Gezi Üçlemesi: Polis, Eylemci ve Yaralı Konuşuyor

Pazar, 23 Haziran 2013 09:17

nuce_30052013-123117-1369909877.63Polis: ‘İlk Gün Eylemcilere Sempatim Vardı’

“20 gündür bitap vaziyetteyiz. Tayini eylemlerden önce çıkmış, evini taşımış arkadaşlarımızın tayinleri durduruldu. Her gün emniyetin otobüslerinde, bulabildiğimiz yerlerde uyuyoruz. Bu durum yaklaşık iki hafta böyle devam edecek.”

“Orantısız şiddet kullandığımız iddia ediliyor. Dünyanın her yerinde polis aynı enstürümanları kullanıyor. Kullanıdığımız gaz sağlığa zararlı değil, etkisi 10 dk. bilemedin yarım saat sürer. Zaten eğitimlerde biz de kullandığımız gaza maruz kalıyoruz. Biz kesinlikle hedef alarak ateş etmiyoruz. Kafa hizasından ateş etmiyoruz. Plastik mermi de kullanılıyor evet. Dünyanın her yerinde kullanıldığı gibi. TOMA’lardan sıkılan sularda iddia edildiği gibi asit yok. Gazlı kullanıyoruz. Gaz ancak astım ya da cilt alerjisi olanlar için tehlike arz eder.”

“Polise yönelik bir nefretin geliştiğini görebiliyorum. Vatandaşların bize bakışlarından bile anlaşılıyor bu öfke.”
“Eylemcilerin haklı olduğu yanlar var. İlk gün parkta kalanlara sempatim vardı. Sırrı Süreyya gibi isimlere. Ancak sonradan provokatörler girdi aralarına. Gazdan şikayet ediyorlar ama gaz kalıcı hasarlar bırakmıyor. Ya bize atılan taşlarla yaralanan arkadaşlarımız ne olacak. Molotof çok mu masum bir şey.”
“Basın niye gözü çıkan otobüs şoförünü haber yapmıyor. Mecidiyeköy’de vurulan polis benim yakın arkadaşım, kurşun kasığından girip kalçasına saplandı, hiç haber değeri yok mu?”
“Bizim alıştığımız eylemciler, sol örgütler ve sempatizanların olduğu kitlelerdi. İlk kez bu kadar farklı insanın bir arada olduğu ve kalabalık bir gurupla karşı karşıyayız. Çoğunluğu gençler ve kadınlardan oluşuyor.”
“Bu gençler bizimle aynı kültürden geliyor. Aynı dizileri izleyip, aynı müzikleri dinliyoruz. Duvarlardaki yazıları okurken çok gülüyoruz. Mizah anlayışları çok iyi. Ben en çok Çarşı’nın POMA’sına güldüm. Bir de polise küfürlü sloganlar olmasa…”
“Ben de Kahrolsun Bazı Şeyler sloganını sevdim. Duvarlarda Kahrolsun Faşizim vb sloganlardan sonra görünce.”
“Bizi en çok Çarşı uğraştırdı. Adamlar hazırlıklı, maçlarda gaz yiye yiye alışmışlar.”
“Duran adam eylemi çok yaratıcı bir eylem. Bana gözaltı emri gelince bu eylemi yapan kişi beni niye gözaltına alıyorsun diye soracak olsa verecek cevap bulamam.”

(Eylemciler içerisinde ağır yaralılar olduğunu söylüyorum, örnek olarak gözünü kaybeden Selim’i veriyorum.)
“Eğer dediğin gibi gözünü kaybeden biri olduysa, geçmiş olsun dileklerimizi ilet. Teşkilatın yüzde 95′i benim gibi düşünüyor. Biz katil değiliz, toplumun güvenliğini sağlamakla görevliyiz.”

Genç Bir AKP Seçmenin Dönüşümü
Enes 23 yaşında, üniversite öğrencisi. Gezi Parkı’na yapılan ilk şafak baskınından sonraki gün kitabının arasına koyduğu çiçeği ile Gezi Parkı’nın yolunu tutar. Niyeti Gezi Parkı’nda kitap okumak ve kitabının arasına koyduğu çiçeği eylemcilere vermektir.

