İldem Wilson yazdı: “Zavallı Küçük Zengin Danimarka”

Cumartesi, 30 Ocak 2016 17:02

İLDEM WİLSON

Danimarka Parlamentosu Salı günü onayladığı yeni yasa ile ülkeye gelen mültecilerin üzerlerindeki 10 bin kronu (1300 euro) aşan değerdeki özel eşyalara el koyma kararı aldı. Tüm dünyanın ağzını açık bırakan bu hareket sadece Danimarka adına tarihe geçecek türden utanç verici bir karar değil, tüm Avrupa’da üstü kapatılmaya çalışılan genel bir tepkinin dışa vuruş şekli.

Tam da “Avrupa mülteci krizi boyunca aldığı tavırda daha ne kadar alçalabilir?” diye düşünürken Danimarka çıtayı biraz daha yükseltti, ya da düşürdü de diyebiliriz. Bütün hayatını ve düzenini enkaza dönen bir ülkede bırakıp Avrupa’ya sığınmak için yola çıkan mülteciler, ceplerinde kalan son parayı da kapıda Danimarka’ya kaptırdılar. Danimarka’ya göre ise mülteciler ülkeye pahalıya patlıyor ve masrafları birilerinin karşılaması gerekiyor. Ne ilginçtir ki bu dahiyane fikir ekonomik krizden bir deri bir kemik kalmış ama yine de yüz binlerce mülteciye elinden geldiğince yardım etmeye çalışan Yunanistan’ın hiç aklına gelmemişti. Norveç ve İsviçre’den sonra Avrupa’nın en zengin ülkelerinden biri olan Danimarka 2015 yılında sadece 20 bin mülteciyi kabul etti. Bu rakam Avrupa’ya gelen toplam mültecilerin %2’sini oluşturuyor. Türkiye’de ise şu an 2 milyonun üzerinde mülteci bulunuyor. Peki nasıl olur da refah düzeyi Türkiye’nin 4 katı olan Danimarka üç kuruş için sınır kapısında fakir fukaradan haraç keser bir ahlaki sefalete düşmeyi yeğliyor?

Avrupa ülkelerinde simültane bir şekilde büyüyen sağcı partiler göz önünde bulundurulduğunda bu aslında hiç de şaşırtıcı bir sonuç değil. Danimarka’da 2011’den önce pek de ciddiye alınmayan sağcı popülist parti Danimarka Halk Partisi son beş yılda oylarını neredeyse 2’ye katlayarak ve ikinci en büyük parti seviyesine yükselerek, Danimarka halkının ne istediğini açık bir mesaj olarak ortaya koymuş oldu. Avrupa’ya liberal elitler tarafından tepeden inme bir şekilde kabul ettirilen çok kültürlülük anlayışının yani “multiculturalism”’in son 5 yılda sert bir şekilde geri tepme sürecini izliyoruz. Mülteci krizinden çok önce başlayan bu süreç, Suriye krizinin patlak vermesi ve mülteci krizine dönüşmesi sonucunda daha açık ve net şekilde görünür oldu.

 Group of migrants is seen at Padborg Station, Denmark

Danimarkalılar göçmen istemiyorlar. Danimarka parlamentosu da halkın bu isteğine göre hareket edip kapıları tamamen kapatmak ve tek bir mülteci bile almayacağız demek yerine, absürt bir yol seçiyor.

Daha basit anlatmak gerekirse, evdekilerin istemediği bir misafire dünyanın en saçma bahanesini sunup daha da rezil olmak gibi bir durum.

Danimarka’nın mültecilerin son parasına tabii ki de ihtiyacı yok, ama içerideki baskıları susturmak için elindeki tek yok mültecileri Danimarka’ya gelmekten caydırmak. Bunun için de bu yeni yasa ile hem mültecilerin oturma hakkı almak için bekleme sürelerini 3 katına çıkarıyor, hem aileleri ile buluşmalarını geciktiriyor, bir de üstüne kapıda ceplerini boşaltıyor.

Bu utanç verici durum aslında sadece Danimarka’ya has özel bir durum değil. Bu aslında bir dayatma politikasının çöküşü. Avrupa haklı çok kültürlülük politikalarına tepki veriyor. Bu tepkinin haksız ve cahilce olduğu ve hatta Nazi damarından kaynaklandığı gibi argümanlar ortaya atılabilir. Ama argümanların Avrupa halkına yeniden anlatılması ve sağlıklı bir toplumsal mutabakat oluşması zamanla olabilecek bir şey. Bu arada devam eden radikal İslamcı örgütlerin gerçekleştirdiği terör saldırıları ise bu süreci mütemadiyen köstekleyen, her olayla birlikte geriye atan çok önemli birer etken.

Avrupa mülteci krizi ile birlikte bir ahlak ve insaniyet sınavından geçiyor. Kriz süresince Avrupa ülkelerinin yaşadığı ikilem ve kararsızlıklar, Almanya sınırındaki aç kapa karmaşası bir yana, bu hafta Danimarka şeytanın aklına gelmeyecek bir hamle ile mülteci krizine karşı duruşunu net olarak ortaya koymuş oldu. Ama olayı Danimarka, ya da tek tek ülkeler üzerinden değil Avrupa’da devam eden çok kültürlülük politikalarının çöküşü üzerinden bakarak anlamak gerekiyor. Tabi anlayacak bir şey kaldıysa, zira ne Batı’nın ne de Doğu’nun ahlak ve insanlık adına birbirinden öğreneceği ve anlayacağı çok az şey kalmış gibi görünüyor.

 

-

Dipnot Tablet’in 254. sayısını indirmek için

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play