Hedef kitlem kitap okumayanlar

Perşembe, 25 Aralık 2014 15:53

Bazen ne demek istediğimi kendim de anlamıyorum, doğru. Ama nedense bütün o saçma çıkışlarım bir gün anlam kazanıyor, n’aber? Bundan dört buçuk sene evvel ilk kitabım çıkmıştı. Tarihi roman yazarak kendime atlanılması güç bir engel koymuştum. Nitekim atlayamadım. Bir insanın en büyük düşmanı kendisidir nokta com.

Sonra bir gün –yine- kahvede otururken bizim Özcan çat diye yan masadaki kadını yanıma oturttu. Eline de kitabımı verdi. Kadın gazeteciymiş, Özcan’ı sevdiğinden benimle röportaj yaptı. Yani ilgisini çektiğimden değil.

Ben de daha evvel bin sekiz yüz defa kitap yazmış ve altı bin defa röportaj vermiş olduğum için, aşırı havalıyım. Tabii ki çalışmadığım yerden geldi.

Meğer yeni bir kitap çıkarmışsan ilk sorulan soru “Hedef kitleniz kim?” oluyormuş. Birkaç gün sonra Hürriyet’te “Hedef kitlem kitap okumayanlar” diye bir manşetle yayınlandı verdiğim cevap.

Aynı gün kalabalık ailemin her bir üyesi üçer tane, kendi arşivime de on tane olmak suretiyle bir sürü gazete aldık. Ay biz bir sevindirik bir sevindirik, mutluluktan kelebek.

Gazeteci hanımın adını ölene kadar unutmam. Kimsenin yüzüne bakmadığı, yayıncımın D&R’la anlaşması olmadığı için raflara bile çıkaramadığı güzide eserimin ilk ve son röportajını yapan hanımı nasıl unutayım. Vefalıyım ben. Bir de Terazi. Teraziler adaletli olur.

Aradan zaman geçti. Google hazretlerine bazen adımı aratıyorum (Aslında her gün aratıyor. Hehe). İsmimi yazınca ilk satırda o haber çıkıyor. “Hedef kitlem kitap okumayanlar”

Tabi Google’a adımı yazan tek kişi ben değilmişim. Yeni tanıştığım ya da beni biraz kurcalamak isteyenler de internete sorunca bu manşetle karşılaşıyormuş. Elalemin hakkımdaki ilk izlenimini düşündükçe bizim kadar övünmediğini anlamak işten bile değil.

Derken, herkesten aman herkeZ’ten “Yahu ne demek istedin? Ne saçma şey demişsin…” gibi şeyler gelmeye başladı. Nesini anlamadınız ki temalı çıkışlarıma başvuracağım ama sesli söyleyince bana da saçma geldi, inanmazsın. Harbiden ne demek istedim lan?

Aynı fikirlerde olan ekonomist bir arkadaşım bir gün gerizekalıya anlatır gibi parabol cetvelini anlattı bana. Tamam matematiğim yok ama o lanet olasıca parabol’ü hayatına da endeksleyebileceğini anlıyor bünye.

Bu cetvelin en pik noktasında olması gereken “hedef kitlemi” en dipte bir yerde bıraktığımı o zaman öğrendim. Allah’ım sana geliyorum. Ne demek istedim oğlum ben? Niye normal insanlar gibi hedef kitlemi “kitap okuyanlardan” değil de “okumayanlardan” seçmiştim ki? Adam zaten kitap okumuyor, yazar ise okunsun diye yazıyor. Asıl ben neresini anlamadım?

Gel zaman git zaman, S*ktirgitli Aşklar’ı yazdım. Tarihi roman nere, mizah ve romantik komedi nere…

Aslına bakarsan tamamen kendim gibi oldum bu kitapta. Çünkü bütün büyük yazarlar aslında kendilerini yazıyormuştu. Gerçi ben mizah yazayım diye yola çıkmadım da, kendim de komikmişim onu anladım.

Sonra…

Kitaplarım çok satanlara girdi. Derken her gün 20-30 tane mail (mesaj da denebilir) akmaya başladı. HerkeZ (S yazınca anlaşılmıyor) okuduklarının kendileri üstünde nasıl etkiler yarattığını anlatıyordu.

Hazırlayan: FUNDA MENTALOĞLU

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play