Hay Allah yine kıyamet kopmadı! Cüneyt Özdemir yazdı

Cumartesi, 22 Aralık 2012 10:47

Dipnot Tablet Başyazarı Cüneyt Özdemir bu haftaki “Hay Allah yine kıyamet kopmadı!” başlıklı yazısında Şirince’de olmayan kıyamet turizmini haber yapmanın nedenini kaleme aldı.

Yıllar boyunca siyasi tutuklu olarak cezaevinde yatan bir arkadaşım tahliye olduktan sonra bütün 12 eylül tutukluları gibi önce askere alınmış ardından da soluğu Kaş’ta almıştı. Belki de çoğunuz bilmez ancak bugün Kaş’ta bir sualtı turizmi varsa bunu zamanında İstanbul’dan Ankara’dan nerede ise 10 yıl boyunca cezaevinde yattıktan sonar gelip Kaş’a yerleşen siyasi tutuklular ilk nüvelerini atmışlardır. Velhasıl işte bunlardan biri olan arkadaşım Kaş’ın arkasındaki dağda nerede ise 270 derece manzarası olan bi yer kiralamış. Yıllarca demir parmaklıkların arkasında duvarlara baktıktan sonra her sabah uyandığı bu manzara onu bir süre sonra rahatsız etmeye başlamış. ‘Her gün öylesine ihtişamlı bir manzaraya bakıyordum ki, bugün ne olacak?’ beklentisi oluşmaya başladı. Ancak tahmin edersin ki Kaş gibi sakin bir yerde bir şey olduğu yoktu, bir süre sonra bu duygunun beni başka bir bunalıma soktuğuna karar verdim, evi terk ettim’ diyerek duygularını anlatıyordu. 23 yıldır aralıksız gazetecilik yaptığım için ‘bugün ne olacak?’ duygusu benim de iliklerime kadar işlemiştir. Neyse ki memlekette her gün bir şey olur da bunalıma girmeyiz!

Bu sayımızı olmayan Kıyamet Gününe ayırırken aklıma bu anektdot geldi.

Kaybedecek bir şeyleri olmayan insanlardan korkarım. En tehlikeli insanlar onlardır. Ancak günün birinde kaybedeceklerini bildikleri halde kaybetmeye çalışan insanlardan daha da çok korkarım zira onlar tehlikeli insanlar kadar bile olamayan sıkıcı insanlardır.

Bazen bir savaş ortamına gittiğimde bu tür insanlarla karşılaşırım. Ellerinde silahları vardır ve geleceğe dair hiç bir hesabı yoktur. Sadece o anı kurtarmaya çalışırlar. Bakın işte bu insanlar bende müthiş bir korku yaratır. En kötü düzen bile kaostan iyidir, yaşayarak öğrendim. Ama bazen de bir şehre gidersiniz ve o şehrin aslında çoktan öldüğünü, insanlarının hiçbir gayesi olmadığını gelecek beklentilerinin hiç bir heyecana meydan vermediğini hissedersiniz. İçinizi tarifsiz bir keder ve sıkıntı kaplar.

Haftalardır Şirince ile kafa bulan haberler yapmamızın nedeni tüm bu ruh halini , şu saçma kıyamet günü tartışmalarını biraz da kafaya almak , modern insanın içine düştüğü korkularla dalga geçmekten kaynaklanıyordu.

Şirince’de olmayan kıyamet turizmini haber yapmamızın arkasında da sanırım böyle bir haleti ruhiye vardı.

Neyse, geleceğim nokta kıyamet de olsa bazen ‘bir şey olsun da hayatımız değişsin’ ruh haline iyi gelebilecek bir haber olabiliyor.

Kuşkusuz küçük de olsa bir göktaşıcık gelip dünyanın herhangi bir yerine çarpıverseydi bizim de şu sıkıcı hayatlarımızda küçük bir hareketlenme olabilirdi. Kimimiz ertelediğimiz

sevgi sözcüklerini kurabilir, dilemediğimiz özürleri dileyebilir, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayadurduğumuz şu hayatlarda kendimize dair iyi ve olumlu bir kaç adım atabilirdik.

Gelin görün ki olmadı işte.

Neyse kısmet bir daha ki kıyamete..

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