“Topçu kışlasının yapılmasına karşı değilim ama eyleme katılan insanların hassasiyetini anlıyorum. Ne olacak ki bir AVM de eksik olsun diye düşünerek destek olmak için Gezi Parkı’na gitmeye karar verdim. Cihangir’den Sıraselviler’e çıktığımda yoğun bir gaz kütlesinin içinde buldum kendimi. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştım. Bir otelin lobisine sığındım, benim durumumda olan çok insan vardı. Sonra polis otele girip insanları gözaltına almaya çalıştı. Otelden çıkmayı başardım. Marmara Otel önünde bir polise durumu anlattım. Otelin içerisinde iki Alman turistin mahsur kaldığını ve onları çıkarmalarını ya da gaz atmaya bir süre ara vermelerini rica ettim. Kesin emir aldıklarını ve eylemciler dağılana kadar müdahale etmeye devam edeceklerini söylediler. Benim polisim dediklerim, bir robot gibi düşünmeden emirleri uygulamaya şartlanmıştı.”
“Bu eylemlerin sonlanması Başbakan’ın iki dudağı arasındaydı. Sonraki günlerde umutla balkon konuşmasını yapan, benim oy verdiğim Erdoğan’ın eylemleri sonlandıracak açıklamayı yapmasını bekledim. Tersine polisin uyguladığı şiddet artarak devam etti. Başlangıçta ağaçlar için verdiğim mücadele şimdi bir insan hakları mücadelesine dönüşmüştü. Geldiğim en son noktada artık bütün bu eylemler boyunca hiç kucaklayıcı davranmayan, despotik bir tutum sergileyen Erdoğan’ın gitmesini istiyorum ve bunun için eylemlere katılıyorum.”

“AKP hiçbir şey kaybetmediyse bir seçmenin oyunu kaybetti. Bu sene düşünmüyordum ama tatilde köye gitmeye karar verdim. Ben nasıl AKP’ye oy vermekten vazgeçtiysem belki başkalarını da vazgeçirebilirim. Burada yaşananları köyümdekilere anlatacağım. Bir kişiyi bile AKP’ye oy vermemesi için ikna edebilirsem ne mutlu bana.”

Eylemlerde yaralananlar
31 Mayıs günü saat 16.30 surlarında plastik mermi isabet etmesi sonucu gözünü kaybetti.
“Polis ile aramdaki mesafe 10 metre kadardı. Birden gözümden sıvı aktığını gördüm. Gözümden vurulduğumu anladım. Hastaneye götürdüler. Gözümde kalan parçaları almak için ameliyata aldılar.”
“Gözümü kaybettiğim için hiç üzgün değilim. Cumhuriyet tarihinde ilk kez böylesine kitlesel ve tüm halk kesimlerinin katıldığı bir eylemin içerisinde yer aldım. Bu ayaklanmanın içinde yer almanın onurunun yanında bir gözün ne değeri var ki.”
“Polis bilerek ve hedef alarak ateş açtı. Yanımda kafasından vurulan, çenesi kırılan insanlar oldu.”
“Şunu özellikle belirtmek istiyorum. Biz demokratik hakkımızı kullandık. Bizler marjinal değiliz. Bu halkın gerçekliği ve ta kendisiyiz.”

BEN
Bana gelince… Öyle bir yirmi gün yaşadım ki, ömrünün kalan yirmi yılını alıp yerine böyle bir yirmi gün versek kabul eder misin deselerdi, değil yirmi gün, tek bir anını bile düşünmeden kabul ederdim. Ne güzeldi be…

“Çünkü çok şey burada oluş, çünkü burada her şey
bizi istiyor apaçık, o yitip giden, bize bir tuhaf dokunan şey,
Bir kez hepsi, yalnız bir kez,
Bir daha yok.
Ama bu,
bir kez bulunmuş olmak, bir kezcik de olsa
yeryüzünde bulunmuş olmak,
sanma geri alınabilir”
R. M. Rilke, Duino Ağıtları, IX. Ağıt

Ali Mendillioğlu

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