Girişimcilik Üzerine Sohbetler..

Pazartesi, 3 Eylül 2018 11:46

Dipnot’un yazarlarından Ergi Şener Idea Field Incubation Center Kurucu CEO’su Hakan Mertoğlu ile Girişimcilik üzerine bir sohbet gerçekleştirdi. İşte Girişimcilik ekosistemine dair bilinmesi gerekenler..

Hazırlayan : Ergi Şener

“Siz ilk önce kendinize, sonra da yatırımcınıza dürüst olduğunuz sürece size her türlü destek gelmeye baslar; ama sabırlı olmak gerek… Her ürünün bir kuluçka süreci vardır ve bu süreç en önemli dönemdir. Kuluçkadan, ne kadar kuvvetli çıkarsanız, büyüme de o kadar kolay ve sağlıklı olur.”

Geçen hafta, Silikon Vadisi’ni farklı yapan özelliklerden bahsederken, ekosistemin öneminden ve ekosistemi oluşturan tüm partilerin birbirleri ile etkileşimli ve birbirinden beslenecek şekilde faaliyetlerini sürdürmelerine olanak sağlayan bir ortam oluşturulduğundan bahsetmiştim. Silikon Vadisi ekosisteminde de, “incubation center”lar (kuluçka merkezi) çok önemli yapı taşlarından birini oluşturmakta. Incubation Center’lar tarafından desteklenen, start-up’lar hem işlerini doğru bir yapıda kurgulamaları ve büyütmeleri için gerekli mentorlük desteğini alarak, kurum kültürlerini doğru bir şekilde oluşturmaktalar; hem de eksiklerini giderip, büyüme fazında ilerlemleri için gerekli ilk yatırımlarına erişim sağlamaktalar.

Ülkemizde de son zamanlarda start-up ekosistemini destekleyecek kuluçka merkezlerinin birbiri ardına ortaya çıktığını gözlemlemekteyiz, hatta büyük kurumsal şirketlerin çoğu da bir trend olarak gördükleri bu oluşumları ciddi bir biçimde desteklemekteler. Bunun yanında, artan kuluçka merkezlerinin yanında, ortaya çıkan, sürdürülebilir girişim sayısı ne yazık ki çok az. Böyle bir ortamda, başarılı incubation center modellerini inceleyerek, doğru yapılanları analiz etmek ve yapıları düzeltmeye çalışmak çok daha büyük önem kazanıyor.

Bu hafta, son zamanlarda gerçekleştirdiği önemli çalışmalar, farklı kurgusu ve start-up’lara yönelik destekleri ile öne çıkan bir incubation center olan Idea Field’i Sizlere tanıtmak üzere Idea Field kurucu CEO’su Hakan Mertoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdim. Idea Field, start-up’lara bir kuluçka merkezinin vaat ettiği tüm destekleri sağlamasının yanında; daha ilk aşamada şirketleri global bir bakış açısı ile kurguluyor; tüm aşamalarda, doğru ve alanında uzman kişiler tarafından mentörlük desteği sağlıyor ve hayallerdeki fikirleri elle tutulur hale getirecek ilk tohum yatırımının ardından, şirketlerin beklenen ilerlemeyi kaydetmesi durumunda ilk yatırımı da sağlayabiliyor. Kısacası, Idea Field girişimcilik ekosistemindeki en değerli kaynak olarak tanımlanan “smart money” (akıllı sermaya) kavramının her şekilde karşılığını veriyor. Sadece girişimci olmanın hayallerini kuran, ya da şirketlerini büyütmek isteyen girişimcilerin değil, girişimcilik ekosistemde yer alan herkesin pek çok şey öğrenebileceği bu keyifli söyleşi, umarım gerekli derslerin de alınmasını sağlar…

Ergi Şener: Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Ülkemizi, Hollanda gibi rekabetçi bir pazarda, yıllardır gururla temsil etmektesiniz ve gerçekleştirdiğiniz çalışmalar ile şirketinizi önce alanında önde gelen firmalardan bir yapmayı başardınız, ardından da Hollanda’nın önemli firmalarından birine sattınız. 0′dan, örnek bir başarı hikayesine giden bu süreci bizimle paylaşabilir misiniz?

