Hem Marmaray Hem De Çanak Çömlek Müzesi Mümkün Mü? Cüneyt Özdemir yazdı

Cumartesi, 11 Mayıs 2013 10:06

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Geçen gün Londra’daki Doğal Tarih Müzesine gittim. Gitmem kolay olmadı. Sömestr tatiline denk geldiğim için dışarıda up uzuuuuun bir kuyruk vardı ve kar yağıyordu. Müzenin içindeki özel bir başka sergiye 10 liralık billet alanların kuyrukta beklemesine gerek yoktu. Ya kuyruktaki analı babalı aileler bu durumun farkında değildi ya da 10 TL İngiltere için bile büyük bir para haline gelmişti. Neyse biz biletlerimizi gösterip dışarıdaki kuyruğu atlatıp binaya kendimizi attık. İçeri girdiğimizde bir başka kuyruk ile karşılaştık. Müzedeki dinazorlar bölümüne girmek için apayrı bir kuyruğa girmeniz gerekiyordu. Kuyruğun ucundaki levhada ‘1 saat’ yazıyordu. Ve kuyruk o yazının iki misli gözüküyordu. Kimse de halinden şikayetçi değildi.

Elbette biz bir Türkaile olarak öyle bir kuyrukta beklemeyecek kadar tezcanlıydık. Üstelik oğlanı tutmamızın dizginlememizin imkanı yoktu
Mecburen bizim metrobüsleri andıran bir kalabalıkta başka salonlara yöneldik. Benzerlerini gördüğümüz müzelerle kıyaslandığında oldukça démodé gözükse de inanın adım atacak yer yoktu.

Geçtiğimiz gün Radikal gazetesindeki köşemde AVM’lerle Müzelerin sayısını kıyaslamış ve Taksim’deki gezi parkına ne dikersek Türkiyeyi de o lige koyacağız diye yazımı bitirmiştim.

İsterseniz bu anlattığım manzarayı aklımızda tutarak biraz daha bu konuda ilerleyelim.

Türkiye geç kalmış bir şekilde İstanbul’un ağır seyreden trafiğine çözüm arıyor. Marmaray da metro için olmazsa olmaz hatta geç kalmış çözümlerden biri. İstanbul’un Asya ile Avrupa yakasını birbirine bağlayacak olan Marmaray şehrin köprülerdeki yükünü hafifletmek bir yana toplu taşım konusunda da yepyeni bir kanal açacak. Zaten hiçkimsenin buna bir itirazı yok. Hatta hemen herkes boğazın altında açılan bu dev tünellerin bir an önce hayata geçmesi için merakla bekliyor. AMa aslını sorarsanız öyle çok sabırsızlanan da yok. Sokakta hiçkimsenin ‘yahu şu Marmaray bir açılsa da binsek’ dediğini duyamıyorsunuz.

Gelin görün ki İstanbul tarihi açıdan bir hazine.

Bir kuyu açsanız karşınıza bir hazine çıkıyor.

Hele bir de Marmaray gibi eski yerleşimlerin olduğu yerde yapılan kazıyı düşünürseniz karşınıza büyük bir sürprizin çıkması artık sürpriz değil. Nitekim öyle oldu. Kazılar başladıktan sonra derine inildikçe dünya tarihine doğru bir yolculuğa çıkıldığı anlaşıldı. Hemen koruma kurulları ve arkeologlar devreye girdi. İkili hatta üçlü vardiyalarla dünyanın en hızlı arkeolojik kazı çalışması parallel olarak yapılmaya başlandı.

Ortaya çıkan çanak çömlek, fosil ve gemi kalıntıları sadece Türkiye’ye değil dünyaya başka bir zaman dilimine açılan tunneled olduğumuzu gösterdi. İstanbul’un tarihi ile ilgili değil insanlığın tarihiyle ilgili pek çok yeni bulguya rastlandı. Gelin görün ki doğası gereği Arkeolojide bütün bu parçaların bulunması numaralandırılıp alel acele kasalara kaldırılması kaç vardiya olursa olsun zaman alıyordu.
Marmaray bu yüzden 4 yıl boyunca gecikti.

