Kalben:”Annemi kaybetmekle baş etmek için yazdım”

Salı, 30 Ağustos 2016 19:03

“KALBEN: ANNEMİ KAYBETMEKLE BAŞ ETMEK İÇİN DE YAZDIM”

Hazırlayan: Hilal Akkuzu

Onunla yollarımız internet denen uçsuz bucaksız deryada kesişti. Sesini de, enerjisini de çok sevdik… O’nu dinlediğimizde başka bir pencere açılıyor sanki önümüzde.” Kalben” hissediyoruz her bir sözü, notayı… Yeni bir dili var sanki Kalben şarkılarının… Bir de buradan dinle ve hisset diyor bizlere… E böylesi hissettiren, dinlettiren, kendini sevdiren bir kadını daha yakından tanımak istedik. Onunla çocukluğunu, okul yıllarını, müzik kariyerini ve aşkı konuştuk. Haydi başlayalım o zaman!

Müzik serüveniniz nasıl başladı? Çocuk yaşlara mı dayanıyor ilginiz?

Müzik sevmeyen bir çocukla hiç tanışmadım henüz. Ben de doğadan, ailemin kasetlerinden, radyo ve televizyondan duyduğum, gördüğüm sesleri, şarkıları takip etmiştim. Annemin peşinde blok flütle dolaştığımı da hatırlıyorum (gülüşmeler). 8 yaşındayken bana güzel bir klavye aldı annem. Sonra Edremit’ten İzmir’e taşındık ve sanıyorum ki taşınma sonrasında klavyeye ilgimi kaybettim. Ergenliğe girizgah, büyük şehirle tanışma, arkadaşlıklar ve başarısızlıklar derken o yaşlara özgü hisler içinde gitara yükselmeye başladım. Sınıfımızda gitar çalan bir kız vardı ve ona bakıp “Gitarım olsa nasıl çalardım?” “Nasıl tutardım?” “Hangi şarkıları çalardım?” tadında düşüncelere daldığımı hatırlıyorum. Sonrasında babamla güzel bir hatıramız olan “ilk gitarım” geldi. Markası Santana idi ve Santana-Maria ile coşulan bir seneydi.

Bir röportajınızda “hüzünlü bir çocuktum” demişsiniz. Neden hüzünlü bir çocuktunuz?

Tek çocuk hüznü olabilir (gülüşmeler). Genelde ev ile okul arasında gidip geliyordum. Okulda doğru dürüst arkadaşlıklar kuramadım. Arkadaşlık konusunda becerilerim geç gelişti diyebilirim. Kitap okuyan, oyunlar yazan, annesi ve babasıyla ahbaplık eden bir çocuk olmanın hüznü var bence. Şimdi ise o hüznü eski bir tanıdık gibi sol cebimde taşıyorum ancak ona pek paye vermiyorum. Yaşamak güzel, her günden alınacak çok fazla tat var.

Kişisel olarak şunu söyleyebilirim ki son zamanlarda en çok sizin “Haydi Söyle” yorumunuzu dinliyorum. Paylaşım sitelerindeki dinlenme sayılarına bakınca insanlar Kalben yorumu ve tarzıyla arabesk bir şarkı dinlemeyi çok sevdiler. Peki arabesk şarkıları “Kalben” ce derleyip bir araya getirmeyi planladığınız bir albüm düşüncesi var mı?

Hiç öyle bir düşüncem yok. Haydi Söyle’yi arabesk olduğu için değil, metnini sevdiğim için söylemiştim. Niyetim şarkının kitlelere ulaşması da değildi yolun başında. YouTube’a yüklenmesi ve konserlerde dinleyicinin istekte bulunması sonucunda repertuvarımıza girdi. Şarkıyı bizimle paylaştığı için sayın İbrahim Tatlıses’e müteşekkirim. Dinleyen ve şarkının hissiyatını paylaşan herkese de bir çiçek yolluyorum. Şarkılarda arkadaş, dost olmak çok güzel bir deneyim.

kalben ara görsel 2

Bilindiği üzere “Lulu’nun maceraları- Lulu Güneşi Arıyor “adlı bir çocuk kitabınız var. Nereden geldi çocuklar için öykü yazma fikri?

Yoğun ve yorucu bir işim vardı. Pencereleri bile açılmayan bir plazada çalışıyordum. Bu yanıtı hep tekrarlıyorum ve sıkılmıyorum çünkü insanların kitleler halinde klimalar altında çalışmaları çok yorucu. Baş ağrıları, göz yorgunluğu ve nefessizlik yaratan bir koşul bu penceresizlik. O havadar çocuk parklarını, çocukluğumda terasta oturup müzik dinlediğim günleri, çok yalnız olsam da hiç sıkılmadığım anları hatırladığım için çocuk kitapları yazdım sanıyorum ki. Annemi kaybetmekle baş etmek için de yazdım. Lulu’da bana benzeyen bir şeyler var ama Lulu benden kat kat tatlı bir çocuk (gülüşmeler).

Ankara’dan İstanbul ‘a taşınmışsınız. Ankara ‘dan İstanbul’a taşınmak hayatınızı ne yönde değiştirdi, nasıl etkiledi?

