İmralı yolundaki kardeş Öcalan en son röportajı Dipnot’a vermişti

Cumartesi, 14 Ocak 2012 12:07

İMRALI Adası’nda ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, İmralı Cezaevi’ne gitmek üzere bu sabah Bursa’nın Gemlik İlçesi’ne geldi. İmralı yolundaki kardeş Öcalan en son röportajını Dipnot’a vermişti;

Bir tarafta dokunulmazlık tartışmaları yaşanıyor, bir tarafta PKK ile müzakere süreci konuşuluyor. Geçtiğimiz ay tam 62 gün süren açlık grevleri Abdullah Öcalan’ın ağabeyi Mehmet Öcalan ile haber yollaması ile bir gecede sona erdi. Avukatları ile görüştürülmeyen Abdullah Öcalan ile kardeşi bu görüşmeyi nasıl bir ortamda gerçekleştirdi, önümüzdeki günlerde Kürt sorununun çözümünde nasıl bir süreç yaşanacak, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan bu süreçte nasıl bir rol alacak, PKK’nın silah bırakması söz konusu mu?

Mehmet Öcalan görüşmenin perde arkasını, Abdullah Öcalan’ın açılım süreci ile ilgili düşüncelerini Dipnot Tablet okuyucuları ile paylaştı.

Ece Eliboloğlu

Geçtiğimiz günlerde Abdullah Öcalan ile İmralı’da yüz yüze bir görüşme gerçekleştirdiniz. Bu görüşmeden önce kendisi ile en son ne zaman görüşmüştünüz?

En son 17 -18 kasım gibi açlık grevlerinden dolayı görüştüm.

Peki 18 kasımdan önce en son ne zaman görmüştünüz?

21 Eylül’de görmüştüm.

“ÖCALAN BU GÖRÜŞMEDE ÇOK HASSASTI”

Ağabeyiniz ile görüşmeniz nasıl bir ortamda gerçekleşti, ortam nasıldı?

Ortam normaldi yani. E yine tabii bu son görüşme açlık grevlerinden dolayı olduğundan kendisi çok hassastı. Yani şunu diyebilirim, belki daha önce de anlattım. İlk gittiğimiz zaman zaten zannederim özel bir görüşmeydi, o. Adaya vardığımız zaman İstanbul üzerinden gittik. Vardığımız zaman orada ufak bir salon vardı. Oraya geçtik. Müdür yanıma geldi, görüşe çıkmıyor, dedi. Ben de neden çıkmıyor, dedim. Müdürün dediği tek şu cümleydi ‘ Avukatlar gelmediği için çıkmayacağım dedi.’ dediler. Sen salonda otur araba alır, dedi. Yani bir yerlere gitti, dışarı çıktı. Zannederim cezaevinin dışına çıktı. 20-25 dakika böyle durdu, ben zaten o salondaydım. Geri geldi ve 25 dakika sonra görüşe çıkacak, arkadaşları ile konuşuyor dedi. Zannederim orada, cezaevinde 5 arkadaşı var onlar ile. Onlardan bir mi dedim,  bilemiyorum, görüşe gelecek dedi

Ne kadar sürdü görüşmeniz?

Yarım saat ile 45 dakika arasındaydı . 1 saat olmadı yani. Ortalama 45 dakika.

Nasıl buldunuz değişmiş miydi ağabeyiniz? Sağlık durumu nasıldı?

Tabii saçları beyazlamıştı ama fiziki olarak iyi gördüm. Yani fiziki olarak kötü görmedim.

Cezaevi koşullarından bahsetti mi size? Herhangi bir sıkıntısından?

Hayır, hayır. Hapishane koşullarından hiç bahsetmedi. Yani oradaki o diğer aileler, o diğer arkadaşları 20 aydan beri bu çocuklarla görüşmemişler. Durumlarını sordum. Durumları normaldir dedi. Ama görüşe çıkmıyorlar, dedi. 20 aydan beri görüşe kimse götürülmemişti. Sağlık durumları iyidir dedi. Bu kadar yani…

45 dakika boyunca Abdullah Öcalan ile başka neler konuştunuz?

Genel olarak bu açlık grevleri üzerinden konuşma yaptık. Ağabeyim çok yazık olmuştur, dedi.  62 günden beri bu insanları çok zor  durumda bırakmışlar, dedi. Yani dedim ya zaten amacımız buraya gelme nedenimiz bu açlık grevlerinin sona erdirilmesi ile ilgili dedim. Kim istiyor, dedi. “Genel bütün demokratik kurumlar, birinci sırada aileleri istiyorlar. Sonra da Türkiye’deki tüm demokratik kurumlar ve bazı bir-iki siyasi partiler demeçler vermiyor, ama diğer partiler de tüm bu açlık grevlerinin sona ermesini istiyorlar.” dedim.


“ABDULLAH ÖCALAN ESKİDEN BERİ AÇLIK GREVLERİNE KARŞI”

Kendisinin tepkisi ne oldu?

Vallahi dedikleri şudur: Açlık grevleri ile ilgili BDP devrede dedim. Yani bu Adalet Bakanlığı’ndan, diğer bakanlıklardan  yetkililerle sürekli görüşmeler yapılıyor. Neyse ondan sonra şöyle dedi. Ben eğer sen söylersen çünkü bütün olarak birinci şartları senin koşullarının iyi olması, sen söylersen bu açlık grevine son verebilirler, dedim. Tamam, dedi. Benden bir şey yoktur, arkadaşlara söylersin açlık grevlerini sonlardırsınlar, dedi. Yani mesaj yerini bulmuştur. Zaten geçmişten beri de çok fazla açlık grevleri oldu, ağabeyim de açlık grevlerine karşı. Bana İstanbul’a varınca söyle madem sorun benim bıraksınlar, benden taraf olay, mesaj yerini bulmuştur, açlık grevlerinin bırakılmasını söylersiniz, dedi.

