Freddie Mercury Hayranı Rockçı İmam: Yaptığım İslam için bir Rönesans’tır

Pazartesi, 15 Temmuz 2013 13:16

sultanahmet-in-rock-ci-imami_haber_4841892 Son günlerin belki de en çok konuşulan isimlerinden bir tanesi Rokçı imam olarak bilinen Firock grubunun solisti Ahmet Muhsin Tüzer ile Dipnot Tablet’ten Kenan Taş bir röportaj gerçekleştirdi.

-Bu sevdanız ne zaman ortaya çıktı? Meslek seçimi yaparken, bu konsept  bana uyar mı diye düşündünüz mü? Hem  din görevlisi olmak hem de rock müzik yapmak?

Çocukluğumdan beri İslami duyarlılığı olan muhafazakar bir ailenin ferdi olarak yetiştirildim. Çocukluğumdan bugüne kadar müzik altyapım İlahi, Kaside, Mevlit, Kur’an, Ezan vb çizgide olmuştu. Hatta 1982 yılında  İzmir Büyük Çiğli Kur’an Kursu’nda okurken Diyanet Vakfı’nın düzenlemiş olduğu Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmasında İzmir ve Ege Bölgesi 1.si ve Türkiye dördüncüsü olmuştum. İmam – Hatip yıllarımda Sanat Müziği’ne ilgim vardı. Kardeşlerimin Sanat Müziği’ne olan ilgisinin de bunda etkili olduğunu söyleyebilirim.

Hareketli ve dinamik bir insan olduğum için sık sık Pop Müzik dinlerdim. Ama bir sanatçı vardı ki; O’na hayrandım. Sesi, tarzı, parçaları beni adeta büyülüyordu.

O, Queen’in Efsanevi Solisti Freddie Mercury’den başkası değildi. Rock ile Opera’yı harmanlayarak yeni bir müzik anlayışı sunan sıra dışı bir yetenekti.

Bohemian Rhapsody parçasının sonuna doğru söylediği “Bismillah” kendi dünyamda Freddie’yi farklı bir yere taşıyordu. Onu inancımla da eşdeğer görmeye başlamıştım.

2000-2010 yıllarında ticaretle iştigal ettim. Hatta Lycos markamla organik bitki ve siyah çaylar ürettim. Yani Türkiye’de niş konsepte ve üstün kalitede çaylar ürettim. Çok uğraş ve mücadele vermeme rağmen başarılı olduğum söylenemez.

Etrafımdan bazıları Ahmet Muhsin Hoca! Ne zaman çıkarıyorsun İlahi, Kaside, Tasavvuf Musikisi Albümünü? Diye sorarlardı. Ben de onlara bu tür albümü zaten yapıyorlar. Bir de benim yapmam ne fayda sağlayacak? derdim. İnanın gönlüm ve kalbim bu tarz bir albüm yapma  konusuna kapalıydı.

Mayıs 2013′te birgün bir arkadaşım vesilesiyle Kramp Grubu’nun unutulmaz ismi Doğan Sakin’le tanıştım. Elele vererek çalışmalara başladık. Provalar, yeni beste ve sözler derken geçen hafta klip parçamız “Mevlaya Gel”in çekimlerini tamamladık. Ve bir aksilik olmazsa 12 Temmuz Cuma günü İlk Single Parçamızı tüm müzikseverlerin beğenisine sunmuş olacağız.

Bu mesleği tesadüfen seçtiğim söylenemez. Benim için rock müzik bir araçtır. Amaç; Allah’ın hoşuna gidecek mana ve hakikati ortaya çıkaracak yüce bir hedeftir.

Ben Cami içerisinde vazifemi tam olarak yaptıktan sonra Cami dışında rock müziğimi yaparım. Ve yapıyorum. Bundan zerre miktar gocunmam. Ve yaptığımın bırakınız İslama ters olmasına, İslamın özüne ruhuna uygun olduğunu belirtmek isterim. Yaptığımız İslam Âlemi ve düşüncesinde bir devrimdir, değişimdir, kalıplaşmış tabuları ve putları yıkmaktır. Bu bir Rönesanstır.

 

-Daha önce böyle bir şey duymuş muydunuz? İlk örnek siz misiniz? Din görevlileri arasında  Türk toplumu tarafından aykırı müzik diye tabir edilen bir müzik türüyle uğraşan böyle bir örnek var mı?

