasını sağlayabilen bir “kültür” oluşturabilmek… Ancak bu şekilde, görünmez rekabet avantajı yaratarak, “disrupt” edip ilerleyebilmek mümkün…