Hakan Mertoğlu: 1964 Ankara doğumluyum. Gazi Üniversitesi Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği ve İç Mimari Bölümü’nden mezun oldum. 1991 yılına kadar çeşitli firmalarda iç mimar ve proje sorumlusu olarak çalıştım. 1992 -1994 yılları arasında Türkiye’deki ilk seri üretim Laminat fabrikasını 4 arkadaşım ile beraber Ankara’da hayata geçirdik. 1994 yılında Electrolux Hollanda’ya Proje Müdürü olarak geldim ve o tarihten itibaren de Hollanda’da yaşamaktayım. 2002 yılına kadar Electrolux bünyesinde local ve global birçok projede çalıştım. 2003 – 2007 arası Bilkent Holding ile ortak, Hollanda merkezli bir firma kurarak; dünyada ilk olarak tanımlanabilecek bir hastane yazılımını Avrupa ve global pazara lanse ettik. 2007 yılında, firmanın Alman bir firmaya satılması ile birlikte, zamanımın tümünü daha çok okumaya, araştırmaya ve oğluma ayırmaya başladım. 2009 -2016 yılları arasında eşim, Özlem Mertoğlu liderliğinde Hollanda Merkez Bankası lisansı ve denetiminde bir “trust şirketi” kurarak sektördeki en büyük Türk portföyünü oluşturduk. Firmamızın, konusunda Hollanda ve dünya lideri bir firma tarafından satın alınması, benim ikinci “exit”im oldu. Bunun ardından, 2016 yılında Idea Field Incubation Center’ı (Kuluçka Merkezi) kurarak start-up ekosistemine yatırımcı ve mentör olarak dahil oldum.

Ergi Şener: Idea Field Incubation Center’ı kurmaya nasıl karar verdiniz? 

Hakan Mertoğlu: Trust sektöründe çalışırken, ihtiyaç duyduğumuz yazılım çözümlerini araştırırken, farkettim ki birçok müthiş Türk yazılımı ve Türkiye’den çıkan fikirler hakettiği ilgiyi görmüyor ve global pazarda neredeyse hiç bilinmiyor. O zamanlarda, bir kuluçka merkezi kurma fikri kafamda oluşmaya basladı, ancak odağımız çok niş bir sektörde, Trust şirketimizi büyütmek olduğu için, bu fikri biraz erteleme durumunda kaldım. Trust şirketinin satışının ardından, bu hayalimi gerçekleştirmek için doğru zamanın geldiğini düşünerek, Idea Field Incubation Center’ı (ismini oğlum Atakan buldu) hayata geçirdim. Bu süreçte, ilk olarak start-up ve yatırımcı ekosistemini öğrenmek istedim ve Hollanda Hükümeti’nin sponsorluğunda San Francisco’da 2 hafta start-up ve Venture Capital’larla “workshop”lara katıldım ve Silikon Vadisi ekosistemini ve dinamiklerini çok daha iyi anladım. Bununla birlikte, Hollanda’nın, girişimcilik dünyasında, ülke olarak çok kuvvetli bir reputasyonu olduğunu ve Hollanda şirketlerinin çok hızlı bir şekilde yatırım ve pazar bulmalarında hükümetin büyük desteği olduğunu gördüm. İşte bu heyecan ile de Idea Field’ı nasıl pozisyonlamam gerektiğini de anladım.

Ergi Şener: Son zamanlarda, Türkiye’de girişimcilik ekosistemi hızla gelişiyor. Her geçen gün start-up ların, kuluçla merkezlerinin, melek yatırımcı ağlarının ve Venture Capital’ların artışını gözlemlemekteyiz. Ancak, son zamanlarda öne çıkan, global arenada da farkını gösteren start-up sayımız oldukça az. Idea Field, bu ekosistemde kendini nasıl konumlandırıyor. Sizce Idea Field’in farklı olduğunu düşündüğünüz ve start-up lara avantaj sağladığı noktalar neler?

