Freud kadınları hadım etti

Çarşamba, 1 Ekim 2014 12:02

Freud’un kadınlar için ileri sürdüğü ‘penis kıskançlığı’ teorisi Batı medeniyetinde yüzyıllardır kabul görmüş, dolayısıyla onun bu yaklaşımına inanan tüm uzmanlar tarafından da seanslarında kullanılmıştır.

Yaratılmış bir cinsiyetin, karşı cinsle temelden kıyaslanması ve kadına atledilen bu eksiklik duygusu Freud tarafından psikoloji biliminde kabul görmüştür. Mantık dışı bu yaklaşım hayata kadının 1-0 yenik gelmesi kabulünü sağlamıştır.

Zaten Amerika ve Avrupa’daki medyaya baktığımızda kadının ikinci planda olduğunu görebiliriz. Ülkemizde cinayete kurban giden, şiddete uğrayan kadın, Batı medeniyetinde psikolojik olarak hadım ediliyor. Ortadoğu’da ise psikolojik utanç kaynağı, namus korkusu gibi görülüyor.

Doğuştan penis kıskançlığına inandırılmış bir kadının, bu kıskançlıkla başetmek için farklı yollara başvurması kaçınılmaz. Çünkü penise karşı gizli bir özenti, aynı zamanda açık bir öfke dışavuruyor. Bilinçdışında, eğer benim penisim yoksa, penisi olan gibi savaşmalıyım inancı yerleşiyor.

Bu sebepten kadın erkeği bir rakip olarak görüyor. Ne kadar erkekleşirsem o kadar güçlü olurum diyerek iş hayatında, medyada, politikada, evde, sokakta penisli kadınlar türemeye başlıyor. Erkeklerin dünyasında erkek gibi davranmak için kadına ait olan şefkat, merhamet, sevgi gibi duygular bastırılmış avcı erkeğin en çok kullandığı savaşçı duygular geliştiriyor.

Özünden uzaklaşan kadın, penisli olmak için kendi olmaktan uzaklaşmıştır. Bu sebeple ortalık erkek kadınlarla dolmaya başladı. Erkeklerin dünyasına kadınlığından sıyrılıp gelen yeni erkek kadınlar ciddi bir sosyolojik çatışmaya ve kendilerinde yarattıkları ağır depresyonlarla başbaşa kaldılar.

Saçları kısalan, makyajı silinen, kıyafeti maskülenleşen, ayakkabısı düzleşen, pantolonuna kemer takıp, siyah-lacivert renklere bulanan kadınlar, erkeği yenmeye çalışarak, penis kıskançlıkları ile başetmeye çalıştılar.

Başedemedikleri hormonlar, ‘anne olma, şefkat gösterme’ gibi süreçlerin açlığı, onlarda zayıflık olarak düşünüldüğü için hep kaçtılar. Özünden kaçış ağır ve derin psikolojik yaralar açınca duyguları bastırıp, bedenlerini ön plana çıkarmaya başladılar.

Sık cinsel ilişki, sık değişen partner, sadist ve mazoşist tavırlar…

Anne olmak isteği arttıkça, sosyal çevreden en güçlü erkeği bulup, ondan hamile kalma davranışları arttı. Çocuğu kendilerine saklama ve babasız çocuk büyütebilirim özgüveni bu tip kadınları iyice bencilleştirdi.

Benim babam en güçlü sloganı artık, benim annem en güçlü ile yer değiştirdi. Kadın değersizleşti ve kendini eksik hissetmeye başladı. Kaynağını bulamayan kadın yeni dünya düzeninin pompaladığı vaadlere kapıldı.

Güzel ol, kendini teşhir et, şunu giy, giydiğine puan al, bunu tak, bunu ye… Sanki erkekler tarafından beğenilmek zorundaymış gibi tezgahlara koyulan karpuzlar gibi, kendini sergilemeye başlayan kadın vitrindeki cansız mankenler gibi teşhir ürünü olmaya başladı.

Tüm gazete ve dergilerde reklamları yapılan, arabaların üstünde çıplak fotoğrafları sunulan, turizmde, plajlarda, otel girişlerinde, tatil reklamlarında bikinili ya da geyşa kadın fotoğrafları kullanılmaya başladı.

Erkek ırkını bu denli tahrik etme çabasına ise sistemin getirdiği açıklama ‘halk bunu istiyor’ oldu. Halk bunu istemiyor. Kimse karısının, kız arkadaşının, annesinin fotoğraflarını o yerde görmek istemiyorsa burada bir yalan yatıyor.

Hazırlayan: Aşkım Kapışmak

Yazının devamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play