Hobbit: Beş Ordunun Savaşı

Salı, 23 Aralık 2014 16:20

JRR Tolkien’in 1954’te yayımlanan başyapıtı Yüzüklerin Efendisi resmi anlamda yazarın 1937 tarihli kitabı Hobbit’in devamı olsa da, iki eser arasında ton, üslup ve anlatım dili bakımından dağlar kadar fark vardır. Bunu farkında olan Tolkien, 1960’da Hobbit’i Yüzüklerin Efendisi’yle estetik açıdan aynı paralele getirmek için çalışmalara başlar. Üç bölüm sonra pes eder. Yüzeysel açıdan Hobbit’i Yüzüklerin Efendisi’ne benzetmeye çalışırken ilk kitabın ruhunu kaybetmiştir.

Bu anekdot, Tolkien’in hayatını ve eserlerini birçok kez hatmetmiş Peter Jackson’ın kulağına küpe olmalıydı. Jackson’ın 2000’lerin başında yaptığı Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin sinema tarihinin büyük başarılarından biri olduğu kesin. Daha önce ne seyirci ne de eleştirmenlerce pek tutulmayan fantezi türünün sinemada yer edinmesini sağladı. Hollywood’da bir çığır açtı. Bu muazzam başarının peşine Hobbit’in de sinemaya uyarlanması kaçınılmazdı. En önce Jackson sadece yapımcı koltuğunda oturacaktı fakat sonra filmin yönetmenliğini de üstlendi. Yavaş bir okurun bile üç saatte bitirebileceği kısacık bir kitaptan neredeyse toplam on saatlik bir üçleme çıkarttı. Hoş, naif, peri masalımsı bir çocuk kitabını Yüzüklerin Efendisi gibi karanlık ve karamsar estetikli bir destana çevirdi. Ve en sonunda Hobbit’i Hobbit yapan her şeyi kaybetti.

Bir kere kitaba adını veren Hobbit Bilbo Baggins (Martin Freeman), Peter Jackson’ın üçlemesinde her zaman geri planda kaldı. Üçlemenin son filmi olan Beş Ordunun Savaşı’nda uzun bir süre boyunca neredeyse hiç yok; filmin merkezindeyse cücelerin lideri Thorin Meşekalkan (Richard Armitage) var. Aslında üçlemenin adını Hobbit değil de Cüce koysalarmış cuk diye otururmuş.

Bilbo’nun merkezi önemini gasp eden sadece Thorin değil. İki alakasız, genç ve nispeten daha yakışıklı olan cüce kardeşler Fili ve Kili (Dean O’Gorman ve Aidan Turner) ile onlardan birine (hangisinin hangi ismi taşıdığını bilmemi ummuyorsunuz herhalde) abayı yakan elf Tauriel (Evangeline Lily) de filme gereksizce nüfuz etmiş karakterlerden. Arthur C Clarke gibi JRR Tolkien de hiç yoktan muazzam evrenler yaratır ama eserlerinde romantik aşktan eser yoktur. Her zaman hantalca gelir. Bu sonradan eklenmiş cüce-elf sevdası da aynı şekilde şekilsiz ve sıkıcı.

Yüzüklerin Efendisi’nden yine zorlayarak bu filme transfer olmuş karakterler kastı daha da kalabalıklaştırıyor. Hadi Gandalf’ı (Ian McKellen) anladım; cücelerin anayurtlarını ejderha Smaug’un elinden kurtarmak için Bilbo’yla atıldıkları serüveni organize eden o. Ama büyücü Saruman (Christopher Lee), Elf kraliçesi Galadriel (Cate Blanchett), Elf lordu Elrond (Hugo Weaving) ve Elf manken Legolas’ın (Orlando Bloom) hikayeye entegrasyonu fazla zorlama; 45 numaraya ayağı 35 numaralık ayakkabıya sokmak gibi.

Tauriel ve yakışıklı cücenin aganigisi tamamen Peter Jackson tarafından uydurulmuş olsa da, en azından Gandalf ve şürekâsının cücelerden bağımsız maceraları Tolkien’in kitaplarından uyarlanma. Ama Hobbit’te Gandalf, Bilbo ve arkadaşlarından arada bir ayrılır, “kötü bir büyücüyle uğraşmam lazım” der, çeker gider. Sonra da bu yarım akıllı yarım boyluların başlarına tam bir şey gelecekken gökten deus ex machina gibi yağar. Cüceleri kurtarır. Filmdeyse Gandalf’ın maceraları paralel, ayrı bir hikaye. İkinci filmin sonunda Sauron tarafından hapsedilen Gandalf’ı kurtarmaya Saruman, Elrond ve Galadriel geliyor. Kitapta sadece ima edilen, satır aralarında hissi verilen, sayfanın kenarlarında kalan tüm esprilerin üstüne yeni gelin gibi zıplamış Jackson, uzattıkça uzatmış. En küçük detayı bile esnettikçe esnetmiş, kopma raddesine getirmiş.

Beş Ordunun Savaşı, bir önceki film Smaug’un Çorak Toprakları’nın bittiği yerde başlıyor. Bilbo ve cüceler, Yalnız Dağ’ı ejderhadan kurtarmıştır kurtarmasına ama ellerinden kaçırdıkları Smaug, dağın yakınındaki Dale şehrine saldırmaktadır. İnsanlar, kendilerini Smaug’a karşı en iyi şekilde koruyan Bard’ın (Luke Evans) etrafında toplanırlar. İntikam için dağa karşı yürümeye başlarlar. Bu arada Thorin, dağın içindeki hazinesinin en önemli parçası olan Arkenstone mücevherini bulmak için ölümcül bir çaba sarf etmektedir. Zaten bir süre sonra kafayı yer. El’ler de dağı kuşatmaya başlar; ganimet isteği insan, elf, melf demeden tüm canlıları esir almıştır. Bu esnada orclar ve devasa kurtları andıran warglar da dağa saldırıya geçer. Beklenmeyen ittifaklar kurulur; filme ismini veren beş ordunun savaşı başlar.

Hazırlayan: ALİ ARIKAN

Yazının tamamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play