Basında ve köşe yazarları da dahil ağabeyinizin neden açlık grevine girmediği çok tartışıldı, bu konuda bir yorumu oldu mu?

Hayır, hayır geçmedi. Bilemiyorum yani bunları siz yaratıyorsunuz zannederim. Bak bu cümleden önce size dedim ki geçmişten beri diyordu ki yani en son aşamaya gelmeyene kadar açlık grevleri iyi bir şey değildir, yani olumlu bakmıyordu. O açlık grevine giren arkadaşlara da çok saygı ve hürmetleri vardı yani arkadaşlarına. Çok zor durumda bırakmışsınız, dedi . Çok yazık oldu, dedi.

“KÜRT SORUNU DEMOKRATİK BİR ŞEKİLDE ÇÖZÜLECEKSE KATKI SUNARIM”

Hükümetin kürt sorunu ile ilgili açılım sürecini ve PKK ile ilgili yaptığı girişimleri nasıl değerlendiriyor?

Bütün her şey birbirine bağlıdır. Yani şunu dedi eğer Silvan Saldırısı bir bahane, dedi. Silvan Saldırısı’ndan önce zaten sürecin önü kestiler.  Sürecin önünü kırmak için Silvan’ı söylüyorlar, dedi. Hükümet ve devlet şimdi bir olmuşlar, dedi. Asıl sorun Kürt sorunudur, dedi.  Eğer gerçek demokratik şekilde çözmek isterlerse yani hem Türk tarafı hem Kürtler tarafı kimse kimseye galip gelmeden ortak bir yol bulabilirler. İki tarafın da kabul edebileceği bir çaba arzu ederler. Ama yine de diyor ki gerçek olmayacak, halkın beklentileri boşa çıkacaktır. Yani o böyle bir taktikler süreci böyle götürmeye çalışırlarsa ben bunda yokum. Ben gerçek sorunu yani bu sorun demokratik şekilde çözülecekse ben gücüm oranında katkı sunarım., dedi.

“İDAMI GERİ GETİRMEK KİMSEYE FAYDA GETİRMEZ”

Peki barış sürecine bir silah bırakma söz konusu olur mu, bu konuda bir yorumda bulundu mu?

Vallahi bakın şimdi siz de biliyorsunuz, zaten herkes her şeyi biliyor. Yani eğer zaten barışın önü açılırsa belli bir mesafe alınırsa her şey olacaktır yani. Ona da herkes inanıyor ama süreci görüyorsunuz yani. Abdullah Öcalan ben defalarca söyledim, daha fazla söylemeye fazla yani söylemek de gerekir, halklar için çok önemlidir. Ve bizim Türkler ile Kürtler arasında köprü yani , Abdullah Öcalan bir köprüdür. Yani bilemiyorum yorumunuz nasıl olur. Bu köprüyü kırmaya kimse yani böyle iplerle, idamlarla yani bunu kırmak kimseye fayda getiremez.

Abdullah Öcalan’ın Kürtler üzerinde bunu iyi bilmemiz gerekir bilemiyorum siyasal isyanlar ve kan üzerinden yazılmaması gerekirdi. Abdullah Öcalan Kürtler üzerinde çok ağırlığı olan bir insandı. Bazı Kürtlerin üzerinde biraz politik-siyasi Kürtler üzerinde ağırlığı vardı. Bak biz yani demiyoruz başka milletvekilleri, başka partiler içindeki Kürtleri demiyoruz ama belli bir politik-siyasi Kürtlerin demokratik haklarını savunan insanlar üzerinde çok ağırlıklı olan bir insandı. Abdullah Öcalan Kürt halkını da Türk halkını da hiçbir zaman öldürmeyi değil birleştirmeyi köprü yapan bir şahsiyetti. O gücü de var. Bak gücü var. Bak halk arkasındadır.

PKK silahlı bir güçtür ama işte o PKK’yı da kendisi yaratmıştır. Yani PKK’yı kuran da kendisidir. O arkadaşların üzerinde de etkisi vardır. Öcalan Kandil üzerinde de, Avrupa üzerinde de çok etkisi olan bir insan.

“AÇILIM SÜRECİNİN ÖNÜNÜN AÇILMASI İÇİN AVUKATLARI İLE GÖRÜŞMEK İSTİYOR”

Bir açıklamanızda 15-20 gün içinde sürpriz bir açılım olabileceğinden bahsediyorsunuz. Nedir bu sürpriz?

15-20 gün içinde eğer bu sürecin önü açılırsa bir işareti olabilir, dedi. 15-20 gün içinde yani bir ay  da sürer, dedi. İşareti de eğer dedi, avukatlar gelirlerse, böyle yumuşak bir süreç başlayabilir dedi. Ve bu sürecin de önü açılabilir, dedi. Yani 15 gün 20 gün en son bir ay, dedi.

Yani şunu mu anlıyoruz, sürecin önünün açılması için avukatları ile görüşmeyi mi şart koşuyor?

Ben mutlaka demiyorum. Ama şunu dedi, eğer sürecin önü açılacaksa avukatlar buraya gelebilmeli ve  buradaki aileler de cezaevindekiler ile görüşebilmelidir, dedi. Yani işareti budur, dedi.