Hakan Mertoğlu: Türkiye’deki girişimci ekosisteminin gelişimini heyecan içerisinde takip etmekteyim. Önce biraz Idea Field yapısından söz edeyim size. Idea Field, 2016 yılının başında kurulduğunda sadece ben vardım. 2017 yılı sonunda ise Idea Field iki yatırım firmasının ortak bir girişimi haline geldi. Mesleğinde zirveye gelmiş, hala dünyanın alanında en büyük firmalarında üst düzey yöneticilik ve CEO olarak görev yapan güzel insanların yatırımcı olarak dahil olmalarının yanı sıra, Idea Fied’in omurgasını oluşturan ve kuluçka Merkezi’ne de yönetici ortak olarak dahil olan alanında örnek profesyonellerin katılımı ile 2018’e yepyeni bir sekilde başladık. Bu kapsamda da uzun süredir planladığımız, Idea Field Turkiye’yi hayata geçirdik.

Sorunuza dönecek olursam konuya başka bir boyuttan bakmak gerek. Türkiye’de yatırımcı ve girişimcilerin oluşturduğu ekosistemin, global sisteme tamamen zıt bir yönde ilerlediğini gözlemliyorum. Bu durum da global pazarlara açılmaya çalışırken, başarısızlığa yol açmakta. Girişimcilik dünyasının özü olan “yatırımcıya yatırım yapma” mantığı Türkiye’de neredeyse hiç yok. Girişimciliğinin özünde rekabet var tabi ki, ancak biz bu rekabeti yanlış yorumluyoruz maalesef; rekabet start-up lar için aslında, yatırımcılar için olmamalı. Sonsuz rekabette bile, “birlikte, beraber daha güçlüyüz” modeli oluşturmak gerekiyor.

Idea Field olarak, biz modelimizi, Silikon Vadisi’ndeki gibi oluşturmaya çalışıyoruz. Sonuç olarak, asıl amacımız, güzel fikirleri, doğru bir yapıda şirketleştirerek, start-up ların global pazarda kendilerine daha kolay yol bulmalarını sağlamak. Bunun için Hollanda ekosisteminden de Türkiye’deki start-upları faydanlandırıyor ve global pazara Hollanda üzerinden açılım sağlıyoruz.

Ergi Şener: Idea Field’da yer alan, yatırım yaptığınız ya da yapmayı planladığınız şirketlere yönelik hedefleriniz neler?

Hakan Mertoğlu: Hedefimiz portföyümüzü oluşturan ve oluşturacak olan bu güzel fikirleri, doğru yatırımcılar ile buluşturarak, pazarlarındaki büyük oyuncular haline getirmek. Ayrıca Idea Field içerisinde yer alan girişimcilerden ortak bir düşünce gurubu kurarak, “beraber daha güçlü” sloganı ile sinerji yaratmak, yeni fikirlerin filizlenmesini sağlamak.

Ergi Şener: Idea Field temelinde bir “incubation center”, ancak yatırım için uygun görülen firmalara ilk yatırımının dışında, aynı zamanda mentorluk ve ilk müşteri sağlama konusunda da destek sağlayan komple yeni nesil bir kuluçka merkezi. Bununla birlikte, yine Sizin önderliğinizde Idea Field aynı zamanda, North Stars Venture Partners (NSVP) adlı, Amerika merkezli bir risk sermayasi şirketinin de bir parçası. NSVP ile ilgili de bilgi paylaşabilir misiniz?