Ortaya çıkan 8.500 yılllık bir tarihle kıyaslandığında belki büyük bir gecikme değil ancak iktidardaki bir hükümetin önünde yerel seçime şunun şurasında bir yıldan az bir zaman kaldıysa elbette kiritik bir zamanlama.

İşte bu noktadan sonra yaşananların üzerinde biraz durmamız gerekiyor.

Başbakanlık ofisi bir arkeoloji piyangosu sayılabilecek bu tarihi bulguların tam olarak anlamını ve değerini anladığını düşünmüyorum. Eğer anlaşılsaydı Başbakan’ın konuşma letinlerinde böylesine olumsuz hatta küçümseyen bir şekilde anılmazdı diye düşünüyorum. Bunlar pek çok konuşmada ‘çanak çömlek’ olarak anılıyor. Oysa ben aynı resme baktığımda farklı bir okuma ile bir AK Parti başarısı olarak da gözükebilecek bulgular olarak görüyorum.

Eğer bu bulunanlar çanak çömlek yerine bizzat Başbakan tarafından dünya tarihini değişterecek kadar önemli bulgular olarak sunulsa inanın son yıllarda yapılan mevlevilerin döndüğü kadınların sıcak kumlardan akdenize atladığı aspendosun gözüktüğü ve tüm dünyaya gına getiren onlarca tanıtım filminden çok daha güçlü bir etki yaratacağına adım gibi eminim.

Hele bir de bunlar Marmaray’ın bir kaç istasyonununda özel cam alanlarda sergilenirse belki de dünyanın en ilginç toplu taşıma kitlesel müzesini de Türkiye’ye katabiliriz.

Bugün bütün dünyada müzecilik gelişiyor ve değişiyor. Bu turzimi de etkiliyor. Bugün Moskova’da turistler Moskova metrosunu da görülecek yerler kapsamına katıyorlar. Rio’da Favelalalara tur düzenleniyor. Ya da plastik dinazor hekellerinin önünde saatlerce sıra beklemeye hazırlar. Biz değerini bilmesek de Göbekli Tepe adında bir yerin inanın iki günde bir İngiliz gazetelerinde haberini okuyorum. Yani bugün çanak çömlek olarak anılan bulgular hiçbir şey yapmadan sadece farklı bir konumlandırma ile İStanbul’un büyük bir hazinesine dönüşebilir.

Biliyorum herkesin aklı fikri Marmaray’da ama inanın elimizde Arkeolojiden çıkmış bir piyango bileti ve o bilete vurduğu anlaşılan büyük ikramiye var.

Böylesine büyük bir buluşun beni bu kadar heyacanlandırırken pazarlamasının negatif yapılması karşısında şaşkınlığımı varın siz düşünün.
Evet İstanbulşehrinin ihtiyacı olan Maramaray belki 4 yıl gecikti ama emin olun önümüzdeki dört yılda oradan çıkan çanak çömlek bu gecikmeyi misliyle karşılayacak kadar önemli. Bu hafta kapağımıza Çanak Çömlek müzesini taşırken amacımız elimizde bulunan hazineyi sizlere biraz daha yakından tanıtmak. Günün birinde çocuğumuz elinden tutup Maramaray’da trenin gelmesi içen beklerken arkamızdaki cam sergi alanlarını gösterip ‘Bak oğlum burada 8500 yıl önce bu insanlar yaşamış deyip’ Baba oğulun ortaya çıkan fosillerini gösterebileceğimiz hatırlatmak.

Geleceğe yönelik hızlı bir trene ihtiyacımız var ama o trene bindiğimizde hatırlayacağımız geçmişe dair güzel hikayelerin olması da olsa olsa zenginlik olur.

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