İş bulmak ve para kazanmak için taşındım. İstanbul’u merak etmiyordum ya da burada olmanın havalı, özel bir şey olduğunu düşünmüyordum. Bir şehir ne kadar büyürse, sorunlar da o kadar büyür. Nitekim, senelerce dolaşamadım İstanbul’u. İşler, evler, ofisler, sokaklar, toplu taşıma araçları, vesaitler, mesailer, koşullar ve olanak yoksunlukları içinde yaşadım. Ankara’da aile evi olup oradan hiç çıkmayan arkadaşlarım olmuştu. Sanırım öyle bir aile evim olmadığı için de geldim İstanbul’a. Zaten köksüzsen neden olmasın? İstanbul’da dolandırıldım ve emeğimin karşılığının kıymetini öğrendim. İnsanlara bile istemeyerek kötülük etmeyecek biri olmaya karar verdim.

Müzik dışında Kalben neler yapar? Nasıldır Kalben’in bir günü?

Sevgilim, eşim Ali’mle başlayan günler konser günleri, yolculuk günleri, toplantı günleri, sevda günleri, sessizlik günleri, gitar günleri, günleri de günleri diye devam ediyor. Kalben’in bir günü her an her yerde olabilmek ama en çok hep evde, yuvada olmakla ilgili. Her insanın herhangi bir günü gibi…

kalben ara görsel

Bilkent yılları nasıldı? Müzikle iç içe bir üniversite hayatı mıydı? Nasıl anlatırsınız bize Bilkent’li günleri?

Bilkent Müzik Kulübünde kafama göre insanlarla tanışamamıştım. Senelerce de müzik yapmadım. Okuldan tamamen bağımsız bir öğrenciydim zaten. Devamsızlık yoksa derse gitmezdim. Lise ve öncesinde hep çalışkan olduğum için, üniversite yıllarında serseriliği, haytalığı öğrenmeyi seçtim (gülüşmeler). Bilkent’in nasıl kurulduğunu düşünmekten ziyade, Türkiye’nin en bereketli kütüphanesine sahip olduğunu düşünmeyi seçiyorum. Hangi kitabı okumak isterseniz sipariş ediyorsunuz ve o kitap 3 hafta içinde katalogdaki yerini alıyor. Bu, okumak ve kendini ilim ya da bilimde, edebiyat ya da felsefede, sanat tarihi ya da hukukta kaybetmek isteyen insanlar için ideale yakın bir kütüphanecilik.

İlk albümünüz çıktığı ilk gün itibariyle iTunes albüm listesine bir numaradan girdi ve büyük bir başarıya imza attı. Peki ikinci albüm ne zaman?

İlk albüm 6 ay önce çıktı. İçinde 13 şarkı ve 2 akustik versiyon olmak üzere toplam 15 parça var. Kalabalık olmaktan korkmayan, kendi sesini yükselten bir albüm. Sade, aşktan doğan, aynasına küsmemiş bir albüm olmasını istedik ve öyle olduğunu hissettiğimiz bir yolda yürüyoruz. Henüz varamadığımız yerler var. Adana, Mersin, Kıbrıs, Bandırma, Bergama, Antep, Samsun, Hakkari… Türkiye’ye bu albümü daha çok ulaştırabilmek istiyorum. Öte yandan her sene albüm yapacak maddi durumumuz da yok (gülüşmeler) “Kalben”in 1 senelik yolu daha var bence.

Sesiniz Tom Waits’e benzetiliyor? Neler söylersiniz bununla ilgili?

Dinlediğim, sevdiğim bir müzik insanı Tom Waits. Benzediğimizi düşünmüyorum çünkü o bir erkek ve ben bir kadınım.

Önümüzdeki on yılda kendinizi nerede görmek istersiniz? Geleceğe yönelik hayata geçirmek istediğiniz, bizi bekleyen sürpriz projeler var mı?

Ali’yle müzik yapmaya, filmler ve videolar çekmeye, dünyayı görmeye, sevdiğimiz dostlarla sofralar kurmaya istekliyim. Çocuklara, ailelere destek olduğumuz bir platformumuz olsun ve gizlice dolaşıp evleri güzelleştirelim, hayati eksiklikleri tamamlayabildiğimiz ölçüde tamamlayalım istiyoruz. Tüm engelleri kaldırmak için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz ve dahası için daha rahat imkanlara sahip olalım istiyoruz. İnsanların birbirleriyle konuştukları, kavuştukları, kendilerine ait sandıkları, yalnızlıkları paylaştıkları şarkılarımız olsun istiyoruz.

Bir de biraz özel hayat konuşsak? Çiçeği burnunda evli bir kadın olarak , evliliğinizi nasıl özetlersiniz?

Bir hafta önce dünya tatlısı bir komşumuzla tanıştım. 80 yaşını geçmiş ama 50 gösteriyor. Elimi tuttu ve bana 50 yıllık eşini ne çok sevdiğini, ikisinin de bu günlerde biraz hasta olduklarını ve hayatın çok hızlı geçtiğini anlatıverdi. Hep sabırlı ve saygılı olmamız gerektiğini hatırlattı. Aşkın alınıp satılamadığını, aşkın 15 saniyelik videolardan başka olduğunu, aşkın bir ömür olduğunu ve her gün yeniden başladığını anlatıverdi. Ben kurumlarla ilgili pek bilgili sayılmam ama sevdiğim insanı ve sevgimi koruyabileceğime inanıyorum.