Hangi adamdan koca olmaz?

Pazartesi, 17 Ağustos 2015 13:00

Mevsim ne mevsimi biliyorsunuz. Düğünler, evlenme teklifleri, evliliğin son hazırlıkları, balayılar… Yani içinde de olsan, dışında da olsan o kabusların bir parçası oluyorsun. Ama artık yaşıtlarımız çoktan evlendiğinden ya da zaman çok değiştiğinden, neden bilemiyorum, esas konumuz artık mutsuz ilişkiler ve hızlı boşanmalar.

Evlilik aşkıyla uyanıp, en az giysiler kadar tabak çanak alışverişi de yapıp, “asla evlenmeyeceğim, hatta ne evliliği, ilişki bile yok, yalnızlık harika, kız arkadaşlar şahane, oh bee huzur işte bu” diyerek kapattığımız günlerin sayısı artık hiç de az değil.

Hepimiz umutsuzuz. Artık evliliğe inanmıyoruz. İlişkilerin dürüst olduğuna, doğru adama, düzgün evliliğe, her şeyin göründüğü gibi olduğuna falan asla ihtimal vermiyoruz. Peki kadınlar açısından konuşmak gerekirse, hangi yanlış adamı alıyor, zorla kendimize koca yapıyor, sonra da hayattan nefret ederek, her gün ağlayarak ilişkinin sonunu getiriyoruz? Kimden koca olmaz, aslında hepimiz biliyoruz ama…

Eğlence sektörü: Şimdi bakın, dünyanın en iyi, en düzgün, en iyi kalpli, en eğlenceli, en güvenilir insanı eğlence sektöründe çalışan bir arkadaşınız olabilir. Ondan çok hoşlanıyor, başkasını görmüyor da olabilirsiniz. Eminim size bu işlerden bıktığını, kadınlara doyduğunu, neler neler yaşadığını ve artık temiz bir hayat istediğini söylüyordur. Siz de hak veriyorsunuz tabii. Çünkü insan nasıl dayansın öyle kirli hayata, değil mi? Sürükleniyorsunuz peşinden sonra. O adamdan koca, sadık sevgili, sessiz sinema arkadaşı, çocuğunuzun babası olmasını istiyorsunuz. 1-2 ay oluyor. Tam hayalinizdeki gibi değil yaşadıklarınız ama sizinki de zaten fazla pembe hayaldi, değil mi? 3-4 ay idare ediyorsunuz, 5-6 ayda hamilesiniz ya da çocuk sizi kurtaracak diye düşünüp hamile kalmaya çalışıyorsunuz, sonra? Sonra adam bıkıyor. Çünkü adam size ait değil, işine, diğer hayatına ait. Nefes almak istiyor. Çünkü siz eve penguen aldınız ve sizinle yaşamasını bekliyorsunuz, ayrılınca da şoka giriyorsunuz.

Asabi : Dünyanın en güzel ilişkisini yaşıyorsunuz. Hiç böyle sevilmediniz, hiç böyle sarılmadınız, tapıyorsunuz. Nerde, kime iyilik yaptım da başıma bu geldi diye düşünüyorsunuz sürekli. Her şey mükemmel. Kavga etmiyorsunuz, o kadar başında ki her şey, ileride kavga etseniz bile olur öyle şeyler her çift arasında. Normali o zaten. Sonra bir gün çok büyük bir kavga oluyor. Ne yapmanız gerektiğini bilmeyecek kadar şaşırıyorsunuz. Ama alkollüydü zaten. Ama işleri kötü gidiyor. Ama kafası bozuk. Aslında benimle ilgisi yok ama en yakını olduğum için benden çıkarıyor öfkesini diye diye o manyakların sonraki delirmelerinin de önünü açıyoruz. Sonrası şiddet. Sonrası her gece ağlamak, huzursuzluk, kopamamak, gün geçtikçe ona daha da mecbur olmak. Ve o sizi bırakana kadar onu bırakamamak. Evet evet, kötü haber, o istemedikçe maalesef ayrılamayacaksınız.

Cimri: Çok tatlı, çok popüler, pek yakışıklı, üstelik size de acayip ilgi duyan biri var. Yanınızda dolaştırmak, size kendinizi havalı hissettirecek, ilgisi de zaten iyi hissettiriyor. Neden olmasın diyorsunuz ama daha ilk buluşmada farkediyorsunuz ki hayatınızda gördüğünüz en cimri adam bu adam. Cimri olmakla kalmıyor, sizin paranızı yemekte de bir sakınca görmüyor. Bunu ona söyleyemezsiniz tabii ama ağzından düşmeyen tek bir şey var zaten hep: “hayat müşterek”. Hayat aslında müşterek falan değil, ilişkinin ilerleyen zamanlarında zaten hiçbir şey yapmıyorsunuz, bari en başlarında yapabildiğiniz kadar sürpriz yapın, hediyeler alın. Bir kadından hoşlanıyorsanız cimrilik yapmak ne ya?

Hazırlayan: FRENCH OJE

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 230. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play