Diyanet’te bunun bir ilk olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta dünyada bir ilk.

Devletin resmi memuru olan bir İmam Hatip, şu ana kadar akıllara bile gelmesi mübah olmayan bir projeyi hayata başarıyla geçiriyor.

Böyle aykırı bir projeye soyunmak her şeyi göze almak demekle eşdeğerdir. Hatta ölümü bile. Değişimi cesur yürekli, onurlu ve sıra dışı kişiliğe sahip erdemli insanlar gerçekleştirebilir. Onlar toplumun terakki edebilmesi ve dünyanın şekillenmesi uğruna kendilerini bile feda etmekten kaçınmayan öncülerdir…

Böyle bir şeyin İran’da, Suudi Arabistan’da olabileceğini hayal edebilir misiniz? Suudi Arabistan’da kızlardan oluşan bir rock müzik grubu olduğunu biliyorum. Ama devlet izin vermiyor. İnternette, Youtube’da grup hakkında bilgi bile bulamıyorsunuz dinsel baskılar, toplumun yaşam tarzı, değerleri, geleneksel yaşam biçimleri vb. buna olanak sağlamıyor maalesef.

-İmamlık Türk toplumun tüm kesimlerince saygınlık gören bir meslek  ”beni ayıplarlar mı” diye korktuğunuz oldu mu ? 

İmamlık mesleği saygın ve mes’uliyeti ağır ve zor bir meslek esasen. Peygamber mesleği de denir ayrıca. İmam cemaate bir rehberdir. Önce kendi içinizde kalbe dönük bir yolculuk yapmanız ve cemaate ve insanlara da bunu öğretmeniz gerekmektedir.

Ben İmamlık sınavını çok kolay kazandım. Hatta sınav sonrası kazandığımı yüzüme söylemişti Jüri Heyeti.

Sesim, yeteneğim, tavrım bu mesleğe uygun olmasaydı kesinlikle düşünmezdim. Allah bana bu donanımı lutfetmiş. Ben de kaderin Sahibi’nin bana çizdiği rolü oynamaya gayret gösteriyorum.

İmamlık dünyadaki en kolay mesleklerden biridir. 5 vakit namazın dışında çok vaktiniz vardır. Gerçi Diyanet şimdi yeni yeni namaz öncesi Kur’an okuma, sohbet yapma geleneği getirdi. Demek istediğim böyle bir rahatlık meslektaşlarımda pasif bir yaşama sebebiyet veriyor. Dinamik bir yapı değildir camiamız.

Son yıllarda yavaş yavaş sosyal projeler gerçekleşmeye başladı. Ve gurur duyduğumuz birkaç bireysel proje toplum tarafından takdir edilmeye başlandı.

Ama benim gerçekleştirdiğim bu proje hakikaten Diyanet ve Türk toplumunda bir devrim diyebilirim. Bu işe soyunurken hiç ama hiç korkmadım ve en küçük bir endişe taşımadım.

-Bağlı bulunduğunuz kurumdan herhangi bir eleştiri aldınız mı? Biliyorsunuz Türkiye’de insanlar meslekleri dışında bir iş yaptıklarında psikolojik  engellemelerle karşı karşıya kalıyorlar ya da bazen işlerinden bile olabiliyorlar bununla ilgili bir sıkıntı yaşadınız mı?

Diyanet İşleri Başkanlığı kurumumuzdan herhangi bir tepki almadım. Başkanımızın beni tanıyor olması (niyet, karakter, hedef vb) Allah’ın bir inayeti. Bu işe başlamadan önce Kaş Müftümüz Fethullah Yavuz bana ithafen şöyle demişti:

Ahmet Muhsin Hoca! Camiamızı zedeleyecek, imajına zarar verecek, dinimize halel getirecek her türlü konuşma, tavır vb uzak durmanı istiyorum.

Hiçbir zaman İmam Hatip olduğunu unutma! Ve ona göre hareket et demişti.

Ayrıca Kaş’ta beni tanıyan-tanımayan polis, komutan, memurlar vb tarafından onare edildiğimi de belirtmek istiyorum. Kaş Halkı’nın genelde çağdaş ve aydın insanlardan oluşması olumlu bir tablonun ortaya çıkmasını sağladı.

- Aileden tepkiler nasıl? Anne baba akrabalarınız size karşı bakışları nasıl oldu?

