İçimizdeki Çocuk Ölmesin!

Cumartesi, 10 Ağustos 2013 11:15

3176913-wolverine-originsGeçen hafta, uzun süredir gelmesini beklediğim filmi izledim: The Wolverine. Baya bir süredir bekliyodum, gittim, izledim, 24 yaşıma gelmiş olmama rağmen adrenalin seviyem 14-15 yıl önce çizgi filmini izlediğim zamanki kadar yükseldi. Koltuğumda rahat oturamadım, filmin içine girip dalmak istedim millete.

Filmden çıktığımda ellerime bakıyordum ve “Wolverine’in pençeleri bende çıksa nasıl efsane bir şey olur” diye düşünüyordum. Bu düşüncemi arkadaşlarımla paylaştığımda tabi ki benimle dalga geçmezlerse ayıp olacağını söylediler. Ve geçtiler de. Ama ben bir şeyi farkettim: İçimdeki çocuk hala ölmemiş. Belki iş hayatıydı, yoğunluktu, yaşımız büyüyordu falan derken biraz yara aldı ama kesinlilke ölmemiş. Bu beni sevindirdi açıkçası… Ciddiyet güzel bir şey, toplumda düzenin sağlanabilmesi açısından son derece gerekli bir şey. Ama biz de bazen çok ciddiyiz be… Her şeyi abartmayı seven, aşırı uçlarda olmayı bir alışkanlık haline getirmiş insanlar olarak bazen suyunu çıkarıyoruz be…

Arada sırada bu “gerekli” tavırlarımızdan kurtulmamız gerektiğini, içimizdeki çocuğa bir şans vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Böylece çok daha rahat, insanlarla daha kolay geçinebilen ve en önemlisi daha mutlu insanlar olabiliriz. Konuyu Wolverine’ den buraya bağladığıma bakmayın siz; bence toplumumuzun en büyük eksikliklerinden biri; arada sırada çocuklaşmayı bir “ayıp” ya da “eziklik” olarak görüyor olmamız. Biz böyle olmayalım; kendimiz için, sevdiklerimiz için ve etrafımızdaki herkes için, hadi biraz çocuklaşıp gülelim.

Oğuzcan Dilmener

Tags