Hakan Mertoğlu: Yukarıda biraz bahsettigim yapı esasen. NSVP organizasyonunda alanlarında liderlik yapan CEO, YK üyesi ve şirket ortağı olan kanaat önderleri yer alıyor. Bu kisilerin kendi deneyim ve tecrubelerinin yanında, network leri ve dünya genelinde yatırımcı ekosistemine olan yakınlıkları ile oldukça önemli bir know-how, NSVP uzerinden Idea Field’a; oradan da portföydeki yatırım yapılan şirketlere akmakta. Amaç, Idea Field’ı global pazarda büyüterek benzersiz yapısını örnek bir model haline getirmek.

Ergi Şener: Sizce başarılı girişimin sırrı ne? Siz gelen fikirleri hangi kriterlerde değerlendiriyor, en çok nelere önem veriyorsunuz?

Hakan Mertoğlu: Dürüstlük… Düşündüğünü söyleyen, söylediğini uygulayan kişilerle yola çıkmaya çalışıyoruz. Bize gelen fikirler ilk önce “executive commity” (yönetici komite) tarafından bir süreçten ve süzgeçten geçiriliyor. Bu süreçlerde fikrin sahipleri ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde şunlara dikkat etmekteyiz: Takım ruhu, daha önceki çalışmalarında başarıları ve başarısızlıkları (ki bundan utanç duymaması, cesurca anlatması, çıkardığı dersleri paylaşması önemli), iş dağılımı (ekip nasıl oluşmuş, yazılım geliştirmeyi kim yapıyor, işi kim yönetiyor), SWOT analizinin nasıl yapıldığı, rakip analizi, eleştirilere/yorumlara yaklaşımları, yeni fikirleri/önerileri nasıl karşıladıkları ve en önemlisi “ne istiyorlar ve bunun karışılığında ne veriyorlar” bunun bilincindeler mi?

Şahsen ben en çok dürüstlüğe önem veriyorum. Başka bir deyişle “ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”…

Ergi Şener: Hollanda’dan bakınca Türkiye’deki girişimcilik ve yatırımcı ekosistemini nasıl görüyor ve yorumluyorsunuz. Nelerin yanlış yapıldığını ya da hangi alanlarda gelişim imkanı olduğunu, hangi alanların daha doğru kurgulanması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Hakan Mertoğlu: Türk yatırımcı ve girişimci ekosistemi geç olmakla beraber uyanıyor, ancak yatırımcıların tecrübesizliği ve Turkiye’nin ekonomik gündemi bu sistemi de beraberinde inişli çıkışlı bir yola itiyor. Bunun çözümü yabancı yatırımcı. Size kısaca bu işin Hollanda’da nasıl yapıldığını anlatayım. Hollanda girişimcilik ekosistemi son 3 yılda, neredeyse %90 oranında yabancı yatırımcı alarak büyüdü. Ekosistemi buna göre tasarlamak, alt yapının sağlam olması ve yerli üretime desteğin tüm ülke geneline yerleşmesi üç önemli etkeni oluşturmakta. Hollanda’da üretilen her şeyde, hem vergisel, hem de yatırım açısından büyük destekler sağlanmakta. Hollanda hükümeti de, Hollandalı yatırımcılara, Hollanda firmalarına yaptıkları yatırım miktarı kadar yatırım yapmaktalar. Yani bir Hollandalı yatırımcı, Hollandalı bir start-up’a yatırım yapıyorsa, Hükümet de yatırımcı kadar yatırımı, yatırımcıya sağlamakta (yani Silikon Vadisi’ndeki yatırımcıya yatır sistemi…). Yeni yabancı yatırımcılar da, bu şekilde yatırımcıya ya da incubation merkezine yatırım yapmakta. Hollanda ekonomisinin pozisyonu ve iş dilinin İngilizce olması, birçok global firmanın merkez olarak Hollanda’yı seçmesini sağlıyor.

Turkiye’nin sistemini eleştirmenin yanında, Hollanda, Danimarka, İsveç ya da Almanya gibi bu işi doğru ve iyi yapan ülkeleri analiz etmekte yarar var.

