“Gezi çocukları Ak Parti döneminde yetişti” Nimet Baş’dan çarpıcı değerlendirme!

Pazartesi, 14 Ekim 2013 15:08

nimet-bas_2AK Parti İstanbul Milletvekili Nimet Baş, Gezi olayları, Balyoz kararı, dekolte krizi ve başörtüsü kararıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Gezi olaylarının baş aktörü olan ve sorgulayıcı tutumlarından dolay ‘Y Kuşağı’ olarak adlandırılan 90’lar kuşağının AKP döneminde yetiştiğini söyleyen Baş, askeri darbeler için ‘artık çok zor’ dekolte için ise ‘siyasetin konusu değil’ dedi.

İşte Nimet Baş’ın Hürriyet gazetesinden Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajdan bir bölüm:

Eğitim bakanlığı da yapmış bir siyasetçi olarak Gezi’deki gençleri şiddet yanlısı olarak mı tanımlarsınız?

Şiddete hiç taraftar olmayan bir kitle bu. Artı, bu çocuklar AK Parti iktidarı döneminde yetişmiş çocuklardır. Kendilerini demokratik olarak ifade etme tarafları çok daha yüksek bir nesil bize göre. Bu yaş grubunda çocuğu olan ve çevresinde sayısız genci görmüş bir anne olarak söylüyorum. Ben bakanken okullara gittiğimde hiç de bizim gençliğimizdeki gibi çocuklarla karşılaşmıyordum zaten. Ergen araştırması yaptırdık, bu neslin nasıl bir nesil olduğunu o dönemden okuduk biz. Gezi’nin ilk başlarında talep ettikleri konuyu doğru bir şekilde ifade ederek yola çıkan gençler oradaki değişimi ve dönüşümü gördükten sonra zaten çekildiler. Gezi üzerinden başka dizayn hesapları olan provokatif kitlelerle ilişkileri ya da akrabalıkları yok bu grubun. Bu gençler onların arkasına takılıp gitmedi. Bizim zamanımızdaki gençler olsaydı giderdi. İşte o da bir kazanım. Biz yetiştirdik onları, bizim çocuklarımız.

Hüseyin Çelik’in dekoltesini eleştirmesinin ardından bir televizyon kanalında program sunan Gözde Kansu’nu işine son verildiği iddiası ortalığı karıştırdı. Hayat tarzına müdahale tartışması yine alevlendi.

Bizim en büyük hatalarımızdan bir tanesi çok istisnai olaylar üzerinden yola çıkarak genel değerlendirmeler yapıyoruz. Ne kadar köpürtürseniz ve genele yaymaya çalışsanız da bu spesifik bir olaydır. Bu olayla ilgili konuşmaktan imtina ediyorum, çünkü bazen birileri bu olaydan kahramanlık çıkarıyor. Bu kanalda veya o kanalın yayın kuruluşlarında hiç böyle bir şey görmüyor muyuz? Ben o kanalda işten çıkarılan kişinin dekoltesinden çok daha dekolte şeyler görüyorum.

Peki bu siyasetin konusu mudur?

Siyasetin konusu değildir, o ayrı bir şey. Ben siyasi bir kimliğin açıklamalarına olumlu veya olumsuz tercümanlık yapamam. Sadece kendi bakış açımı ortaya koyarım. Ben kendi adıma bu tür değerlendirmeleri doğru bulmam. Ama koparılan fırtınanın reel bir karşılığı da yok. Yaşam tarzlarını garanti altına alan ve ayrımcılık yapılmasını suç haline getiren bir iktidardan söz ediyoruz.

Demokratikleşme Paketi’yle gelen ‘öğretmenlere başörtüsü serbestisi’, tartışmaları da beraberinde getirdi. Bazı velilerin ‘Öğretmenini bir gün önce açık gören çocuk bir gün sonra kapalı görüyor. Travma yaşayacak’ şeklindeki argümanlarına bile tanık oluyoruz.

Aaa çok komik. Bu toplumda yaşayan çocuklar hayatlarında ilk defa başörtüsü görmüyorlar, bu bir. Çocuklar yetişkinlere göre çok daha gerçekçi ve çok daha hızlı algılarlar, bu iki. Başörtülüler öcü değil ve onları bir korku unsuru olarak algılayacak bir durum olacağını hiç zannetmiyorum. Bunları söyleyen veliler acaba çocuklarını sokağa çıkarmıyor mu? Çocuklar sokakta başörtülü birisini gördüğünde korkuyor mu? Çocukların ve onların masumiyeti üzerinden başka türlü bir izah tarzına girişiliyor. Bu çok yakışıksız. Bunlar demokrasinin tadını kaçıran şeyler.

Anadilde eğitimi başlatmak için devlet okulları yerine özel okulların seçilmesini ‘Devletin malum refleksleri devam ediyor’ şeklinde algıladı Kürtler.

Anadilde eğitim bir haktır. Fakat tartışılan anadilde eğitimin nasıl yapılacağıdır. Halen anayasamızda ‘Devletin resmi dili Türkçedir’ diyor. Dolayısıyla anadilde eğitim için öncelikle bir anayasa değişikliği gerekiyor. Ayrıca, devlet okullarında bunun hayata geçirilmesi için çok uzun ve zorlu süreçler gerekiyor. Her şeyden önce anadilde eğitim fakülteleri kurup Kürtçe öğretebilecek öğretim görevlileri yetiştireceksiniz. Bugün ‘Evet bunu yapıyoruz’ deseniz bile bu, en az 20 yıllık bir hazırlık sürecidir.