“Her düşüncenin söz hakkı var” Gezi Forumları ve Yeryüzü Sofrası’ndan izlenimler Dipnot Tablet’te!

Pazartesi, 22 Temmuz 2013 09:08

gezi-eylemcilerinden-ilk-iftarda-yeryuzu-sofrasi-4784“Ramazanın ilk gününde ailemle olmayı tercih ettiğimden İstiklal’de gerçekleşen insanı hayrete düşüren, fotoğraf karesine sığmayacak kadar uzun olan iftar sofrasını kaçırdım. Ama dün Anti-Kapitalist Müslümanların ve Çarşı grubunun çağrısıyla Abbasağa Parkı’nda kaçırdığıma üzüldüğüm yeryüzü sofrasını telafi etme şansı yakaladım.

Biraz geç kalmıştım. Parka girdiğimde ezan okunuyordu. Oldukça kalabalıktı. Ben oturacak yer ararken başörtüsüz bir kadın Hacdan geldiğini söylediği hurmadan uzattı. İlk o an hissettim bu sofraların ne kadar birleştirici etkiye sahip olduğunu. Bizi geçmişten bu yana sağcı-solcu, açık-kapalı diye ayırıp birbirimize kırdırmalarına, üzerimizden siyaset yapmalarına rağmen bizim ne kadar ‘’biz’’ olduğumuzu, kardeş olduğumuzu yeniden gördüm. Evet, belki benden nefret edenler var. Başörtüsü taktığım için beni yobaz, cahil olarak görenler hala var. Orada da vardır biliyorum. Ama ben kendimi öyle görmediğimden, onlardan sakınacak, kaçacak değilim. Benim bir şekilde kendimi onlara anlatmam gerekiyor. Birbirimize düşman olmamamız gerektiğini göstermem gerekiyor. İktidarın başörtülülere yaptığı pozitif ayrımcılık nedeniyle İslam’a, başörtüye karşı nefret oluşuyorsa burada bir yanlış var. Ben hakkım olduğu için üniversitede okuyorum. Aynı şekilde sadece hak ettiğim için bir işe girmek istiyorum. Kimseden torpil istemeden, başka hiç kimsenin hakkına girmeden, emek hırsızlığı yapmadan sevdiğim işi yapmak istiyorum.

Ben mağduriyet konusu olmak istemiyorum. Siyaset malzemesi de olmak istemiyorum.  Ben Başbakan’ın beni savunduğu kadar palalı adamdan acımasız bir tekme yiyen başörtüsüz kadının da hakkının savunulmasını istiyorum. Bazı başörtülü kardeşlerim beni anlamayacak, bana nankör diyecek biliyorum ama olaya hak, adalet, eşitlik boyutundan bakarlarsa ve bizzat kendi başörtüsüz arkadaşları için empati yaparlarsa benim ne demek istediğimi anlayacaklardır.

Yeryüzü sofraları, yıllardır hasret kaldığımız, insanların din, ırk, siyasi görüş diye ayrılmadan bağdaş kurup tek bir kaba on elin uzandığı irfan sofralarını yaşatıyor, duygulandırıyor ve şükrettiriyor. Herkesin yüzünde huzurlu bir gülümseme, çimenlerde iftar etmenin memnuniyeti dillerinde ve herkes birbirine kendi sofrasından, kendi ekmeğinden ikram etme derdindeydi. Gösteriş değil samimiyet sofrasıydı. Çünkü oruç tutmayanın bile oruç tutası geliyor o sofrada olmayı hak etmek için. Ki gerçekten yeryüzü sofrasına gideceğim diye oruç tutanlar varmış. Ne mutlu, esas hükümetin takınması gereken tavır olan kuşatıcılığı, birleştiriciliği, dayanışmayı, hoşgörüyü, ‘’ne olursan ol yine gel’’ davetçiliğini bu sofralara taşıyabilen yüce gönüllere!