Ailem önce projemize inanmadı. Çünkü rock müziği ile ilgili herhangi bir bilgi yoktu ve onların yaşamlarına aykırı bir müzik türüydü. Parçanın aranjmanı yapılmamış hali ile (biraz gürültü vardı) dinlediklerinde babam ” Oğlum! Sen bu müzikle hiçbir şey yapamazsın. Bunu kim dinler? gibi şeyler söylemişti. Parçanın aranjmanı tamamlanıp okuduktan sonra babam başta olmak üzere kardeşim ve akrabalarımdan bazıları çok beğendiklerini; parçanın kendilerini etkilediğini, ayrıca sözlerinin çok anlamlı ve mana yönünün çok kuvvetli olduğunu söylediler. Ayrıca bazı müzik otoriteleri parçanın rock+tasavvuf+blues+sözler+yorum ve sesin müthiş uyumu karşısında çok etkilendiklerini belirttiler.

- Şunu da sormak  istiyorum özellikle “şu koskoca imamın yaptığına bak” diye ayıplayanlar oldu mu size “Bak şu marjinal adama” diye?

Bu ve benzer eleştiriler beni ve grubumuzu tanımayan kişilerden gelmektedir. Bunlar aşırı uçta olan, radikal ve tutucu kesimler. Hatta Diyanet Camiamızdan tanımadığım bir İmam bile facebook sayfamızda bana ithafen hakarete varan bir ifade kullanmış. Cevaben “Biz Aşk yolcularıyız. Hakaret edene dua ederiz” babından bir şeyler yazmıştım. Buradaki problem; insanlara alışılmışın dışında bir proje sunuluyor. İmam denince zihinlerde oluşan imajın çok ötesinde bir proje bu. Başlangıçta malum insanlar projeyi yadırgıyorlar. Bir Doktor böyle bir proje yapsa bu tür bir tepki olmuyor. Bu tamamen bir imaj meselesi.

Ama olayın özünü/mahiyetini kavradıklarında hele hele parçamızı dinlediklerinde zihinlerde oluşan olumsuz imaj yerini olumlu bir hakikate çeviriyor.

Olması gereken hatta çok geç kalınmış bir proje diyorlar.

İmam sadece Camide değil Cami dışında da önderdir, eğitmendir. Dolayısıyla buradaki amaç ortaya koyduğunuz projeyi hangi niyet ve hedef doğrultusunda yaptığınızdır. Gitarın tellerine dokunurken hangi niyetle dokunduğunuz önemlidir. İslamda çalgı aletleri günahtır diyenler var. Bu yanlış bir algıdır. Parçanız güzel bir hakikate davet ediyorsa sizi, kullandığınız enstrümanların ne önemi var!

- Siz bu müziği yapmaya başladıktan cami cemaatinizden rock müziğe ilgi duyan oldu  mu? Ya da rock müzik camiasından camiye doğru oldu mu?

Cami cemaati konusunda maalesef talihsizim. Görev yaptığım Pınarbaşı Köyü çok küçük ve 9-10 haneli bir köy. Genelde yaşlılardan oluşuyor. Gençlerden oluşan bir cemaatim olsaydı muhtemelen rock müziği’ne karşı ilgi ve sempati olurdu aynı zamanda rock müzikseverlerden camiye gelen olurdu diye düşünüyorum.

Haberimizin basında yayınlandığı ilk günlerde tanımadığım bir kişiden bir twit aldım.Bu kişi Gezi Parkı eylemcilerinden biriydi. Twiti şöyleydi: Rock’çı İmam Ahmet Muhsin Tüzer. Bana bunlarla gelin” Bunun üzerinde kendisine teşekkür mesajı gönderdim. Mesajıma ” Hocam Merhabalar.. Dine karşı ilgim fazla yok. Ama sizin gibi insanları tanıdıkça daha fazla içime huzur doluyor. ALLAH yolunuzu açık etsin” diyerek mukabelede bulundu.

Ben tekrar şu mesajı gönderdim: ” … Bey, İçten duygularınızı paylaşmanızdan oldukça mutlu oldum. Her kul Hak tarafından değer verildiği için yaratılmıştır. Siz değerlisiniz”

O da şu mesajı gönderdi: ” Bu aralar bende Mevlana ve Şems’in hayatıyla ilgileniyorum… O kadar muzzam ki!  ALLAH aşkı çok ayrı çok farklı”