Funda Mentaloğlu ve Pucca arasındaki 16 temel fark

Perşembe, 1 Ocak 2015 11:58

Bu Pucca benzetmelerinden çok sıkıldım. Fikrimi açıkça beyan edeceğim. Sanırım 2010 yılıydı Pucca Günlükleri ilk yayımlandığında. Belki bir yıl daha geç.

Bundan evvel 2007 senesinde “Sephia” adında bir kitap yazmıştım. O zamanki erkek arkadaşım yani ilk okuyucum, metinleri bitirdiğinde “bunlar çok cesur şeyler ve çok özel, bence bunları basmamalıyız” dedi. Benim de zaten tüy kadar olan cesaretim böylece kırılmış oldu.

Ve fakat bir süredir heyecanla yazmakta olduğum şeyin ne olduğunu soran arkadaşlarıma okutabilirdim. Kırılan cesaretimle beraber bir kaç kişiye yolladım Sephia’yı. Bir süre sonra bu paylaşımlar yayılmaya başladı. Ve birinin e-kitap yapalım demesiyle sonuçlandı.

funda-mentaloglu-roportajTabi bu yayılma işi erkek arkadaşımla olan ilişkimizi çıkmaza da soktu. Sanırım yaptığım esere de inanmamışım ki bütün ezikliğimle Sephia’yı geri çektim. Aman sevgilim mutlu olsundu.

Üç dört yıl sonra Pucca’nın kitabı çıktı. Kitabımı bilen arkadaşlarım arayıp Pucca’yı sordu. Acaba Pucca, Sephia’daki isimler değiştirilip şifreli mi yayımlanmıştı.

Ben olmadığımı söyledim ve ilk Pucca Günlüğü’nü o zaman aldım. Öyle yerlerde şoka girdim ki kesin bu kız bir yerden bulup okumuştu Sephia’yı. Sonra sosyal medyadan takip ettim. Aslında alakamızın olmadığını ve arkadaşlarımın neden kızı ben sandığını anlamış oldum.

Ardından gizlenen Pucca’yı Okan Bayülgen’e çıkardılar. Okan, Pucca’yı iyice rezil etti. Galiba kız bir daha bir yere de çıkmadı. Sanırım Okan Pucca’nın yazdığı kadar samimi olmadığına kanaat getirmişti. Biraz aptal demiş gibi oldu.

Kızı Okan’da görene kadar Pucca’yı ciddiye alıyordum. Ne de olsa bir şeylerimiz benziyordu. Sonra yazar-okur arasındaki iplerin koptuğunu fark ettim. Üstelik yaşam tarzı çokta ilgimi çekecek şekilde değildi. Zaten başka kitaplarını da okumadım.

***

Zaten her yazar kendini yazar. Her çizer de kendini çizer. O yüzden ta başından beri “kurgu mu, gerçek mi” sorusunu hep boş bıraktım. İnsanları gerçek olamayacak kadar gerçek duygularla tanıştırırken paravanım olan Funda’ya şimdi daha çok saygı duyuyorum.

Zehra S. Azbay olarak edebiyat dünyasına bir anti-kahraman kazandırma yolundayım. Bunu kendimi gizleyerek değil bilakis aynalayarak gerçekleştirmeyi tercih ettim. Funda Mentaloğlu şimdiden karikatür kahramanı oldu bile.

Yazmak için doğmuş çocuklar bilirler, eserden çok kahraman kazandırmanın muvaffakiyetini. Bunun için Anna Karenina’ya bakarız. Don Kişot’a. Çünkü onlar bu muvaffakiyetin kahramanlarıdır. Muhtemelen hikayelerini okumamış olsan da biliyor olman bu yüzdendi.

Onun dışında Funda Mentaloğlu ve Pucca arasındaki 16 temel farkı sıralayacağım; yani, mukayese öyle değil böyle yapılır diyeceğim!

1-Funda Mentaloğlu bir karakter. Pucca nick name.

2-Funda aşkı arıyor. Pucca kocayı.

3-Funda her an daha önce yapılmamış bir şey yapma peşinde. Pucca kendini beğendirme.

4-Funda şehirli kadın. Pucca varoş.

5-Funda cinsellik tabanını tutuyor. Pucca temiz aile kızı tabanını.

6-Funda ot tüketiyor. Pucca alkol.

7-Funda seksi ve çok güzel kadın. Pucca “koca götlü ve göbekli” (kendi deyimi)

8-Funda yaşadığı maceralardan ders verme derdinde. Pucca tek taş yüzüğü nasıl kapacağının.

9-Funda dünyayı dolaşıyor. Pucca yurttan çıkmıyor.

10-Funda spiritüel bir ışık yansıtıyor. Pucca içindeki kötülüğü sempatik bir kisveye bürüyor.

11-Funda punk. Pucca haydi hoppa eller havaya.

12-Funda ressam. Pucca’nın mesleği adı gibi gizli. (ya da sadece bloger’dır-emin değilim)

13-Funda kitap okuyucusu. Pucca televizyon izleyicisi.

14-Funda çamaşır suyu bağımlısı ve titiz. Pucca kendi tırnaklarını kesemiyor.

15-Funda özgür ve kaygısız. Pucca sınırların içinde hapsolmuş. (yine kendi deyimiyle-Küçük Aptalın Büyük Dünyası)

16- Funda sosyal analizler sunuyor, araştırıyor, geliştirmeye zorluyor ve özgün. Pucca, Bridget Jones’un bütün kurgusunu, aynısını Türkçeye çevrilmiş haliyle imzalıyor.

Bu satırları okuyan kimselerin ağzına düşmeden ben söyleyeyim, evet bunları düşünüyorum. Ve evet Pucca’yı kıskanıyorum. Bu kadar alt yapısı olan biri olarak nasıl da o meşaleyi ben değil o tutuyor diye, kıskanıyorum.

Ve tanımı kafalarına kazımasını istediğim hadsiz yorumcular için geliyor. Yeraltı Edebiyatı Nedir?

Sert, aykırı, eleştirel, çoğunlukla gerçekle hayalin ince çizgisinde var olmaya çalışan yeraltı edebiyatı; alkolizmin, cinselliğin, sıradışılığın ve küfrün dışavurumudur. (Wikipedia)

Devamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK 

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play