İftardan sonra, 21.30’da şüphesiz gezi direnişinin demokrasiye kattığı en güzel şey olan mahalle forumu başladı. Açık forum, parkın içinde yer alan amfi tiyatro ile bizlere Eski Yunan’daki demokrasi uygulamalarını anımsatıyordu. Her düşüncenin söz hakkı var. Sıra numarası alınarak görüşlerini paylaşabiliyor, öneri sunabiliyorsun. Aynı zamanda sahne duyurular için de kullanılıyor. Beğenilen fikirler, mahalleyi rahatsız etmemek adına alkışa tutulmuyor. Bunun yerine eller açık şekilde havaya kaldırılıp sallanıyor. Beğenmediğin bir görüşe tepkini elleri yumruk yapıp çapraz birleştirerek ifade edebiliyorsun. Şiddet yok, hakaret yok, düşmanlık yok, ayrımcılık yok en önemlisi biber gazı yok! Tüm bunların yerine yerel yönetimlere örnek teşkil edecek, açık halk demokrasisini pratiğe dönüştüren, yapıcı, legal, barışçıl bir hareket var. Herkesin fikrini özgürce ifade edebildiği bu güzel yerde seçimde sandık görevlisi olan bir kadının oy pusulalarında iki adet mühür bulunabildiğini, halkın bilinçsiz olduğunu, bizim onları yönlendirmemiz gerektiğini söylemesi üzerine aslında dinleyici pozisyonda kalmayı düşündüğüm bu ilk forumunda dayanamayıp bir anda kendimi sahnede buldum. Oradaki insanların oldukça demokrat, entelektüel ve aydın insanlardan oluşması ve ben sahneye çıkar çıkmaz kalkan eller beni fazlasıyla heyecanlandırdı. Bu yüzden kendimi yeterince ifade edemediğimi düşündüğümden bahsettiğim konulara burada da dikkat çekmek istiyorum.

  • Ben ne AKP’li ne CHP’li ne de MHP’liyim. Buradaki çoğunluğun da benim gibi düşündüğünü öngörüyorum. (Eller bir anda yükseliyor) Biz her şeyi çok iyi bilen iktidara da, onun karşısında fazlasıyla yetersiz kalan muhalefete de boyun eğmek zorunda değiliz. Biliyorum burada da boş oy atacak olanlar var. Benim önerim seçimlerde baraja takılan partilere oy verip mecliste her kesimi temsil edecek bir muhalefet oluşturmak. Başbakan %10 oranıyla diğer demokratik ülkelere fark attığımız seçim barajını kaldırmasa bile bizim onu bir şekilde yıkmamız gerekiyor.
  • Ben birkaç defa Taksim’de olayların ortasında kaldım. Kaldırımları sökenleri, o sırada hiç bir şey yapmayan polise soda şişesi ve taş atanları gördüm. Bir avukat hanım da benden önce polisin müdahalede bulunacağı ve gözaltıların yaşanmasının muhtemel olduğu yerlerde direnmenin yanlış olduğundan bahsetti. Ona karşı çapraz kollar yükseldi ama şöyle bir nokta var. Biz Gezi direnişini zeka göstergesi duvar yazılarıyla, pankartlarla sevdik. Polisin karşısında kitap okuyup ona başka bir boyutta güzel şeyler anlatmaya çalışan, orantısız zeka uygulayan gençlerle sevdik. ‘’Biber gazı oley!’’ diyen Çarşı ile sevdik. Ben tam vazgeçmişken duran adam ile yeniden ısındım direnişe. Eğer direnişe devam edecekseniz bunu barışçıl ve zeka ürünü gösterilerle sürdürmemiz için elimizden geleni yapmamız gerekiyor.
  • Ben o gün oraya Kazlıçeşme’de Mısır’daki darbeye karşı düzenlenen mitingten sonra gittim. Onların da darbeye karşı olmaları gerektiğini söyledim. Eğer TOMA’ların yerine tanklar inerse meydana biz tıpkı o simgeleşen siyahlı kadın gibi tankın karşısında da kollarımızı açıp ‘’dur’’ diyebilmeliyiz dedim ve yine tüm elleri havada gördüm.

Özetle, oradakilerin hükümetin korktuğu gibi CHP’li olmadıklarını gördüm.

Hükümeti devirmeye çalışanların olmadığını gördüm.

Meselenin gerçekten sadece ağaç olmadığını, meselenin kentsel dönüşüm çılgınlığına dur demek olduğunu gördüm. Çocuklarını AVM’ler yerine parklarda oynatmak isteyen anneleri, AVM’ler yerine çarşı esnafından alışveriş yapmak isteyen babaları gördüm.

En önemlisi, forumun bilhassa hükümet destekçileri tarafından ziyaret edilmesi gerektiğini gördüm.”

Melek BİLGİLİ

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