Küçük bir not: Hollanda pazarı da artık daha çok teknik elemana yönelmiş vaziyette. Üst yönetici ya da finans uzmanı yerine, daha çok mühendis, teknik eleman alarak yeni sanayi devrimine hazırlanıyorlar. O yüzden meslek ve teknik liseler müthiş revaçta, özellikle açılan yeni bölümler tamamen gelecek üzerine…

Ergi Şener: Sizin ana uzmanlıklarınızdan biri sürdürülebilir, global şirket yapıları kurmak. Globalleşmek isteyen firmalar, Sizce en çok nelere dikkat etmeli, nasıl bir strateji izlemeliler?

Hakan Mertoğlu: İşin ilk adımından başlayarak esnek bir kurgu ile ilerlenmeli. Idea Field da biz ilk olarak bunu tasarlıyoruz: Global pazar için nasıl bir yapı kurmak, bunun temelini nasıl oluşturmak gerek; nihai hedefler neler, nerede üretim, nerelerde satış yapılacak; ülkesel bazda vergi avantajları nasıl sağlanmalı, girişimciye yatırım opsiyonunu nasıl artırabiliriz, tabi tüm bunları nasıl uygun bütçelerle gerçekleştirebiliriz. Tüm bunları planlayarak, hayata geçirmeye çalışıyoruz.

Sorunuza biraz geniş yanıtladım, ama genelde hemen bir şirket kuralım, sonra bakarız bakışı, ileride ciddi gelir ve prestij kaybına neden olabiliyor. Biz desteğe her şekilde hazırız, bunun için bu yapıların kurulmasına yönelik danışmanlığı tamamen gönüllü veriyoruz.

Ergi Şener: Kendi girişimlerini gerçekleştirmek isteyen gençlere önerileriniz neler? Kendilerini nasıl yetiştirmeliler, kimler ile çalışmalı, neye dikkat etmeli, nasıl donanım kazanmalılar?

Hakan Mertoğlu: İlk önce bu ekosistemi anlatan en az bir kitap okusunlar☺Yapmak istedikleri ne ise ilk önce çok iyi araştırma yapmaları gerekiyor. Şu soruların yanıtlarına detaylı olarak, herhangi bir gol yemeyecek şekilde hazır olmalılar: Ürünün nedir, benzerleri var mı, varsa senin ürününün daha iyi olduğu yerler neler, kullanıcılar seni ve ürününü neden tercih etsin?

Bu sorulara verilen dürüst cevaplar kendilerini tatmin ediyorsa, girişimcilik dünyasına hoşgeldiniz. Bundan sonra ise sizi daha zorlu konular bekliyor: Bu ürünü kim yapacak, ne zaman hazır olacak, ne kadara mal olacak, ne zaman gelir oluşmaya başlayacak? Tüm bu yanıtları içeren, yatırımcıyı ikna edecek bir yatırımcı paketini de hazırlamaları gerekiyor.

Ayrıca, yeni girişimlerin bir “incubation center” ya da melek yatırımcı ile çalışmalarını öneriyorum. Co-working space olarak adlandırılan alanlara yönelik biraz kuşkularım var. Bu alanlar, Silikon Vadisi’nde genellikle ücretsizken, Türkiye’de ziyaret ettiğim birkaç yer çok güzel olmuş ama Hollywood gibi!…

Son olarak şu şekilde bağlayayım sözlerimi sevgili girişimciler için: Siz ilk önce kendinize, sonra da yatırımcınıza dürüst olduğunuz sürece size her türlü destek gelmeye baslar; ama sabırlı olmak gerek. Sabır size son tavsiyem. Her ürünün bir kuluçka süreci vardır ve bu süreç en önemli dönemdir. Kuluçkadan, ne kadar kuvvetli çıkarsanız, büyüme de o kadar kolay ve sağlıklı olur.

Çok sevdiğim bir sözü de söylemeden geçemeyeceğim: “Don’t imitate, be innovative”… (Taklit etme, kendin yap/inovasyon yap…)

Sevgi ile kalın…

IMG_1618
Hakan Mertoğlu